Yazdır

Ağırlık Kontrolünde Fruktoz Tüketimi

Yayın Tarihi: 06/11/2012

FRUKTOZ TÜKETİMİ Agırlık kontrolünde fruktoz tüketimi
 
Her şeyin fazlası zarar demekle  başlamak daha doğru olacak. Yıllardır süre gelen doğru bilinen yanlıştır bu.’’ Meyve şekeri, zararsızdır, kalorisi yoktur. istediğin kadar yenilebilir….’’
Bir bakıma doğrudur aslında saf karbonhidratlarla kıyaslarsak enerjisi ve kalorisi daha azdır hatta rafine şekerlere göre daha sağlıklıdır, fakat kaloriz değildir.
 
Meyvenın içinde bulunan şeker fuktoz olarak adlandırılır. Fruktoz, birçok besin maddesinde bulunan altı karbonlu bir monosakkarittir. Beyaz katı bir görünüme sahip olan fruktoz, suda çok kolay çözünür. Bal, ağaç meyveleri, kavun ve karpuzun da dahil olduğu familyadaki meyveler, dutsu meyveler ve bazı kök sebzeleri fruktoz içerir.
 Fruksoz un tüketimi ise ;yüksek fruktozlu mısır şurubu ya da sukroz olacak şekilde günlük beslenmemizde özellikle son yıllarda artmıştır. Modern dünyada çocukluk ve gençlik döneminde mısır kaynaklı fruktozla yapılan yiyecek içecek tüketimi önemli bir yer almaktadır. Yüksek fruktozlu besinler özellikle fiziksel hareketsizlik ve tüketim fazlalığı ile birlikte, kronik hastalıkların (hipertansiyon, obezite, metabolik sendrom, böbrek hastalığı, taş) gelişiminde önemli bir rol oynayabilir. Öyle ki fruktozun alkol ürünlerinin gösterdiği hasarın bir benzerini insan vucüdunda gösterdiği belirtilmektedir. Bunun yanında insan karacigeri de devamlı olarak fruktozu yağa çevirdiğinden dolayı metabolik sendrom riskini arttırmaktadır. fruktozun emilimi meyvede bulunan  lifler sayesinde kana geçmesi engellenmekte ve, bu yüzden fruktozun emilimi yavaş olmaktadır.
Yemekten sonra kanda artan glikoz, hipotalamusta tokluk merkezini uyarmakta ve kişi kendini tok hissetmektedir. sadece glikoz değil, kanda aminoasitler ve yağ asitlerinin yükselmesi de tokluk merkezini uyarıp, açlık merkezini baskılamaktadır. Ancak burada önemli olan bir nokta, fruktozun tokluk hissi oluşturmamasıdır. Dolayısıyla kanda glikoz değil de fruktoz aşırı yükselirse, kişi tok olmasına rağmen, tokluk hissi ortaya çıkmadığı gibi açlık hissi de bastırılamamaktadır. Neticede kişi fruktozlu gıdaları yedikçe daha fazla yemek istemektedir. Fruktozun tokluk hissini uyarması için  karaciğerde glikoza çevrilmesi gerekir.
 
Peki meyveyi nasıl ve ne zaman tüketelim sorusuna gelince…
Öncelikle meyve suyu yerine posa ve lif açısından zengin olan meyveyi tüketmekten yana olmalıdır tercihimiz, ve uzmanınızın size önerdiği ölçülerin üstünde olmamasına dikkat edilmelidir.(ortalama 3-4 porsiyon)
Bu meyvelerimizin tüketimi ise, ya yemekten en az bir saat önce veya en az iki saat sonra olmalıdır. Meyvedeki fruktoza, bağırsaklardan emilmesi ve karaciğer tarafından glikoza çevrilmesi için süre verilmelidir. Bu şekilde  iştahın azalması  ve az yeme gözlemlenecektir.  Meyve, yemeklerden hemen  sonra tüketildiğinde, midede fermantasyona (mayalanma) yol açacak, asit ve gaz üretimine sebep olacaktır. Fermantasyon sonucunda alkol oluşmakta, ve bu durum yenen gıdaların  vücuda zarar vermesine sebep olmaktadır. Ayrıca karaciğer başta olmak üzere sindirimle ilgili tüm organlara, bu asit ve gazı yok edebilmek için normalden daha fazla yük binmektedir.  
 
