Bul

Diyetkolik'i telefonunda kullan

sitede bul

Antioksidanların vücuttaki işlevi nedir?

Diyet 04.12.2020

Gelin adını her yerde duyduğumuz antioksidanların, ne olduğunu ve vücudumuz üzerindeki etkilerini konuşalım.
Antioksidanların vücuttaki işlevi nedir?

‘’Antioksidan’’ sık sık duyduğumuz sözcüklerden biri.  Bu sihirli gibi nitelendirilen antioksidan bileşiklerle dolu yiyeceklerin vücut için iyi olduğunu da muhtemelen biliyoruz. Peki antioksidanın tam olarak ne olduğunu ve vücudumuzda aslında ne yaptığını biliyor muyuz? İşte antioksidanların bizim için neler yapabileceği hakkında bilmeniz gerekenler.

Antioksidan nedir?

Antioksidanlar hakkında konuşmadan önce başka bir belirsiz moda sözcük olan serbest radikaller hakkında konuşsak iyi olacak. Serbest radikaller, oldukça reaktif bileşikleri nitelendirir; bu durum da DNA gibi vücuttaki normal hücrelere bağlanabilecekleri ve nihayetinde onlara zarar verebilecekleri anlamına gelir.

Bazı serbest radikaller herhangi bir sorun teşkil etmiyor. Bu kararsız moleküller, besinleri metabolize ettiğimizde veya egzersiz yaptığımızda doğal olarak oluşuyor. Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne göre sigara dumanı, güneş ışığı ve hava kirliliği gibi birçok etmenle çevredeki serbest radikal kaynaklarına maruz kalabiliriz. Aynı şekilde yüksek düzeyde serbest radikallere neden olabilecek diğer çevresel toksinler radyasyon ve bazı metallerdir.

Yüksek serbest radikal konsantrasyonları, hücrelerinize zarar verebilecek bir süreç olan oksidatif strese neden olabiliyor. Oksidatif stresin kanser, kalp hastalığı, Tip 2 diyabet, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı, katarakt ve yaşlanmaya bağlı makuler dejenerasyon gibi bir dizi hastalığın gelişiminde bir faktör olduğuna inanılıyor.

Antioksidanların devreye girdiği nokta tam da burası. Antioksidanlar, gıdalarda bulunan ve hücrelere verilen zararı durduran veya geciktiren bileşiklerdir. Serbest radikal temizleyiciler olarak bilinen antioksidanlar, oksidatif strese neden olan serbest radikalleri etkili bir şekilde nötralize eder. Kendi antioksidanlarımızdan bazılarını kendimiz üretebilsek de, vücudumuz bunları yeterince almak için diyetimize güveniyor.

Özellikle A vitamini, C vitamini, E vitamini, selenyum, lutein ve likopen içeren meyve-sebze gibi besinlerin bu serbest radikalleri parçalayan bileşiklerin zengin kaynakları olduğunu belirtelim. Antioksidanlar yediğimiz bu besinlerden sindirim yoluyla kan dolaşımına salınır ve hücrelere girerek etkisini gösterir.

Antioksidanlar hakkında bilinmeyenler

Hangi antioksidan bileşiğin insan vücudunda ne kadar önemli olduğunu söylemek gerçekten zor çünkü çok fazlalar. Sürekli duyduklarımızın aksine, daha az bilinen ve laboratuvar ortamında antioksidan özelliklere sahip olduğu gösterilen birçok başka bileşik de bulunuyor. Bu noktada potansiyel olarak binlerce antioksidan bileşikten bahsediyoruz. O kadar çok bileşiğin gerçekleştirebileceği birçok etkileşim var. Yani bu durum, bir domatesin içerdiği farklı antioksidanların birlikte çalışmasının olası olduğu anlamına geliyor. Bitkilerde bulunan diğer birçok vitamin, mineral ve fitokimyasallardan söz etmeye gerek bile yok!

