Yazdır

Kişiye Özel Yiyeceklere İhtiyaç Artıyor

Günümüzde çok sık karşılaşılan besin alerjileri ve duyarlılıklar, genetik faktörler özel besinlere ihtiyacı arttırmıştır, bunlardan en önemlileri, çölyak, laktoz intöleransı, süt alerjisi, B vitaminleri metabolizmasında bozulmalar, nöral tüp defektleri, fenil ketonüri gibi metabolik hastalıklar, metabolik sendrom,diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi ve obesitedir.

KİŞİYE ÖZEL BESİN İHTİYACI ARTIYOR!

İnsanlar ilk çağlardan beri beslenme ihtiyaçlarını barınma, giyinme vb ihtiyaçların hep önünde tutmuştur. Yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için sağlıklı beslenme vazgeçilmez bir konudur. 

Teknoloji ve tıp biliminin ilerlemesi sonucunda, tanı yöntemlerinin de gelişmesiyle bazı hastalıkların temelinde yanlış beslenme ve bireye özgü besin duyarlılığı olduğu anlaşılmaya başlamıştır. Bireye özgü beslenme ihtiyaçları arttıkça da, özel besin gereksinimi ve üretimi büyük önem kazanmıştır.

Günümüzde çok sık karşılaşılan besin alerjileri ve duyarlılıklar, genetik faktörler özel besinlere ihtiyacı arttırmıştır, bunlardan en önemlileri, çölyak, laktoz intöleransı, süt alerjisi, B vitaminleri metabolizmasında bozulmalar, nöral tüp defektleri, fenil ketonüri gibi metabolik hastalıklar, metabolik sendrom,diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi ve obesitedir.

ÇÖLYAK-GLUTEN ENTEROPATİSİ VE GLUTENSİZ ÜRÜNLER

Çölyak bir ince barsak ailerjisidir. Bu allerji; buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi tahılların içinde bulunan gluten ismi verilen proteine karşı ince bağırsağın ömür boyu sürecek bir hassasiyet göstermesi olarak tanımlanır. 

Önceleri uzun süren ishal, kilo kaybının nedeninin sadece enfeksiyon olduğu düşünülürdü, bazı tetkikler sonucunda bunun bir alerji olduğu anlaşıldı ve glutensiz bir diyetle rahatsızlıkların ortadan kalktığı ve sorunun çözüldüğü anlaşıldı.

Glutensiz Diyetin Özelliği

Buğday, arpa, çavdar, yulaf içermeyen besinler glutensizdir ve çölyak hastaları tarafından rahatlıkla tüketilebilir. Tabi bu yiyecekleri içermeyen şeyler bulmak o kadar da kolay değil.

Peki çölyak hastaları hiç ekmek yemeyecek mi? Makarna, bisküvi, kek ve bir çok temek besinin içine buğday ve ürünleri giriyor. 

Gluten içermeyen unların ortak özelliği hamurunun kabarmaması, piştikten kısa süre sonra sertleşmesi ve lezzetli olmaması. 

Gelişmiş ülkelerde bu ürünleri bulmak çok rahat, bir markete girdiğinizde “Gluten Free” reyonları, hatta ayrı mağazaları var. 

Bildiğiniz normal kekten veya bisküviden lezzet olarak hiç ayıramadığınız nice ürün çeşidi çok uygun fiyatla çölyaklıların beğenisine sunuluyor.

Ülkemizdeki birçok çölyaklının ortak sorunu bu ürünleri bulamamak, bulduklarının ya çok pahalı yada yenilemeyecek kadar lezzetsiz olması, birkaç ithal ürün dışında çeşitliliğin de sağlanamaması.

Çölyaklı bir çok tanıdığım insan var ve hepsi de birer gurme, kısaca kendi ekmeğini yapmayla işe başlayan bu kişiler kek, çörek, lahmacun, tiramisu, kazandibi vb. aklınıza gelemeyecek çeşitte ürünleri deneyerek yapıyor ve bir araya geldikleirnde birbirlerine ikram ediyorlar. Geçn yıl mart ayında bir toplantılarında ben de glutensiz özel unlarla yapılmış bu lezzetlerin çoğunu tatma fırsatı buldum. İnanın bana lezzetleri hala aklımda.

