Aşk hormonundan çok daha fazlası: Oksitosin

Motivasyon 29.01.2019

Cinsel hayatınızda, zihin sağlığınızda, sosyal aktivitelerinizde ve hatta bebeğinizle kuracağınız ilişkide etkisi bulunan bu hormonu yakından tanıyalım.
Aşk hormonundan çok daha fazlası: Oksitosin

Genellikle aşk hormonu olarak bilinen oksitosin bağlanma, yakınlık, sevgi ve aşk duygularıyla ilişkili bir hormon. Annelerin bebeklerini emzirmeleri ya da seks sonrası gibi sevgi dolu anlarda salgılanan bu hormonu sadece sarılma, bağlanma ya da sevgi ve aşk gibi duygularla ilişkilendirmek yeterli değil. Oksitosin hakkında bilmeniz gereken her şey bu yazıda.

Oksitosin nedir?

Bilimsel olarak oksitosin, beynin hipotalamus bölgesinde üretilen ve hipofiz bezinin salgıladığı bir hormon olarak tanımlanabilir. Oksitosin hem kadınlarda hem de erkeklerde artan cinsel uyarılma ile ilişkilendirilse de etkisinin sadece bununla sınırlı olduğunu söylemek mümkün değil.

Oksitosinin önemli yönlerinden biri kaygı düzeyini azaltması. Sakinleştirici etkisini ön plana çıkaran bu yönü sayesinde oksitosin cinsiyet farkı gözetmeksizin stres ve endişe durumunun azalmasını sağlıyor. Üstelik stres, anksiyete ve kaygı durumunu olumlu etkilemesi oksitosinin zihinsel sağlık üzerindeki tek olumlu etkisi de değil. Oksitosin aynı zamanda depresyon ihtimalini de azaltıyor. Bunun nedeni düşük oksitosin seviyesine sahip kişilerin sosyal etkileşimlerinin de düşük olması. Yani oksitosin hormonu sosyal yeteneklerin gelişmesinde de etki gösteriyor. Yapılan çalışmalar da içe kapanıklık ve sosyal hayattan kopukluğun oksitosin eksikliğiyle ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Oksitosine neden sarılma hormonu da denir?

oksitosin hormonu

Sarılma eylemi sırasında oksitosin salgılanıyor. Aşk hormonu olarak da adlandırılan oksitosin birkaç farklı fiziksel sevgi ile yakından ilişkili. Örneğin romantik ilişkilerin ilk evrelerinde insanlar ilişkisi olmayanlara kıyasla daha fazla oksitosin salgılıyor. Bir ilişkinin ilk aşamalarında insanların tensel teması daha fazla arzulamalarının temel sebebi de aslında bu. Çiftler birbirine dokunduğunda oksitosin salgılanıyor ve beynin zevk merkezleri uyarılıyor. Buna romantik anlamda bağlanma sürecinin anahtarı da diyebiliriz.

Oksitosin salgılanmasına neden olan bir diğer şey de cinsel aktivite. Dolayısıyla bu hormon cinsel uyarılma ve orgazm ile de direkt olarak ilişkili. Bunun yanı sıra bir arkadaşa ya da sevilen bir aile üyesine sarılmak, bebek emzirmek gibi romantik olmayan fiziksel etkileşim biçimleri de oksitosin üretimini tetikleyebiliyor.

Oksitosinin romantik ilişkilerdeki rolü ne?

oksitosin sprey

Romantizm söz konusu olduğunda oksitosin sadece cinsel ilişki ya da fiziksel etkileşim anlarında salgılanmakla kalmıyor. Bu hormon kişilerin hissettiği sevgi ile doğru orantılı olarak da yüksek seviyelerde olabiliyor. Bu konuda yapılan araştırmalar da, uzun süredir birbirini seven kişilerin oksitosin seviyelerinin yüksek olduğunu, buna karşılık partnerinden soğuyan, sevgisinde azalma olan kişilerin oksitosin seviyelerinde azalma yaşandığını kanıtlıyor.