Bu bileşiklerin insan vücudu üzerinde tam olarak nasıl etki yarattığını bilemiyor olsak da laboratuvar deneyleri; antioksidanların, serbest radikalleri stabilize ederek ve kanser gelişimiyle ilişkili hücre hasarını önleyerek oksidatif strese karşı koyabildiğini gösteriyor. Yine de bir laboratuvar testiyle sindirim sistemimize ve kan dolaşımımıza giren bir şeyin nasıl davrandığını söylemek mümkün değil. Antioksidan madde etki gösterebilmek için önce bağırsakta emilmeli, ardından yeterince yüksek konsantrasyonlarda uygun organa ve son olarak hücrenin serbest radikal hasarı yaşayan yerine ulaşmalı. Bu durumda bizim yapabileceğimiz şey ise antioksidan bakımından yüksek olduğu belirtilen yiyecekleri beslenmemize daha fazla ekleyerek sağlığımız üzerindeki etkilerinden yararlanmak.

Ek olarak antioksidanların hepsinin farklı yararları olduğunu da unutmamak gerekiyor. Örneğin güçlü bir antioksidan olan likopeni yüksek miktarlarda içeren domatesler daha düşük prostat kanseri ile ilişkiliyken, beta-karoten bakımından yüksek gıdalar daha düşük meme kanseri ile ilişkilidir ve birçok antioksidan bakımından yüksek olan kahve, karaciğer kanseri dahil bazı karaciğer hastalıkları için faydalı görünmektedir.

Neden takviyeler yerine antioksidan yönünden zengin yiyeceklere yönelmeliyiz?

Uzmanlar takviyeler yerine besinler yoluyla antioksidan almanın daha iyi olacağını söylüyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, araştırmalar bize özellikle belirli antioksidanların mı yoksa bitkisel diğer öğelerle gerçekleştirdikleri kombinasyonların mı yararlı olduğu konusunda netlik sağlayamıyor. Dolayısıyla çeşitli besin kaynaklarını tüketerek, oynadıkları belirli rollere bakılmaksızın farklı besin öğeleriyle bağlantılı tüm faydaları elde edebiliriz.

Yüksek konsantrasyonlarda antioksidan içeren tüm gıdalar bizim için iyi. Her şeyden önce antioksidan özelliklere sahip vitamin ve minerallerin aynı zamanda temel besinler olduğunu, yani vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bir sürü başka bileşiği içerdiği için sağlığımızın çeşitli yönlerinde onlara ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Bu yüzden diyetinizi olabildiğince renklendirmeyi hedefleyin. Yiyecek tercihi yaparken, iyi bir diyetin geniş bir bitki besinleri yelpazesi içermesi gerektiğini aklınızın bir köşesinde bulundurun. Ayrıca antioksidan içeren besinleri tüketmenin hiçbir güvenlik endişesi de yok.

Besinleri bir kenara bırakırsak dışarıdan alınan antioksidan takviyeleri üzerine yapılan çalışmalarda bizim için sağlıklı olduklarına dair sağlam bir kanıt yok ve potansiyel güvenlik riskleriyle ilişkili de yeterli raporlama bulunmuyor. Takviyelerin neden sağlığı destekleyici olmadığına dair bir teori; antioksidanların saflaştırılmış kimyasal versiyonlarının, yiyecekleri tüketerek elde ettiğimiz karmaşık bileşik kombinasyonlarından çok farklı olmasını içeriyor. Dahası bazı çalışmalar antioksidan takviyelerinin bazı ilaçlarla da etkileşime girebileceğine dikkat çekiyor.

Sonuç olarak sağlıklı bir hayat sağlıklı beslenmeden geçiyor! Sağlıklı beslenmenin en temel öğelerinde de antioksidanlar yatıyor. Bu yüzden diyetinizi renklendirerek antioksidanların vücudunuza sağlayacağı yararları artırabilirsiniz.