Fruktoz şekerinin mekanizması ise;
Deney hayvanlarında yapılan bir çalışmada ise, glikozun hipotalamusta tokluğa sebep olduğu ve yemeyi engellediği,  fruktozun ise glikozun bu etkisini baskılayarak yeme davranışını artırdığı bulunmuştur.
Fruktozun aşırı kullanımı, karaciğerde yağ üretiminin artmasına sebep olmaktadır. Karaciğerde glikoz yıkımında hız sınırlayıcı enzim fosfofruktokinazdır. Bu enzim, glikoz yıkımı ve Krebs çevrimi neticesinde üretilen ATP ve sitrat tarafından baskılanır ve glikoz yıkımı sınırlanır. Ancak fruktoz yıkımında bu hız sınırlaması yoktur. Fruktoz yıkılırken, glikoz, glikojen, pirüvat, laktat, gliserol ve açil gliserolün açil kısmı üretilir. Bunların üretimi sınırlandırılamaz. Bu aşırı üretim neticesinde, karaciğerde çok fazla trigliserit ve dolayısıyla aşırı VLDL üretilmiş olur. Günde iki veya daha fazla kutu fruktozla tatlandırılmış içecek alan kişilerde, kalb hastalığı riskinin % 35 daha fazla olduğu bulunmuştur. Deney hayvanlarındaki bazı çalışmalarda fruktozla beslenmenin, yüksek tansiyona sebep olduğuna dâir yayınlar vardır. Aşırı fruktoz tüketiminin hem karaciğer, hem de periferik dokularda insülin direncine sebep olduğuna ve bu yolla şeker hastalığına sebep olabileceğine dâir çok sayıda çalışma vardır. Son yıllarda yapılan bir çalışmada da aşırı fruktoz tüketiminin böbrek hastalıkları için bir risk olduğu, glomeruler hipertansiyon, renal harabiyet ve iltihap (inflamasyon) ve böbrek tüp ve dokusunda hasara sebep olduğu iddia edilmiştir.
 
Sonuç olarak;
Fruktoz ve fruktoz surubundan zengin beslenme gün geçtikçe artmaktadır. Bu madde gazlı içeceklerde, meyve sularında baklava ve benzeri tatlılarda da kullanılmaktadır. Fruktoz şurubunun tercih edilmesi; koruyucu özelliği ile tatlandırıcılığının fazla olmasından ve iştah artırıcı özelliği dolayısıyla beslenme bağımlılığı yapıyor denilebilir.
Bu sebeple fruktoz ve  fruktoz şurubunun fazla tüketilmesi başta obezite olmak üzere metabolik sendroma, ateroskleroza, hipertansiyona, aterosklerotik kalb ve böbrek hastalıklarına yol açabilir.

Ağırlık Kontrolünde Fruktoz Tüketimi

Diyetisyen Asuman Erdoğan
Yayınlanma Tarihi : 06/11/2012

FRUKTOZ TÜKETİMİ Agırlık kontrolünde fruktoz tüketimi
 
Her şeyin fazlası zarar demekle  başlamak daha doğru olacak. Yıllardır süre gelen doğru bilinen yanlıştır bu.’’ Meyve şekeri, zararsızdır, kalorisi yoktur. istediğin kadar yenilebilir….’’
Bir bakıma doğrudur aslında saf karbonhidratlarla kıyaslarsak enerjisi ve kalorisi daha azdır hatta rafine şekerlere göre daha sağlıklıdır, fakat kaloriz değildir.
 
Meyvenın içinde bulunan şeker fuktoz olarak adlandırılır. Fruktoz, birçok besin maddesinde bulunan altı karbonlu bir monosakkarittir. Beyaz katı bir görünüme sahip olan fruktoz, suda çok kolay çözünür. Bal, ağaç meyveleri, kavun ve karpuzun da dahil olduğu familyadaki meyveler, dutsu meyveler ve bazı kök sebzeleri fruktoz içerir.
 Fruksoz un tüketimi ise ;yüksek fruktozlu mısır şurubu ya da sukroz olacak şekilde günlük beslenmemizde özellikle son yıllarda artmıştır. Modern dünyada çocukluk ve gençlik döneminde mısır kaynaklı fruktozla yapılan yiyecek içecek tüketimi önemli bir yer almaktadır. Yüksek fruktozlu besinler özellikle fiziksel hareketsizlik ve tüketim fazlalığı ile birlikte, kronik hastalıkların (hipertansiyon, obezite, metabolik sendrom, böbrek hastalığı, taş) gelişiminde önemli bir rol oynayabilir. Öyle ki fruktozun alkol ürünlerinin gösterdiği hasarın bir benzerini insan vucüdunda gösterdiği belirtilmektedir. Bunun yanında insan karacigeri de devamlı olarak fruktozu yağa çevirdiğinden dolayı metabolik sendrom riskini arttırmaktadır. fruktozun emilimi meyvede bulunan  lifler sayesinde kana geçmesi engellenmekte ve, bu yüzden fruktozun emilimi yavaş olmaktadır.
Yemekten sonra kanda artan glikoz, hipotalamusta tokluk merkezini uyarmakta ve kişi kendini tok hissetmektedir. sadece glikoz değil, kanda aminoasitler ve yağ asitlerinin yükselmesi de tokluk merkezini uyarıp, açlık merkezini baskılamaktadır. Ancak burada önemli olan bir nokta, fruktozun tokluk hissi oluşturmamasıdır. Dolayısıyla kanda glikoz değil de fruktoz aşırı yükselirse, kişi tok olmasına rağmen, tokluk hissi ortaya çıkmadığı gibi açlık hissi de bastırılamamaktadır. Neticede kişi fruktozlu gıdaları yedikçe daha fazla yemek istemektedir. Fruktozun tokluk hissini uyarması için  karaciğerde glikoza çevrilmesi gerekir.
 
