Bul

Diyetkolik'i telefonunda kullan

sitede bul

İnsülin Direnci

Diyet 07.04.2022

İnsülin Direnci

İnsülin pankreasımızda bulunan beta hücreleri tarafından üretilen karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmalarında etkili olan bir hormondur. İnsülinin ana görevi glikozu kas, karaciğer ve yağ hücrelerindeki reseptörlere bağlanarak kandaki şekerin (glikoz) hücre içerisine alımını sağlamaktır. Bu sayede kandaki glikoz düzeyi azalmaktadır.

İnsülin Direnci Nedir?

İnsülin direnci; kanda insülinin olması fakat bunun istenen biyolojik etkiyi oluşturmaması olarak tanımlanmaktadır. Daha basit olarak insülin direnci vücudun ürettiği insülini kullanamaması olarak ifade edilebilir.  2017 yılında Türkiye’de yapılan bir araştırmada insülin direnci örülme oranının %26.2 olduğu bulunmuştur.

Yemek yediğimizde besinlerin içerisindeki karbonhidrat sindirim enzimleriyle glikoza parçalanır. Glikoz kan ile birlikte vücudun çeşitli bölümlerine taşınmaktadır.  Diyabetli olmayan bireylerde her besin alımında pankreastan insülin salınımı gerçekleşmektedir.  Çünkü vücuttaki doku ve organlarda glikozun enerjiye çevrilebilmesi için insüline ihtiyaç duyulmaktadır.  Fakat insülin direnci bulunan bireylerde kas, yağ ve karaciğer hücreleri insüline karşı gerekli yanıtı oluşturamaz ve bu sebeple kan şekeri yükselir. Pankreas burada devreye girerek kan şeker seviyesini düşürebilmek için daha fazla insülin salgılamaya başlar. Kanda insülin seviyesinin yükselmesi hiperinsülinemi olarak adlandırılır. Bu durumun sürekli olması pankreasın yorulmasına sebep olarak pankreasın işlevine kaybetmesine ve yeterli insülin üretememesine sebep olabilir. Dokularda kullanılamayan şeker kanda yükselerek tip 2 diyabete ve kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon oluşumuna neden olabilir. Yapılan çalışmalarda insülin direncinin Tip 2 diyabetin en önemli ön bulgularından biri olduğu bulunmuştur.

İnsülin Direncinin Sebebi Nedir?  

İnsülin direncinin birçok farklı sebebi vardır. İnsülin direnci ergenlik, yaşlılık, gebelik, yaşlılık ve fiziksel aktivitenin az olması gibi fizyolojik durumlar; obezite, hipertansiyon, aterosklerotik kardiyovasküler hastalık, dislipidemi gibi metabolik hastalıklar ve kortikosteroid, bazı oral kontraseptifler, diüretikler gibi ilaçların alınması gibi durumlarda görülebilmektedir.

İnsülin direnci oluşumunda obezite ve beslenme en büyük faktörler arasındadır. Karın bölgesinde yağlanmanın çok fazla olması yağ dokusundan salgılanan hormonların artmasına ve insülin direncinin oluşmasına neden olmaktadır. İnsülin direnci kilo alımıyla artarken, ideal kiloya gelindiğinde azalmaktadır. Vücut ağırlığını ideal aralıkta tutmak, düzenli ve dengeli bir beslenme programının oluşturulması ve düzenli fiziksel aktive yapılması insülin direncini azaltmaktadır.

İnsülin Direnci Risk Faktörleri

Aşağıdaki faktörlerin en az iki tanesinin bulunması da yüksek risk olarak kabul edilmektedir:

  1. Kan basıncının 140/90 mmHg’dan yüksek olması ve ilaç tedavisi alınması,
  2. 150 mg/dL’nin üzerindeki Trigliserit seviyeleri,
  3. HDL seviyelerinin erkekler için 35 mg/ dL’nin, kadınlar için 39 mg/dL’nin altında olması,
  4. Vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 ’nin, bel basen oranının erkekler için 0,9’un, kadınlar için 0,85’in üzerinde olması,
  5. İdrar albümin atılım seviyesinin 20 mcg/dk’nın veya albümin - Kreatinin oranının 30 mg/g’dan büyük olması.