Kaynak

YORUMLAR

Antioksidanların vücuttaki işlevi nedir?
Diyetkolik Diyetisyenim, 04/12/2020


Gelin adını her yerde duyduğumuz antioksidanların, ne olduğunu ve vücudumuz üzerindeki etkilerini konuşalım.

‘’Antioksidan’’ sık sık duyduğumuz sözcüklerden biri.  Bu sihirli gibi nitelendirilen antioksidan bileşiklerle dolu yiyeceklerin vücut için iyi olduğunu da muhtemelen biliyoruz. Peki antioksidanın tam olarak ne olduğunu ve vücudumuzda aslında ne yaptığını biliyor muyuz? İşte antioksidanların bizim için neler yapabileceği hakkında bilmeniz gerekenler.

Antioksidan nedir?

Antioksidanlar hakkında konuşmadan önce başka bir belirsiz moda sözcük olan serbest radikaller hakkında konuşsak iyi olacak. Serbest radikaller, oldukça reaktif bileşikleri nitelendirir; bu durum da DNA gibi vücuttaki normal hücrelere bağlanabilecekleri ve nihayetinde onlara zarar verebilecekleri anlamına gelir.

Bazı serbest radikaller herhangi bir sorun teşkil etmiyor. Bu kararsız moleküller, besinleri metabolize ettiğimizde veya egzersiz yaptığımızda doğal olarak oluşuyor. Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne göre sigara dumanı, güneş ışığı ve hava kirliliği gibi birçok etmenle çevredeki serbest radikal kaynaklarına maruz kalabiliriz. Aynı şekilde yüksek düzeyde serbest radikallere neden olabilecek diğer çevresel toksinler radyasyon ve bazı metallerdir.

Yüksek serbest radikal konsantrasyonları, hücrelerinize zarar verebilecek bir süreç olan oksidatif strese neden olabiliyor. Oksidatif stresin kanser, kalp hastalığı, Tip 2 diyabet, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı, katarakt ve yaşlanmaya bağlı makuler dejenerasyon gibi bir dizi hastalığın gelişiminde bir faktör olduğuna inanılıyor.

Antioksidanların devreye girdiği nokta tam da burası. Antioksidanlar, gıdalarda bulunan ve hücrelere verilen zararı durduran veya geciktiren bileşiklerdir. Serbest radikal temizleyiciler olarak bilinen antioksidanlar, oksidatif strese neden olan serbest radikalleri etkili bir şekilde nötralize eder. Kendi antioksidanlarımızdan bazılarını kendimiz üretebilsek de, vücudumuz bunları yeterince almak için diyetimize güveniyor.

Özellikle A vitamini, C vitamini, E vitamini, selenyum, lutein ve likopen içeren meyve-sebze gibi besinlerin bu serbest radikalleri parçalayan bileşiklerin zengin kaynakları olduğunu belirtelim. Antioksidanlar yediğimiz bu besinlerden sindirim yoluyla kan dolaşımına salınır ve hücrelere girerek etkisini gösterir.

Antioksidanlar hakkında bilinmeyenler

Hangi antioksidan bileşiğin insan vücudunda ne kadar önemli olduğunu söylemek gerçekten zor çünkü çok fazlalar. Sürekli duyduklarımızın aksine, daha az bilinen ve laboratuvar ortamında antioksidan özelliklere sahip olduğu gösterilen birçok başka bileşik de bulunuyor. Bu noktada potansiyel olarak binlerce antioksidan bileşikten bahsediyoruz. O kadar çok bileşiğin gerçekleştirebileceği birçok etkileşim var. Yani bu durum, bir domatesin içerdiği farklı antioksidanların birlikte çalışmasının olası olduğu anlamına geliyor. Bitkilerde bulunan diğer birçok vitamin, mineral ve fitokimyasallardan söz etmeye gerek bile yok!