Peki meyveyi nasıl ve ne zaman tüketelim sorusuna gelince…
Öncelikle meyve suyu yerine posa ve lif açısından zengin olan meyveyi tüketmekten yana olmalıdır tercihimiz, ve uzmanınızın size önerdiği ölçülerin üstünde olmamasına dikkat edilmelidir.(ortalama 3-4 porsiyon)
Bu meyvelerimizin tüketimi ise, ya yemekten en az bir saat önce veya en az iki saat sonra olmalıdır. Meyvedeki fruktoza, bağırsaklardan emilmesi ve karaciğer tarafından glikoza çevrilmesi için süre verilmelidir. Bu şekilde  iştahın azalması  ve az yeme gözlemlenecektir.  Meyve, yemeklerden hemen  sonra tüketildiğinde, midede fermantasyona (mayalanma) yol açacak, asit ve gaz üretimine sebep olacaktır. Fermantasyon sonucunda alkol oluşmakta, ve bu durum yenen gıdaların  vücuda zarar vermesine sebep olmaktadır. Ayrıca karaciğer başta olmak üzere sindirimle ilgili tüm organlara, bu asit ve gazı yok edebilmek için normalden daha fazla yük binmektedir.  
 
Fruktoz şekerinin mekanizması ise;
Deney hayvanlarında yapılan bir çalışmada ise, glikozun hipotalamusta tokluğa sebep olduğu ve yemeyi engellediği,  fruktozun ise glikozun bu etkisini baskılayarak yeme davranışını artırdığı bulunmuştur.
Fruktozun aşırı kullanımı, karaciğerde yağ üretiminin artmasına sebep olmaktadır. Karaciğerde glikoz yıkımında hız sınırlayıcı enzim fosfofruktokinazdır. Bu enzim, glikoz yıkımı ve Krebs çevrimi neticesinde üretilen ATP ve sitrat tarafından baskılanır ve glikoz yıkımı sınırlanır. Ancak fruktoz yıkımında bu hız sınırlaması yoktur. Fruktoz yıkılırken, glikoz, glikojen, pirüvat, laktat, gliserol ve açil gliserolün açil kısmı üretilir. Bunların üretimi sınırlandırılamaz. Bu aşırı üretim neticesinde, karaciğerde çok fazla trigliserit ve dolayısıyla aşırı VLDL üretilmiş olur. Günde iki veya daha fazla kutu fruktozla tatlandırılmış içecek alan kişilerde, kalb hastalığı riskinin % 35 daha fazla olduğu bulunmuştur. Deney hayvanlarındaki bazı çalışmalarda fruktozla beslenmenin, yüksek tansiyona sebep olduğuna dâir yayınlar vardır. Aşırı fruktoz tüketiminin hem karaciğer, hem de periferik dokularda insülin direncine sebep olduğuna ve bu yolla şeker hastalığına sebep olabileceğine dâir çok sayıda çalışma vardır. Son yıllarda yapılan bir çalışmada da aşırı fruktoz tüketiminin böbrek hastalıkları için bir risk olduğu, glomeruler hipertansiyon, renal harabiyet ve iltihap (inflamasyon) ve böbrek tüp ve dokusunda hasara sebep olduğu iddia edilmiştir.
 
Sonuç olarak;
Fruktoz ve fruktoz surubundan zengin beslenme gün geçtikçe artmaktadır. Bu madde gazlı içeceklerde, meyve sularında baklava ve benzeri tatlılarda da kullanılmaktadır. Fruktoz şurubunun tercih edilmesi; koruyucu özelliği ile tatlandırıcılığının fazla olmasından ve iştah artırıcı özelliği dolayısıyla beslenme bağımlılığı yapıyor denilebilir.
Bu sebeple fruktoz ve  fruktoz şurubunun fazla tüketilmesi başta obezite olmak üzere metabolik sendroma, ateroskleroza, hipertansiyona, aterosklerotik kalb ve böbrek hastalıklarına yol açabilir.

Caferağa Mh. Sivastopol Sk. No:12 34710 Moda Kadıköy / İstanbul T. 0850 33 34938
Diyetkolik.com Logo