Yazdır

Alzheimer Hastalığından Korunmak Için Nasıl Beslenmeli?

Alzheimer Hastalığından Korunmak Için Nasıl Beslenmeli?

Alzheimer hastalığı, yaşlanma süresince bilişsel yeteneğin azaldığı demans türleri arasında en yaygın olarak görülenidir. Alzheimer, daha başlangıç aşamasında bile hafıza ve öğrenme yeteneğini, günlük yaşam aktivitelerini ve yaşam kalitesini etkileyen, ilerleyici ve geri dönüşsüz bilişsel yetersizlikler ve davranışsal değişimler ile karakterize bir hastalıktır. 65 yaş üstü bireylerin yaklaşık %6-8’inde Alzheimer hastalığı bulunmakta ve yaş arttıkça hastalığın görülme sıklığı da artmaktadır. Öyle ki,60 yaş civarında Alzheimer hastalığı prevelansı %1 iken, 85 yaşında %40’a kadar çıkabilmektedir.

Alzheimer hastalığı, yaşlanma süresince bilişsel yeteneğin azaldığı demans türleri arasında en yaygın olarak görülenidir. Alzheimer, daha başlangıç aşamasında bile hafıza ve öğrenme yeteneğini, günlük yaşam aktivitelerini ve yaşam kalitesini etkileyen, ilerleyici ve geri dönüşsüz bilişsel yetersizlikler ve davranışsal değişimler ile karakterize bir hastalıktır. 65 yaş üstü bireylerin yaklaşık %6-8’inde Alzheimer hastalığı bulunmakta ve yaş arttıkça hastalığın görülme sıklığı da artmaktadır. Öyle ki,60 yaş civarında Alzheimer hastalığı prevelansı %1 iken, 85 yaşında %40’a kadar çıkabilmektedir. 

Henüz bir tedavisi bulunmayan bu hastalıkta beslenme de koruyucu bir rol oynamaktadır. Beslenme ile Alzheimer hastalığı riskini ilişkilendiren epidemiyolojik çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.Bu çalışmalarda Alzheimer hastalarında bir dizi makro ve mikro besin öğesi eksikliği ortaya koyulmuş ve bu besin öğelerinin yetersiz alımının hastalık riskini artırdığı gösterilmiştir. Eğer diyet listesi ile bu ihtiyaçlar karşılanamazsa, hastalık süreci hızlanabilmektedir.

Alzheimer’dan korunmak için nasıl beslenmeli?

Beslenme, membran, sinaps ve nörotransmitter üretimi için gerekli besin öğelerini sağlamanın yanında, beyin için gerekli enerji ve oksijen miktarını da direk olarak etkilemektedir. Nöronlar arasındaki sinyal iletimi beyni enerji gereksinimi en yüksek organlardan biri haline getirmektedir ve bu yakıtın çoğunluğu yine, büyük bir kısmı diyet ile alınan glikozdan elde edilmektedir.

Araştırmalar kolesterol, doymuş yağ ve enerji içeriği yüksek; posa, meyve ve sebze içeriği düşük olan bir beslenme tarzına sahip bireylerde Alzheimer hastalığı riskinin arttığını göstermiştir. Bu tarz bir beslenme düzeni, hastalığa neden olan beyindeki beta-amiloid adlı proteinin birikimini artırmakta ve sinir hücrelerine zarar vermektedir.
Oksidatif stres ve serbest radikal birikimi hastalığın patofizyolojisinde yer alan faktörlerdir. Fazla miktarda serbest radikal lipid peroksidaysonuna neden olmakta ve bu da nöron dejenerasyonunu hızlandırabilmektedir. Ayrıca, serum folat, B12 ve B6 vitamin düzeyleriyle bilişsel becerilerin ilişkili olduğu ve B grubu vitamin yetersizliklerinin de demansa neden olduğu kanıtlanmıştır.

Balık ve yağlı tohumlar gibi “iyi” yağları içeren ve vücutta inflamasyonu azaltan besinleri tüketmek de yararlı etki göstermektedir. Özellikle somon, alabalık gibi soğuk su balıkları, içerdikleri omega-3 yağ asitleri sayesinde beyini koruyucu etki göstermektedir. Haftada en az 1 kez balık tüketildiğinde Alzheimer riskinin %60’a kadar düştüğünü gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Ancak beslenmeyle ilgili faktörler tek başına değil, Alzheimer hastalığı ile ilişkili genetik, östrojen, antiinflamatuar ilaç kullanımı ve sosyo-ekonomik değişiklikler vb. faktörlerle birlikte çalışılmalıdır.