Bu bileşiklerin insan vücudu üzerinde tam olarak nasıl etki yarattığını bilemiyor olsak da laboratuvar deneyleri; antioksidanların, serbest radikalleri stabilize ederek ve kanser gelişimiyle ilişkili hücre hasarını önleyerek oksidatif strese karşı koyabildiğini gösteriyor. Yine de bir laboratuvar testiyle sindirim sistemimize ve kan dolaşımımıza giren bir şeyin nasıl davrandığını söylemek mümkün değil. Antioksidan madde etki gösterebilmek için önce bağırsakta emilmeli, ardından yeterince yüksek konsantrasyonlarda uygun organa ve son olarak hücrenin serbest radikal hasarı yaşayan yerine ulaşmalı. Bu durumda bizim yapabileceğimiz şey ise antioksidan bakımından yüksek olduğu belirtilen yiyecekleri beslenmemize daha fazla ekleyerek sağlığımız üzerindeki etkilerinden yararlanmak.

Ek olarak antioksidanların hepsinin farklı yararları olduğunu da unutmamak gerekiyor. Örneğin güçlü bir antioksidan olan likopeni yüksek miktarlarda içeren domatesler daha düşük prostat kanseri ile ilişkiliyken, beta-karoten bakımından yüksek gıdalar daha düşük meme kanseri ile ilişkilidir ve birçok antioksidan bakımından yüksek olan kahve, karaciğer kanseri dahil bazı karaciğer hastalıkları için faydalı görünmektedir.

Neden takviyeler yerine antioksidan yönünden zengin yiyeceklere yönelmeliyiz?

Uzmanlar takviyeler yerine besinler yoluyla antioksidan almanın daha iyi olacağını söylüyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, araştırmalar bize özellikle belirli antioksidanların mı yoksa bitkisel diğer öğelerle gerçekleştirdikleri kombinasyonların mı yararlı olduğu konusunda netlik sağlayamıyor. Dolayısıyla çeşitli besin kaynaklarını tüketerek, oynadıkları belirli rollere bakılmaksızın farklı besin öğeleriyle bağlantılı tüm faydaları elde edebiliriz.

Yüksek konsantrasyonlarda antioksidan içeren tüm gıdalar bizim için iyi. Her şeyden önce antioksidan özelliklere sahip vitamin ve minerallerin aynı zamanda temel besinler olduğunu, yani vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bir sürü başka bileşiği içerdiği için sağlığımızın çeşitli yönlerinde onlara ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Bu yüzden diyetinizi olabildiğince renklendirmeyi hedefleyin. Yiyecek tercihi yaparken, iyi bir diyetin geniş bir bitki besinleri yelpazesi içermesi gerektiğini aklınızın bir köşesinde bulundurun. Ayrıca antioksidan içeren besinleri tüketmenin hiçbir güvenlik endişesi de yok.

Besinleri bir kenara bırakırsak dışarıdan alınan antioksidan takviyeleri üzerine yapılan çalışmalarda bizim için sağlıklı olduklarına dair sağlam bir kanıt yok ve potansiyel güvenlik riskleriyle ilişkili de yeterli raporlama bulunmuyor. Takviyelerin neden sağlığı destekleyici olmadığına dair bir teori; antioksidanların saflaştırılmış kimyasal versiyonlarının, yiyecekleri tüketerek elde ettiğimiz karmaşık bileşik kombinasyonlarından çok farklı olmasını içeriyor. Dahası bazı çalışmalar antioksidan takviyelerinin bazı ilaçlarla da etkileşime girebileceğine dikkat çekiyor.

Sonuç olarak sağlıklı bir hayat sağlıklı beslenmeden geçiyor! Sağlıklı beslenmenin en temel öğelerinde de antioksidanlar yatıyor. Bu yüzden diyetinizi renklendirerek antioksidanların vücudunuza sağlayacağı yararları artırabilirsiniz.

Kaynak