YORUMLAR

İnsülin Direnci
Diyabet Koçu Neslihan Sipahi, 07/04/2022


İnsülin pankreasımızda bulunan beta hücreleri tarafından üretilen karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmalarında etkili olan bir hormondur. İnsülinin ana görevi glikozu kas, karaciğer ve yağ hücrelerindeki reseptörlere bağlanarak kandaki şekerin (glikoz) hücre içerisine alımını sağlamaktır. Bu sayede kandaki glikoz düzeyi azalmaktadır.

İnsülin Direnci Nedir?

İnsülin direnci; kanda insülinin olması fakat bunun istenen biyolojik etkiyi oluşturmaması olarak tanımlanmaktadır. Daha basit olarak insülin direnci vücudun ürettiği insülini kullanamaması olarak ifade edilebilir.  2017 yılında Türkiye’de yapılan bir araştırmada insülin direnci örülme oranının %26.2 olduğu bulunmuştur.

Yemek yediğimizde besinlerin içerisindeki karbonhidrat sindirim enzimleriyle glikoza parçalanır. Glikoz kan ile birlikte vücudun çeşitli bölümlerine taşınmaktadır.  Diyabetli olmayan bireylerde her besin alımında pankreastan insülin salınımı gerçekleşmektedir.  Çünkü vücuttaki doku ve organlarda glikozun enerjiye çevrilebilmesi için insüline ihtiyaç duyulmaktadır.  Fakat insülin direnci bulunan bireylerde kas, yağ ve karaciğer hücreleri insüline karşı gerekli yanıtı oluşturamaz ve bu sebeple kan şekeri yükselir. Pankreas burada devreye girerek kan şeker seviyesini düşürebilmek için daha fazla insülin salgılamaya başlar. Kanda insülin seviyesinin yükselmesi hiperinsülinemi olarak adlandırılır. Bu durumun sürekli olması pankreasın yorulmasına sebep olarak pankreasın işlevine kaybetmesine ve yeterli insülin üretememesine sebep olabilir. Dokularda kullanılamayan şeker kanda yükselerek tip 2 diyabete ve kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon oluşumuna neden olabilir. Yapılan çalışmalarda insülin direncinin Tip 2 diyabetin en önemli ön bulgularından biri olduğu bulunmuştur.

İnsülin Direncinin Sebebi Nedir?  

İnsülin direncinin birçok farklı sebebi vardır. İnsülin direnci ergenlik, yaşlılık, gebelik, yaşlılık ve fiziksel aktivitenin az olması gibi fizyolojik durumlar; obezite, hipertansiyon, aterosklerotik kardiyovasküler hastalık, dislipidemi gibi metabolik hastalıklar ve kortikosteroid, bazı oral kontraseptifler, diüretikler gibi ilaçların alınması gibi durumlarda görülebilmektedir.

İnsülin direnci oluşumunda obezite ve beslenme en büyük faktörler arasındadır. Karın bölgesinde yağlanmanın çok fazla olması yağ dokusundan salgılanan hormonların artmasına ve insülin direncinin oluşmasına neden olmaktadır. İnsülin direnci kilo alımıyla artarken, ideal kiloya gelindiğinde azalmaktadır. Vücut ağırlığını ideal aralıkta tutmak, düzenli ve dengeli bir beslenme programının oluşturulması ve düzenli fiziksel aktive yapılması insülin direncini azaltmaktadır.

İnsülin Direnci Risk Faktörleri

Aşağıdaki faktörlerin en az iki tanesinin bulunması da yüksek risk olarak kabul edilmektedir:

  1. Kan basıncının 140/90 mmHg’dan yüksek olması ve ilaç tedavisi alınması,
  2. 150 mg/dL’nin üzerindeki Trigliserit seviyeleri,
  3. HDL seviyelerinin erkekler için 35 mg/ dL’nin, kadınlar için 39 mg/dL’nin altında olması,
  4. Vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 ’nin, bel basen oranının erkekler için 0,9’un, kadınlar için 0,85’in üzerinde olması,
  5. İdrar albümin atılım seviyesinin 20 mcg/dk’nın veya albümin - Kreatinin oranının 30 mg/g’dan büyük olması.