Alzheimer Hastalığında Beslenmeyle İlgili Faktörler:

1. Obezite, Yüksek Kan Basıncı ve Diyabet

Belirli besin öğesi yetersizliklerinin yanında enerji fazlalığı da Alzheimer hastalığı riskini artırabilmektedir. Çalışmalarda, obezite, yüksek kalori ve doymuş yağ alımının Alzheimer riskini artırdığı gösterilmiştir (BKI >30 bireylerde %35 daha fazla). Bu çalışmalardan elde edilen verilere göre enerji kısıtlamasının oksidatif stresi ve serbest radikal üretimini azaltarak, yaşlanma süreciyle bağlantılı dejeneratif patolojileri azalttığı, özellikle dejeneratif beyin hastalıklarının ortaya çıkışını geciktirdiği bulunmuştur. 

Yüksek kan basıncının ve diğer inme risk faktörlerinin beyindeki kan damarlarına zarar verebileceği ve beyne giden oksijen miktarını düşürebileceği bilinmektedir. Bu zarar ayrıca, karar verme, hafıza ve sözlü beceriler için önemli olduğu düşünülen sinir hücrelerindeki akımı da aksatabilmektedir.

Diyabet ve insülin direnci de Alzheimer hastalığı riskini artıran bir başka faktördür. İnsülin direnci sonucu kanda fazla miktarda insülin bulunması, inflamasyonu ve oksidatif stresi artırmaktadır. Bu ikisi de Alzheimer hastalığındaki hasardan sorumlu mekanizmalardır. Bir çok çalışmada diyabet ve insülin direncinin, Alzheimer gibi demans türleriyle ilişkili olduğu ve Alzheimer riskini dört kat artırabileceği gösterilmiştir.

2. Yağlar

Diğer tüm organlar gibi beyin de yediklerimiz ve içtiklerimizden etkilenmektedir. Beynin kuru ağırlığının %60’ı yağdır ve diyetle alınan yağlar direk olarak beyin yapısını ve hücre zarlarının bileşimini etkilemektedir. Beyindeki yağların yaklaşık %20’si esansiyel olan omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinden oluşmuştur. (ortalama her 3 yağ asidinden 1’i diyetle alınan bir çoklu doymamış yağ asididir). Çoklu doymamış yağ asitleri, nöronal membranların asıl yapısını oluşturan fosfolipidlerin yapısal bileşenidir. Bu yağ asitleri vücutta üretilemez ve mutlaka dışardan alınmalıdır.

Omega-3 ve omega-6 yağ asitleri, membran bileşimini değiştirerek hem membran fonksiyonlarını hem de akışkanlığını pozitif olarak etkiler. Buna karşın, doymuş yağ asitleri nöron membranlarında birikerek membranın sertliğini ve kalınlığını artırarak olumsuz etki yapar. 

Plazma omega-3 yağ asidi düzeylerinin bilişsel fonksiyonla doğrudan ilişki olduğu ve Alzheimer hastalarında bu düzeylerin düşük olduğu bulunmuş; yüksek oranda omega-3 ile beslenenlerde Alzheimer riskinin daha düşük olduğu görülmüştür. Çalışmalarda omega-3 yağ asitlerinin beyne giden kan akışını, kan beyin bariyerinin bütünlüğünü ve taşıma kapasitesini etkileyerek, beyin için gerekli besin öğelerinin kullanımını artırdığı gösterilmiştir. DHA (bir omega-3 yağ asidi türevi) ’dan zengin diyetlerin Alzheimer hastalığında Abeta üretimini azalttığı ve bilişsel fonksiyonu geliştirdiği gözlenmiştir. DHA ayrıca serbest radikallerin verdiği hasara karşı antioksidatif savunmayı da artırmakta ve vücuttaki inflamasyonu azaltmaktadır.

Beyin ayrıca kolesterol içeriği en yüksek organlardan biridir ve vücuttaki kolesterolün %25’ini bulundurur. Kolesterol nöron membranlarında bulunur ve sinaptik bağlantıların oluşumunda ve devamlılığında rol alır. Ancak diyetin hem kolesterol hem de yağ içeriğinin fazla olması nöronal membran akışkanlığını ve yapısını olumsuz etkilemektedir. Yaşla birlikte membrandaki kolesterol miktarının artması da nöronal fonksiyon kaybına yol açabilmektedir. Apolipoprotein E’deki genetik polimorfizm de (kan beyin bariyerinden kolesterol taşınmasını azaltarak) Alzheimer hastalığı ile güçlü oranda ilişkili bulunmuştur.