Romantik bir ilişkinin başlangıcında genellikle oksitosin seviyeleri doğal olarak yüksek olsa da, bu hormon yaşanan sevginin her aşamasında çiftler için oldukça etkili. Bir kişinin oksitosin seviyesinin artmasının daha tatmin edici bir cinsel hayata yol açtığı çalışmalar tarafından da ortaya kondu. Bu çalışmalardan birinde burun spreyi şeklinde oksitosin verilen 29 sağlıklı çiftte ilginç sonuçlarla karşılaşıldı. Çalışmadaki erkekler daha yoğun orgazmlar yaşadıklarını bildirirken, kadınlar da eşlerine cinsel isteklerini ifade etmede daha rahat olduklarını ifade etti. Bu bilgiler ışığında, vücuttaki oksitosin miktarının yüksek olmasının daha iyi bir seks hayatı anlamına geldiği söylenebilir.

Oksitosinin hamilelikte ve doğum sonrasındaki rolü ne?

oksitosin nedir

Yukarıda da belirttiğimiz gibi oksitosin cinsel uyarılmadan doğum ve emzirmeye kadar kadın üremesinin hemen her aşamasında önemli bir rol oynuyor. Bir annenin hamilelik sırasındaki oksitosin düzeyi gelecekte çocuğuyla kuracağı ilişkiyi bile etkileyebiliyor. Gebeliğin ilk üç ayında oksitosin seviyeleri yüksek olan kadınların doğumdan sonra bebekleriyle daha güçlü bir bağ kurduğu görülüyor.

Oksitosin aynı zamanda doğum sırasında uterusun kasılmalarından da sorumlu olan bir hormon. Doğum sırasında serviks vajina genişledikçe kadınlarda oksitosin seviyesi artmaya devam ediyor ve doğum boyunca kasılmaları kontrol ediyor. Ayrıca oksitosin doğum sonrasında yaşanan kanamayı kontrol etmede ve önlemede de görev alıyor. Doğumdan sonra da önemli bir rol oynamaya devam eden oksitosin emzirme döneminde önemli miktarda salınıyor. Bebek sağlığını olumlu yönde etkilerken anne ve bebek arasındaki bağı da güçlendiriyor.

Erkekler de oksitosin üretiyor mu?

Evet, erkek bedeni de oksitosin üretiyor. Fakat üretilen oksitosin miktarı kadınlarda genellikle erkeklere kıyasla daha fazla oluyor. Özellikle bağlanma ve ilişkiler söz konusu olduğunda araştırmalar oksitosin hormonunun erkekleri tek eşliliğe daha fazla yönlendirdiğini ortaya koyuyor. Buna karşılık erkeklerde oksitosin yüksekliği yeni bilgilerin öğrenilme sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Bu durumun yoğun sevgi, haz ve bağlılık durumlarında başka bir şeye odaklanamamayı açıkladığı iddia edilebilir.

Daha fazla oksitosin nasıl üretilir?

oksitosin eksikligi

Oksitosin vücut tarafından doğal olarak üretilse de bu hormonu artırmanın yolları yok değil. Sevdiğiniz insanlara daha fazla sarılmak, sosyal ve cinsel aktivite ile fiziksel temasları artırmak bu yollar arasında yer alıyor. Çok ilginçtir ki, yapılan son araştırmalar dedikodu yapmanın da oksitosin seviyesini yükseltebileceğini ortaya koyuyor. Yine de dedikodunun ucunu kaçırmamakta ve iyi niyetten sapmamakta fayda var!

Yeterli oksitosine sahip olunmadığında ne olur?

Düşük oksitosin düzeyleri hamile ya da yeni anne olmuş kadınlar için üzücü ve yıkıcı olabiliyor. Oksitosin eksikliği hamile kadınlarda doğum sonrası kanama problemlerine neden olabilirken emziren annelerde laktasyon (süt üretimi) sorunlarına yol açabiliyor. Doğal olarak oksitosin üretemeyen kişilerse anksite ve depresyon gibi duygudurum bozukluklarına daha yatkın oluyor. Ayrıca düşük oksitosin seviyeleri sosyal etkileşimi zorlaştırabilecek empati eksikliğine de neden olabiliyor.

