Egzersiz ve temiz beslenme takıntısı onu ölümün kıyısına götürdü

Diyet 18.01.2019

Konu sağlıklı yaşam bile olsa aşırıya kaçmak insan hayatını tehlikeye atacak boyutlara varabiliyor!
Egzersiz ve temiz beslenme takıntısı onu ölümün kıyısına götürdü

“Gereğinden fazla sağlıklı” olmak kulağa pek de normal gelmiyor değil mi? Söz konusu sağlıksa fazlası göz çıkarmaz ne de olsa! Ama aslında gerçek pek de öyle değilmiş. Blog yazarı Christina Rice’ın yaşadığı ve paylaştığı durumda olduğu gibi kendine dikkat etmek belirli bir noktada trajik bir şekilde kendine zarar vermeye dönebiliyor.

75, 75, 75. Bu numara Christina Rice’ın hayatına hükmediyordu. Haftanın en az 6 günü, 75 dakikalık egzersiz yapmadan kendini iyi hissetmiyordu. Bunun, stresini kontrol altında tutmanın ve endişelerini gidermenin en iyi yolu olduğuna inanıyordu. Ta ki doğru yaptığına inandığı şey hayatını ele geçirene kadar.

Addicted To Lovely isimli bloğun sahibi Christina Rice, her gün yaptığı antrenmanlara sarıldığını ve daha iyi hissetmek için buna ihtiyacı olduğunu söylüyor. Her geçen gün daha şiddetli, daha uzun antrenmanlar yapmaya başlayan Rice işlerin bir süre sonra kontrolden çıktığını da ekliyor.

Peki sağlıklı yaşamın gerektirdiği temel alışkanlıklardan biri olan egzersiz Rice’ın hayatını nasıl oldu da böyle kötü etkiledi? Bu süreçte Rice, işlenmiş gıdaların minumum düzeyde tüketildiği “temiz beslenme” biçimini uygulamaya başladı. Sindirim sorunları yaşıyordu ve şekerin, yağın ve karbonhidratların tehlikelerinden bahseden hikayeleri okudukça temiz beslenme alışkanlığını giderek ileriye taşıdı. 23 yaşında tüm tatlıları, meyveleri, nişastalı besinleri ve çoğu yağ kaynağını diyetinden tamamen çıkardı. Rice istemese de ciddi şekilde kilo kaybetmeye başladı ve üç aydan biraz kısa bir süre içerisinde 18 kilo verdi. Nihayet, egzersiz bağımlılığı ve bir çeşit beslenme bozukluğu olan ortoreksiyle mücadele ettiğini fark etti.

Bu durum onu tamamen tüketti

saglikli beslenme takintisi

Rice bu süreçte antrenman yapacağı saat aralıklarında buluşmak istedikleri ve beslenme şekline uygun yerlere gitmedikleri için arkadaşlarıyla gezmediğini ve dışarı çıkmadığını söylüyor. Ailesini ziyaret etmenin bile kendidini sıkıntılı hisssetmesine neden olmaya başladığını ifade eden Rice, aşırı stresli olduğunu ve dünyasının “Ne zaman ne yemek yiyeceğim? Ne zaman antrenman yapabileceğim?” gibi soruların etrafında döndüğünü sözlerine ekliyor.  

Rice geldiği noktayı fark ettiğinde çözümler aramaya yöneldi ve doktorlarla, beslenme uzmanlarıyla  görüşmeye başladı. Bu süreçte neredeyse 15 diyetisyenle görüştü. Umudu görüştüğü bu kişilerden birinin durumunu açıklamasıydı. Başlangıçta uzmanlarla tam olarak anlaşamadı. Zannettikleri gibi kilo vermeye falan çalışmıyordu, aksine kilosu hakkında endişe duyuyordu. Antrenman yapmayı, sağlıklı beslenmeyi çok seviyordu ve bunda yanlış bir şey yok gibiydi.

Verdiği kilo 33’ü bulduğunda insanlar sağlık konusunda nasıl bu kadar takıntılı olduğunu sormaya başladı. En sonunda bir diyetisyen ona durumu açıkladı ve gerçeği yüzüne vurdu: Buna göre Rice, her an kalp krizi geçirebilir ve ölebilirdi. Rice, bunu duyduğunda yüzüne bir ton tuğla çarpmış gibi hissetiğini ve daha önce kimsenin kendisine karşı bu kadar dürüst olmadığını söyledi.

Amerikan Egzersiz Konseyi’nin minimum %10 olması gerektiğini belirttiği vücut yağ yüzdesi Rice’ta %6.8’e kadar inmişti. Diyetisyeni Rice’ın bu düşük yağ yüzdesinin organlarında aşırı baskıya neden olabileceğini söyledi.