3. B grubu vitaminler ve Hiperhomosisteinemi

B grubu vitaminlerinin yetersiz alımının da demansa neden olduğu kanıtlanmıştır. Alzheimer hastalarının serum vitamin konsantrasyonları, özellikle de B12 vitamini düzeyleri genellikle düşüktür. Bir çok çalışma da bilişsel beceriler ve serum B vitamini konsantrasyonları arasında bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

B grubu vitaminler, hücredeki enerji metabolizmasında önemli bir yeri olan metilasyon süreçlerinde görev alırlar. Özellikle membran oluşumu, nörotransmitter sentezi ve salınımı gibi enerji gerektiren süreçlerde metilasyon önemli bir role sahiptir. B12, folat ya da her iki vitaminin de yetersizliği metionin ve S-adenosilmetionin sentezinin azalmasına yol açmaktadır. Bu durum myelin, nörotransmitterler (asetil kolin gibi) ve fosfolipid metabolizması için esansiyel olan metil gruplarını azaltmaktadır. Varsayılan bu hipometilasyon (metil gruplarının azlığı) beyin metabolizmasını, dolayısıyla da bilişsel fonksiyonları bozmaktadır.

Alzheimer hastalığına yol açtığı düşünülen bir başka faktör de hiperhomosisteinemidir (kanda homosistein adlı amino asidin birikmesi).Vücutta B12, B6 ve folik asit gibi vitamin düzeylerinin azalması homosistein düzeylerinin artmasına neden olabilmektedir.Biriken homosistein kan damarlarının çeperlerine zarar vererek kalp hastalıkları riskini artırdığı gibi beyin hücrelerine de toksiktir ve özellikle folik asit yetersizliği Alzheimer riskini 3 kat artırmaktadır.Bu nedenle bu vitaminlerden zengin besinlerin tüketimi hastalığın önlenmesi açısından faydalıdır.

Yüksek kan homosistein düzeylerinin folik asit, B12 ve B6 vitamini suplementasyonuyla azaltılmasının, Alzheimer’lı bireylerde bilişsel gerileme hızını yavaşlatabileceği düşünülmektedir.

4. Antioksidanlar

Alzheimer hastalığı ile ilgili araştırmaların önemli bir kısmı da oldukça aktif moleküller olan serbest radikaller üzerine odaklanmıştır. Yaşlanma süresince bu serbest radikallerin yarattığı hasar sinir hücrelerinde yığılarak hücrenin fonksiyon kaybına ve dolayısıyla Alzheimer hastalığına yol açmaktadır. Hem insan hem de laboratuar çalışmaları diyetle ya da supleman olarak alınan antioksidanların (A, E, C ve b-karoten gibi vitaminler, çinko ve selenyum gibi mineraller) bu hasara (oksidatif hasar) karşı koruyucu rol oynadığını göstermiştir. E ve C vitaminlerinin sağlıklı yaşlı bireylerde bilişsel kaybı ve Alzheimer hastalığı gelişimini yavaşlatabileceği gösterilmiştir. 7-12 yıl boyunca E vitamini ve selenyum suplementasyonunun hafıza kaybına ve demansa karşı koruduğu bulunmuştur.Günde 2000 IU E vitaminiyle tedavi edilen Alzheimer hastalarında yaşam sürelerinin görülmüştür. Bir başka çalışmada da yüksek miktarda C ve E vitamini desteği yapılan bireylerde Alzheimer hastalığı riskinin önemli oranda azaldığı saptanmıştır.

5. Kırmızı şarap

Bazı araştırmacılar da kırmızı şarabın Alzheimer hastalığı üzerindeki koruyucu etkisi üzerine çalışmıştır. Bir çalışma ılımlı miktarda kırmızı şarap tüketen (250-500 ml/gün; yaklaşık 3-4 kadeh) bireylerde, Alzheimer prevelansının düştüğü görülmüştür. Ancak fazla miktarda tüketilen alkol beyin hücreleri üzerinde olumsuz etki göstermektedir. Sonuç olarak alkolle ilgili olara daha fazla çalışmaya gerek duyulmaktadır.

6. Akdeniz Diyeti

Sağlıklı yağlara (omega-9 ve omega-3) ve rafine olmayan karbonhidratlara (tam tahıllı, kepekli besinler) öncelik veren, daha az hayvansal protein ve doymuş yağ alımını sağlayan Akdeniz diyetinin de Alzheimer hastalığının önlenmesinde ve tedavisinde yararlı olabileceği gösterilmiştir. Bu tarz bir sağlıklı diyet listesi ile beslenen Alzheimer’lı bireylerde daha düşük bir mortalite oranı olduğu gösterilmiştir. Yine bu tarz bir diyette ılımlı miktarlarda alınan şarap da yararlı etki göstermektedir.