Kaynak

YORUMLAR

İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Aşk hormonundan çok daha fazlası: Oksitosin
Diyetisyen Diyetkolik Diyetisyenim, 29/01/2019


Cinsel hayatınızda, zihin sağlığınızda, sosyal aktivitelerinizde ve hatta bebeğinizle kuracağınız ilişkide etkisi bulunan bu hormonu yakından tanıyalım.

Genellikle aşk hormonu olarak bilinen oksitosin bağlanma, yakınlık, sevgi ve aşk duygularıyla ilişkili bir hormon. Annelerin bebeklerini emzirmeleri ya da seks sonrası gibi sevgi dolu anlarda salgılanan bu hormonu sadece sarılma, bağlanma ya da sevgi ve aşk gibi duygularla ilişkilendirmek yeterli değil. Oksitosin hakkında bilmeniz gereken her şey bu yazıda.

Oksitosin nedir?

Bilimsel olarak oksitosin, beynin hipotalamus bölgesinde üretilen ve hipofiz bezinin salgıladığı bir hormon olarak tanımlanabilir. Oksitosin hem kadınlarda hem de erkeklerde artan cinsel uyarılma ile ilişkilendirilse de etkisinin sadece bununla sınırlı olduğunu söylemek mümkün değil.

Oksitosinin önemli yönlerinden biri kaygı düzeyini azaltması. Sakinleştirici etkisini ön plana çıkaran bu yönü sayesinde oksitosin cinsiyet farkı gözetmeksizin stres ve endişe durumunun azalmasını sağlıyor. Üstelik stres, anksiyete ve kaygı durumunu olumlu etkilemesi oksitosinin zihinsel sağlık üzerindeki tek olumlu etkisi de değil. Oksitosin aynı zamanda depresyon ihtimalini de azaltıyor. Bunun nedeni düşük oksitosin seviyesine sahip kişilerin sosyal etkileşimlerinin de düşük olması. Yani oksitosin hormonu sosyal yeteneklerin gelişmesinde de etki gösteriyor. Yapılan çalışmalar da içe kapanıklık ve sosyal hayattan kopukluğun oksitosin eksikliğiyle ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Oksitosine neden sarılma hormonu da denir?

oksitosin hormonu

Sarılma eylemi sırasında oksitosin salgılanıyor. Aşk hormonu olarak da adlandırılan oksitosin birkaç farklı fiziksel sevgi ile yakından ilişkili. Örneğin romantik ilişkilerin ilk evrelerinde insanlar ilişkisi olmayanlara kıyasla daha fazla oksitosin salgılıyor. Bir ilişkinin ilk aşamalarında insanların tensel teması daha fazla arzulamalarının temel sebebi de aslında bu. Çiftler birbirine dokunduğunda oksitosin salgılanıyor ve beynin zevk merkezleri uyarılıyor. Buna romantik anlamda bağlanma sürecinin anahtarı da diyebiliriz.

Oksitosin salgılanmasına neden olan bir diğer şey de cinsel aktivite. Dolayısıyla bu hormon cinsel uyarılma ve orgazm ile de direkt olarak ilişkili. Bunun yanı sıra bir arkadaşa ya da sevilen bir aile üyesine sarılmak, bebek emzirmek gibi romantik olmayan fiziksel etkileşim biçimleri de oksitosin üretimini tetikleyebiliyor.

Oksitosinin romantik ilişkilerdeki rolü ne?

oksitosin sprey

Romantizm söz konusu olduğunda oksitosin sadece cinsel ilişki ya da fiziksel etkileşim anlarında salgılanmakla kalmıyor. Bu hormon kişilerin hissettiği sevgi ile doğru orantılı olarak da yüksek seviyelerde olabiliyor. Bu konuda yapılan araştırmalar da, uzun süredir birbirini seven kişilerin oksitosin seviyelerinin yüksek olduğunu, buna karşılık partnerinden soğuyan, sevgisinde azalma olan kişilerin oksitosin seviyelerinde azalma yaşandığını kanıtlıyor.