Ters giden bir şeyler olduğunu en sonunda fark etti

temiz beslenme takintisi

Diyetisyeninin söyledikleri bir nevi Rice’ın içten içe taşıdığı korkunun onaylanması demekti. Bir şeylerin ters gittiği artık apaçık ortadaydı. Diyetisyeni antrenmanları bırakması gerektiğini söylediğinde Rice, başlangıçta bu fikri reddetti fakat sonrasında kabullendi. Bir psikologdan da yardım alarak onu temiz beslenme takıntısına neyin ittiğini bulmak için birlikte plan yaptılar ve sağlıklı beslenmenin ne anlama geldiğini zihninde yeniden oluşturdular.

Antrenmanları bırakmak, yemediği şeyleri yemeye başlamak gibi adımların korktuğu şeyler olduğunu söyleyen Rice, bu adımları attığında hiçbir şeyin kötü olmayacağını kendisine kanıtlaması gerektiğini ifade ediyor.

Bu aşamadan sonra Rice alışkanlıklarını küçük adımlarla değiştirmeye başladı. Birkaç damla yağ ile yemek pişirerek, ara sıra meyve yiyerek ve antrenman sürelerini kısaltarak... Meditasyona ve bir dergide yazarlık yapmaya başladı. Tüm bu yeniliklerin kendisine nasıl hissettirdiğini gözlemledi.

egzersiz takintisi

Diyetisyeninin onun için hazırladığı ve sağlıklı karbonhidratların, yağların yer aldığı diyet planına sarıldı. Yediği her yeni yemeğin ardından korkuları ve ne hisettiği üzerine kafa yordu. Rice kendisine “Bunu yaparsam başıma gelebilecek en kötü şey ne olabilir?” diye sorduğunu ve aslında bu sorunun cevabı üzerine düşünürken korkularının kendi kendisinin koyduğu psikolojik engellerden kaynaklandığını fark ettiğini söylüyor.

Rice bugünlerde diyetisyeniyle birlikte oluşturdukları plana dayanarak Paleo diyeti uyguluyor. Vücudunun glutene karşı hassasiyeti olduğunu ve sindirim sorunlarının da sebebinin bu olduğunu öğrenen Rice, artık “temiz” hissetmek için her gün antrenman yapmaya ihtiyaç duymuyor.

Kaynak

YORUMLAR

İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Egzersiz ve temiz beslenme takıntısı onu ölümün kıyısına götürdü
Diyetisyen Diyetkolik Diyetisyenim, 18/01/2019


Konu sağlıklı yaşam bile olsa aşırıya kaçmak insan hayatını tehlikeye atacak boyutlara varabiliyor!

“Gereğinden fazla sağlıklı” olmak kulağa pek de normal gelmiyor değil mi? Söz konusu sağlıksa fazlası göz çıkarmaz ne de olsa! Ama aslında gerçek pek de öyle değilmiş. Blog yazarı Christina Rice’ın yaşadığı ve paylaştığı durumda olduğu gibi kendine dikkat etmek belirli bir noktada trajik bir şekilde kendine zarar vermeye dönebiliyor.

75, 75, 75. Bu numara Christina Rice’ın hayatına hükmediyordu. Haftanın en az 6 günü, 75 dakikalık egzersiz yapmadan kendini iyi hissetmiyordu. Bunun, stresini kontrol altında tutmanın ve endişelerini gidermenin en iyi yolu olduğuna inanıyordu. Ta ki doğru yaptığına inandığı şey hayatını ele geçirene kadar.

Addicted To Lovely isimli bloğun sahibi Christina Rice, her gün yaptığı antrenmanlara sarıldığını ve daha iyi hissetmek için buna ihtiyacı olduğunu söylüyor. Her geçen gün daha şiddetli, daha uzun antrenmanlar yapmaya başlayan Rice işlerin bir süre sonra kontrolden çıktığını da ekliyor.

Peki sağlıklı yaşamın gerektirdiği temel alışkanlıklardan biri olan egzersiz Rice’ın hayatını nasıl oldu da böyle kötü etkiledi? Bu süreçte Rice, işlenmiş gıdaların minumum düzeyde tüketildiği “temiz beslenme” biçimini uygulamaya başladı. Sindirim sorunları yaşıyordu ve şekerin, yağın ve karbonhidratların tehlikelerinden bahseden hikayeleri okudukça temiz beslenme alışkanlığını giderek ileriye taşıdı. 23 yaşında tüm tatlıları, meyveleri, nişastalı besinleri ve çoğu yağ kaynağını diyetinden tamamen çıkardı. Rice istemese de ciddi şekilde kilo kaybetmeye başladı ve üç aydan biraz kısa bir süre içerisinde 18 kilo verdi. Nihayet, egzersiz bağımlılığı ve bir çeşit beslenme bozukluğu olan ortoreksiyle mücadele ettiğini fark etti.