7. Fiziksel aktivite

Fiziksel olarak aktif bir yaşam sadece kalp sağlığı ve bel ölçüleri için gerekli değildir. Egzersiz, beyine giden kan akışını artırmakta ve beyin fonksiyonlarını geliştirebilen bazı hücresel mekanizmaları aktive etmektedir. Hem hayvan hem de insan çalışmalarında fiziksel ve mental fonksiyonun aerobik zindelikle geliştirilebileceği gösterilmiştir. 58-78 yaşları arasındaki bireylerde 6 aylık bir tempolu yürüyüş programından önceki ve sonraki beyin aktivitesinin ölçüldüğü bir çalışmada yürüyüş yapan bireylerin, fiziksel olarak inaktif olanlara oranla dikkatini verebilme ve odaklanma konusunda daha başarılı oldukları görülmüştür. Fiziksel aktivite ve egzersizin mental fonksiyonları da artırdığı ve mental gerilemeyi azalttığı bulunmuştur.

8. Ginkgo biloba

Bu doğal ürünün Alzheimer hastalığı tedavisi ya da hastalığın önlenmesi için potansiyel bir ajan olduğu ileri sürülmektedir. Bu ürünün Alzheimer hastalığını önlediğine dair bulgu yoktur ancak tedavi esnasında semptomları azalttığı düşünülmektedir.

Peki ne yapılabilir?

 

  • Sağlıklı beslenmek
  • Kan kolesterolünüzü ve homosistein düzeylerinizi düşürmek
  • Yüksek kan basıncı düzeylerini düşürmek
  • Diyabeti kontrol altında tutmak
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Sosyal ve entelektüel aktivitelerde bulunmak


Alzheimer hastalığından korunmak için beslenme önerileri:

 

 

 

  • Fazla kilolarınızdan kurtulun ve düzenli egzersiz yapın.
  • Doymuş yağlardan uzak durup, doymamış yağlara öncelik verin. Bunun için az yağlı/yağsız süt ürünlerini tercih edin. Tereyağı, margarin gibi doymuş yağ ve trans yağ içeren yağlar yerine bitkisel sıvı yağlara ağırlık verin (ayçiçek yağı, zeytinyağı, fındık yağı, kanola, soya yağı vb). Etin üzerindeki görünür yağları tüketmemeye özen gösterin.
  • Omega 3 ihtiyacınızı karşılayabilmek için her gün 1-2 adet ceviz veya 1 tatlı kaşığı keten tohumu tüketmeye çalışın.
  • Haftada en az 2 kere balık tüketin (100-150 g) . Özellikle hücre zarları için yararlı olan omega-3 yağ asitlerinden zengin soğuk su balıklarını tüketmeye çalışın (somon, uskumru, alabalık, ringa, sardalya vb).
  • Bol sebze ve meyve tüketin (günde en az 5 porsiyon). Bu besinler içerdikleri antioksidanlar ve posa sayesinde toksik maddelerin beyin hücrelerine zarar vermesini engeller. Sebze ve meyvelerin özellikle koyu renkli olanları daha fazla antioksidan içerdiğinden koyu yeşil (elma, biber, ıspanak, brokoli), turuncu (portakal, havuç), siyah (erik, üzüm), kırmızı (böğürtlen, çilek, kiraz, vişne, domates, nar) renkli sebze ve meyvelere öncelik verin. Gün içerisinde her öğününüzde yer vermeye çalışın.
  • A, C, E gibi antioksidan vitaminler beyin sağlığını korumak açısından önemlidir. Bu besin öğelerini mümkün olabildiğince besinlerle (özellikle taze sebze ve meyveler) almaya dikkat edin. Doktorunuz gerekli gördüğü takdirde suplemanlarla takviye edin.
  • Folik asit, B12 ve B6 vitamininden zengin besinler tüketin. Bu besinler ıspanak, semizotu, brokoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, özellikle turunçgiller gibi meyveler, kuru fasulye, nohut gibi kuru baklagiller, rafine edilememiş tam tahıllı ürünler (esmer ekmek, pirinç, makarna vb), yağlı tohumlar, soya, yumurtadır.
  • Alkolden uzak durun. Uzun süreli ve yüksek miktarda alkol alımı beyin hücrelerinin zarar görmesine neden olmaktadır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi ılımlı miktarda tüketilen (kadınlar için günde 1, erkekler için 2 kadeh) kırmızı şarap içerdiği antioksidanlar (resveratrol) sayesinde Alzheimer'dan koruyucu etki gösterebilmektedir.
  • Bunların haricinde; soğan ve sarımsak gibi besinler de içerdikleri sülfür bileşenleri sayesinde beyindeki toksinleri uzaklaştırarak koruyucu etki göstermektedir. Ayrıca gingko biloba, üzüm çekirdeği ekstresi gibi bitkisel desteklerin de faydalı olabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Bu ürünleri doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz.

Sağlıklı günler.