Romantik bir ilişkinin başlangıcında genellikle oksitosin seviyeleri doğal olarak yüksek olsa da, bu hormon yaşanan sevginin her aşamasında çiftler için oldukça etkili. Bir kişinin oksitosin seviyesinin artmasının daha tatmin edici bir cinsel hayata yol açtığı çalışmalar tarafından da ortaya kondu. Bu çalışmalardan birinde burun spreyi şeklinde oksitosin verilen 29 sağlıklı çiftte ilginç sonuçlarla karşılaşıldı. Çalışmadaki erkekler daha yoğun orgazmlar yaşadıklarını bildirirken, kadınlar da eşlerine cinsel isteklerini ifade etmede daha rahat olduklarını ifade etti. Bu bilgiler ışığında, vücuttaki oksitosin miktarının yüksek olmasının daha iyi bir seks hayatı anlamına geldiği söylenebilir.

Oksitosinin hamilelikte ve doğum sonrasındaki rolü ne?

oksitosin nedir

Yukarıda da belirttiğimiz gibi oksitosin cinsel uyarılmadan doğum ve emzirmeye kadar kadın üremesinin hemen her aşamasında önemli bir rol oynuyor. Bir annenin hamilelik sırasındaki oksitosin düzeyi gelecekte çocuğuyla kuracağı ilişkiyi bile etkileyebiliyor. Gebeliğin ilk üç ayında oksitosin seviyeleri yüksek olan kadınların doğumdan sonra bebekleriyle daha güçlü bir bağ kurduğu görülüyor.

Oksitosin aynı zamanda doğum sırasında uterusun kasılmalarından da sorumlu olan bir hormon. Doğum sırasında serviks vajina genişledikçe kadınlarda oksitosin seviyesi artmaya devam ediyor ve doğum boyunca kasılmaları kontrol ediyor. Ayrıca oksitosin doğum sonrasında yaşanan kanamayı kontrol etmede ve önlemede de görev alıyor. Doğumdan sonra da önemli bir rol oynamaya devam eden oksitosin emzirme döneminde önemli miktarda salınıyor. Bebek sağlığını olumlu yönde etkilerken anne ve bebek arasındaki bağı da güçlendiriyor.

Erkekler de oksitosin üretiyor mu?

Evet, erkek bedeni de oksitosin üretiyor. Fakat üretilen oksitosin miktarı kadınlarda genellikle erkeklere kıyasla daha fazla oluyor. Özellikle bağlanma ve ilişkiler söz konusu olduğunda araştırmalar oksitosin hormonunun erkekleri tek eşliliğe daha fazla yönlendirdiğini ortaya koyuyor. Buna karşılık erkeklerde oksitosin yüksekliği yeni bilgilerin öğrenilme sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Bu durumun yoğun sevgi, haz ve bağlılık durumlarında başka bir şeye odaklanamamayı açıkladığı iddia edilebilir.

Daha fazla oksitosin nasıl üretilir?

oksitosin eksikligi

Oksitosin vücut tarafından doğal olarak üretilse de bu hormonu artırmanın yolları yok değil. Sevdiğiniz insanlara daha fazla sarılmak, sosyal ve cinsel aktivite ile fiziksel temasları artırmak bu yollar arasında yer alıyor. Çok ilginçtir ki, yapılan son araştırmalar dedikodu yapmanın da oksitosin seviyesini yükseltebileceğini ortaya koyuyor. Yine de dedikodunun ucunu kaçırmamakta ve iyi niyetten sapmamakta fayda var!

Yeterli oksitosine sahip olunmadığında ne olur?

Düşük oksitosin düzeyleri hamile ya da yeni anne olmuş kadınlar için üzücü ve yıkıcı olabiliyor. Oksitosin eksikliği hamile kadınlarda doğum sonrası kanama problemlerine neden olabilirken emziren annelerde laktasyon (süt üretimi) sorunlarına yol açabiliyor. Doğal olarak oksitosin üretemeyen kişilerse anksite ve depresyon gibi duygudurum bozukluklarına daha yatkın oluyor. Ayrıca düşük oksitosin seviyeleri sosyal etkileşimi zorlaştırabilecek empati eksikliğine de neden olabiliyor.

Kaynak