Bu durum onu tamamen tüketti

saglikli beslenme takintisi

Rice bu süreçte antrenman yapacağı saat aralıklarında buluşmak istedikleri ve beslenme şekline uygun yerlere gitmedikleri için arkadaşlarıyla gezmediğini ve dışarı çıkmadığını söylüyor. Ailesini ziyaret etmenin bile kendidini sıkıntılı hisssetmesine neden olmaya başladığını ifade eden Rice, aşırı stresli olduğunu ve dünyasının “Ne zaman ne yemek yiyeceğim? Ne zaman antrenman yapabileceğim?” gibi soruların etrafında döndüğünü sözlerine ekliyor.  

Rice geldiği noktayı fark ettiğinde çözümler aramaya yöneldi ve doktorlarla, beslenme uzmanlarıyla  görüşmeye başladı. Bu süreçte neredeyse 15 diyetisyenle görüştü. Umudu görüştüğü bu kişilerden birinin durumunu açıklamasıydı. Başlangıçta uzmanlarla tam olarak anlaşamadı. Zannettikleri gibi kilo vermeye falan çalışmıyordu, aksine kilosu hakkında endişe duyuyordu. Antrenman yapmayı, sağlıklı beslenmeyi çok seviyordu ve bunda yanlış bir şey yok gibiydi.

Verdiği kilo 33’ü bulduğunda insanlar sağlık konusunda nasıl bu kadar takıntılı olduğunu sormaya başladı. En sonunda bir diyetisyen ona durumu açıkladı ve gerçeği yüzüne vurdu: Buna göre Rice, her an kalp krizi geçirebilir ve ölebilirdi. Rice, bunu duyduğunda yüzüne bir ton tuğla çarpmış gibi hissetiğini ve daha önce kimsenin kendisine karşı bu kadar dürüst olmadığını söyledi.

Amerikan Egzersiz Konseyi’nin minimum %10 olması gerektiğini belirttiği vücut yağ yüzdesi Rice’ta %6.8’e kadar inmişti. Diyetisyeni Rice’ın bu düşük yağ yüzdesinin organlarında aşırı baskıya neden olabileceğini söyledi.

Ters giden bir şeyler olduğunu en sonunda fark etti

temiz beslenme takintisi

Diyetisyeninin söyledikleri bir nevi Rice’ın içten içe taşıdığı korkunun onaylanması demekti. Bir şeylerin ters gittiği artık apaçık ortadaydı. Diyetisyeni antrenmanları bırakması gerektiğini söylediğinde Rice, başlangıçta bu fikri reddetti fakat sonrasında kabullendi. Bir psikologdan da yardım alarak onu temiz beslenme takıntısına neyin ittiğini bulmak için birlikte plan yaptılar ve sağlıklı beslenmenin ne anlama geldiğini zihninde yeniden oluşturdular.

Antrenmanları bırakmak, yemediği şeyleri yemeye başlamak gibi adımların korktuğu şeyler olduğunu söyleyen Rice, bu adımları attığında hiçbir şeyin kötü olmayacağını kendisine kanıtlaması gerektiğini ifade ediyor.

Bu aşamadan sonra Rice alışkanlıklarını küçük adımlarla değiştirmeye başladı. Birkaç damla yağ ile yemek pişirerek, ara sıra meyve yiyerek ve antrenman sürelerini kısaltarak... Meditasyona ve bir dergide yazarlık yapmaya başladı. Tüm bu yeniliklerin kendisine nasıl hissettirdiğini gözlemledi.

egzersiz takintisi

Diyetisyeninin onun için hazırladığı ve sağlıklı karbonhidratların, yağların yer aldığı diyet planına sarıldı. Yediği her yeni yemeğin ardından korkuları ve ne hisettiği üzerine kafa yordu. Rice kendisine “Bunu yaparsam başıma gelebilecek en kötü şey ne olabilir?” diye sorduğunu ve aslında bu sorunun cevabı üzerine düşünürken korkularının kendi kendisinin koyduğu psikolojik engellerden kaynaklandığını fark ettiğini söylüyor.

Rice bugünlerde diyetisyeniyle birlikte oluşturdukları plana dayanarak Paleo diyeti uyguluyor. Vücudunun glutene karşı hassasiyeti olduğunu ve sindirim sorunlarının da sebebinin bu olduğunu öğrenen Rice, artık “temiz” hissetmek için her gün antrenman yapmaya ihtiyaç duymuyor.

Kaynak