 

 

 

Etiketler: Beslenme

İlgili İçerikler

Alzheimer Hastalığından Korunmak Için Nasıl Beslenmeli?
Diyetisyen Fatma Çelik, 28/06/2012


Alzheimer hastalığı, yaşlanma süresince bilişsel yeteneğin azaldığı demans türleri arasında en yaygın olarak görülenidir. Alzheimer, daha başlangıç aşamasında bile hafıza ve öğrenme yeteneğini, günlük yaşam aktivitelerini ve yaşam kalitesini etkileyen, ilerleyici ve geri dönüşsüz bilişsel yetersizlikler ve davranışsal değişimler ile karakterize bir hastalıktır. 65 yaş üstü bireylerin yaklaşık %6-8’inde Alzheimer hastalığı bulunmakta ve yaş arttıkça hastalığın görülme sıklığı da artmaktadır. Öyle ki,60 yaş civarında Alzheimer hastalığı prevelansı %1 iken, 85 yaşında %40’a kadar çıkabilmektedir.

Alzheimer hastalığı, yaşlanma süresince bilişsel yeteneğin azaldığı demans türleri arasında en yaygın olarak görülenidir. Alzheimer, daha başlangıç aşamasında bile hafıza ve öğrenme yeteneğini, günlük yaşam aktivitelerini ve yaşam kalitesini etkileyen, ilerleyici ve geri dönüşsüz bilişsel yetersizlikler ve davranışsal değişimler ile karakterize bir hastalıktır. 65 yaş üstü bireylerin yaklaşık %6-8’inde Alzheimer hastalığı bulunmakta ve yaş arttıkça hastalığın görülme sıklığı da artmaktadır. Öyle ki,60 yaş civarında Alzheimer hastalığı prevelansı %1 iken, 85 yaşında %40’a kadar çıkabilmektedir. 

Henüz bir tedavisi bulunmayan bu hastalıkta beslenme de koruyucu bir rol oynamaktadır. Beslenme ile Alzheimer hastalığı riskini ilişkilendiren epidemiyolojik çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.Bu çalışmalarda Alzheimer hastalarında bir dizi makro ve mikro besin öğesi eksikliği ortaya koyulmuş ve bu besin öğelerinin yetersiz alımının hastalık riskini artırdığı gösterilmiştir. Eğer diyet listesi ile bu ihtiyaçlar karşılanamazsa, hastalık süreci hızlanabilmektedir.

Alzheimer’dan korunmak için nasıl beslenmeli?

Beslenme, membran, sinaps ve nörotransmitter üretimi için gerekli besin öğelerini sağlamanın yanında, beyin için gerekli enerji ve oksijen miktarını da direk olarak etkilemektedir. Nöronlar arasındaki sinyal iletimi beyni enerji gereksinimi en yüksek organlardan biri haline getirmektedir ve bu yakıtın çoğunluğu yine, büyük bir kısmı diyet ile alınan glikozdan elde edilmektedir.

Araştırmalar kolesterol, doymuş yağ ve enerji içeriği yüksek; posa, meyve ve sebze içeriği düşük olan bir beslenme tarzına sahip bireylerde Alzheimer hastalığı riskinin arttığını göstermiştir. Bu tarz bir beslenme düzeni, hastalığa neden olan beyindeki beta-amiloid adlı proteinin birikimini artırmakta ve sinir hücrelerine zarar vermektedir.
Oksidatif stres ve serbest radikal birikimi hastalığın patofizyolojisinde yer alan faktörlerdir. Fazla miktarda serbest radikal lipid peroksidaysonuna neden olmakta ve bu da nöron dejenerasyonunu hızlandırabilmektedir. Ayrıca, serum folat, B12 ve B6 vitamin düzeyleriyle bilişsel becerilerin ilişkili olduğu ve B grubu vitamin yetersizliklerinin de demansa neden olduğu kanıtlanmıştır.

Balık ve yağlı tohumlar gibi “iyi” yağları içeren ve vücutta inflamasyonu azaltan besinleri tüketmek de yararlı etki göstermektedir. Özellikle somon, alabalık gibi soğuk su balıkları, içerdikleri omega-3 yağ asitleri sayesinde beyini koruyucu etki göstermektedir. Haftada en az 1 kez balık tüketildiğinde Alzheimer riskinin %60’a kadar düştüğünü gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Ancak beslenmeyle ilgili faktörler tek başına değil, Alzheimer hastalığı ile ilişkili genetik, östrojen, antiinflamatuar ilaç kullanımı ve sosyo-ekonomik değişiklikler vb. faktörlerle birlikte çalışılmalıdır.

Alzheimer Hastalığında Beslenmeyle İlgili Faktörler:

1. Obezite, Yüksek Kan Basıncı ve Diyabet

Belirli besin öğesi yetersizliklerinin yanında enerji fazlalığı da Alzheimer hastalığı riskini artırabilmektedir. Çalışmalarda, obezite, yüksek kalori ve doymuş yağ alımının Alzheimer riskini artırdığı gösterilmiştir (BKI >30 bireylerde %35 daha fazla). Bu çalışmalardan elde edilen verilere göre enerji kısıtlamasının oksidatif stresi ve serbest radikal üretimini azaltarak, yaşlanma süreciyle bağlantılı dejeneratif patolojileri azalttığı, özellikle dejeneratif beyin hastalıklarının ortaya çıkışını geciktirdiği bulunmuştur. 

Yüksek kan basıncının ve diğer inme risk faktörlerinin beyindeki kan damarlarına zarar verebileceği ve beyne giden oksijen miktarını düşürebileceği bilinmektedir. Bu zarar ayrıca, karar verme, hafıza ve sözlü beceriler için önemli olduğu düşünülen sinir hücrelerindeki akımı da aksatabilmektedir.

Diyabet ve insülin direnci de Alzheimer hastalığı riskini artıran bir başka faktördür. İnsülin direnci sonucu kanda fazla miktarda insülin bulunması, inflamasyonu ve oksidatif stresi artırmaktadır. Bu ikisi de Alzheimer hastalığındaki hasardan sorumlu mekanizmalardır. Bir çok çalışmada diyabet ve insülin direncinin, Alzheimer gibi demans türleriyle ilişkili olduğu ve Alzheimer riskini dört kat artırabileceği gösterilmiştir.

2. Yağlar

Diğer tüm organlar gibi beyin de yediklerimiz ve içtiklerimizden etkilenmektedir. Beynin kuru ağırlığının %60’ı yağdır ve diyetle alınan yağlar direk olarak beyin yapısını ve hücre zarlarının bileşimini etkilemektedir. Beyindeki yağların yaklaşık %20’si esansiyel olan omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinden oluşmuştur. (ortalama her 3 yağ asidinden 1’i diyetle alınan bir çoklu doymamış yağ asididir). Çoklu doymamış yağ asitleri, nöronal membranların asıl yapısını oluşturan fosfolipidlerin yapısal bileşenidir. Bu yağ asitleri vücutta üretilemez ve mutlaka dışardan alınmalıdır.

Omega-3 ve omega-6 yağ asitleri, membran bileşimini değiştirerek hem membran fonksiyonlarını hem de akışkanlığını pozitif olarak etkiler. Buna karşın, doymuş yağ asitleri nöron membranlarında birikerek membranın sertliğini ve kalınlığını artırarak olumsuz etki yapar. 

Plazma omega-3 yağ asidi düzeylerinin bilişsel fonksiyonla doğrudan ilişki olduğu ve Alzheimer hastalarında bu düzeylerin düşük olduğu bulunmuş; yüksek oranda omega-3 ile beslenenlerde Alzheimer riskinin daha düşük olduğu görülmüştür. Çalışmalarda omega-3 yağ asitlerinin beyne giden kan akışını, kan beyin bariyerinin bütünlüğünü ve taşıma kapasitesini etkileyerek, beyin için gerekli besin öğelerinin kullanımını artırdığı gösterilmiştir. DHA (bir omega-3 yağ asidi türevi) ’dan zengin diyetlerin Alzheimer hastalığında Abeta üretimini azalttığı ve bilişsel fonksiyonu geliştirdiği gözlenmiştir. DHA ayrıca serbest radikallerin verdiği hasara karşı antioksidatif savunmayı da artırmakta ve vücuttaki inflamasyonu azaltmaktadır.

Beyin ayrıca kolesterol içeriği en yüksek organlardan biridir ve vücuttaki kolesterolün %25’ini bulundurur. Kolesterol nöron membranlarında bulunur ve sinaptik bağlantıların oluşumunda ve devamlılığında rol alır. Ancak diyetin hem kolesterol hem de yağ içeriğinin fazla olması nöronal membran akışkanlığını ve yapısını olumsuz etkilemektedir. Yaşla birlikte membrandaki kolesterol miktarının artması da nöronal fonksiyon kaybına yol açabilmektedir. Apolipoprotein E’deki genetik polimorfizm de (kan beyin bariyerinden kolesterol taşınmasını azaltarak) Alzheimer hastalığı ile güçlü oranda ilişkili bulunmuştur.

3. B grubu vitaminler ve Hiperhomosisteinemi

B grubu vitaminlerinin yetersiz alımının da demansa neden olduğu kanıtlanmıştır. Alzheimer hastalarının serum vitamin konsantrasyonları, özellikle de B12 vitamini düzeyleri genellikle düşüktür. Bir çok çalışma da bilişsel beceriler ve serum B vitamini konsantrasyonları arasında bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

B grubu vitaminler, hücredeki enerji metabolizmasında önemli bir yeri olan metilasyon süreçlerinde görev alırlar. Özellikle membran oluşumu, nörotransmitter sentezi ve salınımı gibi enerji gerektiren süreçlerde metilasyon önemli bir role sahiptir. B12, folat ya da her iki vitaminin de yetersizliği metionin ve S-adenosilmetionin sentezinin azalmasına yol açmaktadır. Bu durum myelin, nörotransmitterler (asetil kolin gibi) ve fosfolipid metabolizması için esansiyel olan metil gruplarını azaltmaktadır. Varsayılan bu hipometilasyon (metil gruplarının azlığı) beyin metabolizmasını, dolayısıyla da bilişsel fonksiyonları bozmaktadır.

Alzheimer hastalığına yol açtığı düşünülen bir başka faktör de hiperhomosisteinemidir (kanda homosistein adlı amino asidin birikmesi).Vücutta B12, B6 ve folik asit gibi vitamin düzeylerinin azalması homosistein düzeylerinin artmasına neden olabilmektedir.Biriken homosistein kan damarlarının çeperlerine zarar vererek kalp hastalıkları riskini artırdığı gibi beyin hücrelerine de toksiktir ve özellikle folik asit yetersizliği Alzheimer riskini 3 kat artırmaktadır.Bu nedenle bu vitaminlerden zengin besinlerin tüketimi hastalığın önlenmesi açısından faydalıdır.

Yüksek kan homosistein düzeylerinin folik asit, B12 ve B6 vitamini suplementasyonuyla azaltılmasının, Alzheimer’lı bireylerde bilişsel gerileme hızını yavaşlatabileceği düşünülmektedir.

4. Antioksidanlar

Alzheimer hastalığı ile ilgili araştırmaların önemli bir kısmı da oldukça aktif moleküller olan serbest radikaller üzerine odaklanmıştır. Yaşlanma süresince bu serbest radikallerin yarattığı hasar sinir hücrelerinde yığılarak hücrenin fonksiyon kaybına ve dolayısıyla Alzheimer hastalığına yol açmaktadır. Hem insan hem de laboratuar çalışmaları diyetle ya da supleman olarak alınan antioksidanların (A, E, C ve b-karoten gibi vitaminler, çinko ve selenyum gibi mineraller) bu hasara (oksidatif hasar) karşı koruyucu rol oynadığını göstermiştir. E ve C vitaminlerinin sağlıklı yaşlı bireylerde bilişsel kaybı ve Alzheimer hastalığı gelişimini yavaşlatabileceği gösterilmiştir. 7-12 yıl boyunca E vitamini ve selenyum suplementasyonunun hafıza kaybına ve demansa karşı koruduğu bulunmuştur.Günde 2000 IU E vitaminiyle tedavi edilen Alzheimer hastalarında yaşam sürelerinin görülmüştür. Bir başka çalışmada da yüksek miktarda C ve E vitamini desteği yapılan bireylerde Alzheimer hastalığı riskinin önemli oranda azaldığı saptanmıştır.

5. Kırmızı şarap

Bazı araştırmacılar da kırmızı şarabın Alzheimer hastalığı üzerindeki koruyucu etkisi üzerine çalışmıştır. Bir çalışma ılımlı miktarda kırmızı şarap tüketen (250-500 ml/gün; yaklaşık 3-4 kadeh) bireylerde, Alzheimer prevelansının düştüğü görülmüştür. Ancak fazla miktarda tüketilen alkol beyin hücreleri üzerinde olumsuz etki göstermektedir. Sonuç olarak alkolle ilgili olara daha fazla çalışmaya gerek duyulmaktadır.

6. Akdeniz Diyeti

Sağlıklı yağlara (omega-9 ve omega-3) ve rafine olmayan karbonhidratlara (tam tahıllı, kepekli besinler) öncelik veren, daha az hayvansal protein ve doymuş yağ alımını sağlayan Akdeniz diyetinin de Alzheimer hastalığının önlenmesinde ve tedavisinde yararlı olabileceği gösterilmiştir. Bu tarz bir sağlıklı diyet listesi ile beslenen Alzheimer’lı bireylerde daha düşük bir mortalite oranı olduğu gösterilmiştir. Yine bu tarz bir diyette ılımlı miktarlarda alınan şarap da yararlı etki göstermektedir.

7. Fiziksel aktivite

Fiziksel olarak aktif bir yaşam sadece kalp sağlığı ve bel ölçüleri için gerekli değildir. Egzersiz, beyine giden kan akışını artırmakta ve beyin fonksiyonlarını geliştirebilen bazı hücresel mekanizmaları aktive etmektedir. Hem hayvan hem de insan çalışmalarında fiziksel ve mental fonksiyonun aerobik zindelikle geliştirilebileceği gösterilmiştir. 58-78 yaşları arasındaki bireylerde 6 aylık bir tempolu yürüyüş programından önceki ve sonraki beyin aktivitesinin ölçüldüğü bir çalışmada yürüyüş yapan bireylerin, fiziksel olarak inaktif olanlara oranla dikkatini verebilme ve odaklanma konusunda daha başarılı oldukları görülmüştür. Fiziksel aktivite ve egzersizin mental fonksiyonları da artırdığı ve mental gerilemeyi azalttığı bulunmuştur.

8. Ginkgo biloba

Bu doğal ürünün Alzheimer hastalığı tedavisi ya da hastalığın önlenmesi için potansiyel bir ajan olduğu ileri sürülmektedir. Bu ürünün Alzheimer hastalığını önlediğine dair bulgu yoktur ancak tedavi esnasında semptomları azalttığı düşünülmektedir.

Peki ne yapılabilir?

 

  • Sağlıklı beslenmek
  • Kan kolesterolünüzü ve homosistein düzeylerinizi düşürmek
  • Yüksek kan basıncı düzeylerini düşürmek
  • Diyabeti kontrol altında tutmak
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Sosyal ve entelektüel aktivitelerde bulunmak


Alzheimer hastalığından korunmak için beslenme önerileri:

 

 

 

  • Fazla kilolarınızdan kurtulun ve düzenli egzersiz yapın.
  • Doymuş yağlardan uzak durup, doymamış yağlara öncelik verin. Bunun için az yağlı/yağsız süt ürünlerini tercih edin. Tereyağı, margarin gibi doymuş yağ ve trans yağ içeren yağlar yerine bitkisel sıvı yağlara ağırlık verin (ayçiçek yağı, zeytinyağı, fındık yağı, kanola, soya yağı vb). Etin üzerindeki görünür yağları tüketmemeye özen gösterin.
  • Omega 3 ihtiyacınızı karşılayabilmek için her gün 1-2 adet ceviz veya 1 tatlı kaşığı keten tohumu tüketmeye çalışın.
  • Haftada en az 2 kere balık tüketin (100-150 g) . Özellikle hücre zarları için yararlı olan omega-3 yağ asitlerinden zengin soğuk su balıklarını tüketmeye çalışın (somon, uskumru, alabalık, ringa, sardalya vb).
  • Bol sebze ve meyve tüketin (günde en az 5 porsiyon). Bu besinler içerdikleri antioksidanlar ve posa sayesinde toksik maddelerin beyin hücrelerine zarar vermesini engeller. Sebze ve meyvelerin özellikle koyu renkli olanları daha fazla antioksidan içerdiğinden koyu yeşil (elma, biber, ıspanak, brokoli), turuncu (portakal, havuç), siyah (erik, üzüm), kırmızı (böğürtlen, çilek, kiraz, vişne, domates, nar) renkli sebze ve meyvelere öncelik verin. Gün içerisinde her öğününüzde yer vermeye çalışın.
  • A, C, E gibi antioksidan vitaminler beyin sağlığını korumak açısından önemlidir. Bu besin öğelerini mümkün olabildiğince besinlerle (özellikle taze sebze ve meyveler) almaya dikkat edin. Doktorunuz gerekli gördüğü takdirde suplemanlarla takviye edin.
  • Folik asit, B12 ve B6 vitamininden zengin besinler tüketin. Bu besinler ıspanak, semizotu, brokoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, özellikle turunçgiller gibi meyveler, kuru fasulye, nohut gibi kuru baklagiller, rafine edilememiş tam tahıllı ürünler (esmer ekmek, pirinç, makarna vb), yağlı tohumlar, soya, yumurtadır.
  • Alkolden uzak durun. Uzun süreli ve yüksek miktarda alkol alımı beyin hücrelerinin zarar görmesine neden olmaktadır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi ılımlı miktarda tüketilen (kadınlar için günde 1, erkekler için 2 kadeh) kırmızı şarap içerdiği antioksidanlar (resveratrol) sayesinde Alzheimer'dan koruyucu etki gösterebilmektedir.
  • Bunların haricinde; soğan ve sarımsak gibi besinler de içerdikleri sülfür bileşenleri sayesinde beyindeki toksinleri uzaklaştırarak koruyucu etki göstermektedir. Ayrıca gingko biloba, üzüm çekirdeği ekstresi gibi bitkisel desteklerin de faydalı olabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Bu ürünleri doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz.

Sağlıklı günler.

 

 

 

Caferağa Mh. Sivastopol Sk. No:12 34710 Moda Kadıköy / İstanbul T. 0850 33 34938
Diyetkolik.com Logo