Çözüm, glutensiz ürünleri üretebilecek teknolojinin ülkemize kazandırılması ve tüketici odaklı empatik bir ticaret yolunun bulunmasıdır. Bu teknoloji kurulana kadar da özellikle bu tür özellikli ürünlerde verginin en aza çekilerek daha ucuz yollarla getirilerek ucuz yollarla tüketiciye ulaşması.

LAKTOZ İNTOLERANSI VE LAKTOZSUZ ÜRÜNLER

Yıllarca, inek sütü midede şişkinlik, hazımsızlık, ürtiker plakları (vücutta oluşan kaşıntılı kızarıklıklar) gibi istenmeyen rahatsız edici semptomların kaynağı diye bilinir. Bu reaksiyonlar süt proteinlerine karşı alerji veya laktoz intoleransından kaynaklanır. Laktoz intoleransı, süt şekeri laktozun yeterli sindirilememesinden kaynaklanır. Bu yetersizlik laktaz enziminin eksikliğinden kaynaklanır. Laktaz enzim eksikliği olan her insanda semptom görülmese de bu insanlarda laktoz intoleransı var kabul edilir. 

Genel olarak semptomlar; mide bulantısı, kramplar, dolgunluk, şişkinlik, gaz, ishaldir. Bu semptomlar laktoz içeren bir besin tüketiminden yarım saat ile 2 saat arasında bir süre sonra başlar. Semptomların şiddeti kişinin laktozu tolere edebilmesine göre ve alınan laktoz miktarına göre değişir. 


Bütün hayvan sütleri laktoz içerir. Soya sütü gibi bitkisel kaynaklı sütler laktoz içermez. Laktoz bazı besinlerde çok düşük düzeylerde de olsa bulunabilir.Gizli alınan laktoz da rahatsızlığı olan kişilerde sorun yaratabilir. Ekmek ve diğer fırın ürünleri , İşlenmiş kahvaltılık tahıllar, Toz patates, çorba ve kahvaltılık içecekler, Margarin, Salata sosları, Şekerlemeler ve diğer çerezler, Bisküvi ve kek karışımları ve bir çok hazır üründe etiketinde aksi belirtilmedikçe laktoz içerirler.


Süt ürünleri içermez diye etiketlenen bazı ürünler örneğin, kahve kremaları ve diğer kremalar aynı zamanda süt ürünlerinden türetilen dolayısı ile laktoz içeren katkı maddeleri bulundurabilirler. 

Bilinçli tüketiciler gıdaların etiketlerini dikkatle okumalıdır, Laktozun sadece süt ve türevlerinde bulunduğu ve bu nedenle laktoz miktarını araştırmanın yanında aynı zamanda peynir altı suyu, süt yan ürünleri, ve yağsız süt tozu gibi maddeleri içerip içermediklerine de dikkat etmeleri gereklidir.Çünkü eğer etiket üzerinde bunlardan birisi mevcutsa ürün laktoz içeriyor demektir. 

LAKTOZSUZ ÜRÜN GELİŞTİRME

Laktozsuz süt üretimi son 5 yıldır hızla yaygınlaşmış ve hemen her marka sütte laktozsuz, laktaz, hazmı kolay gibi adlarla piyasaya sunulmuştur. Ancak bu yeterli değildir, bir çok besinin içinde laktoz bulunabileceğinden laktoz intoleransı olan kişilerin besin seçenekleri de azalmaktadır.

Pastacılık ürünleri ve bir çok hazır gıda üretiminde laktoz içermeyen seçeneklerin de raflarda yerini alması gerekiyor ve büyük gıda üreticilerinin, araştırmacıların bu konunun üzerine hızla eğilmesi gerektiği bir gerçektir.

LIGHT ÜRÜNLER

Günümüzde giderek yaygınlaşan lıght ürün ihtiyacı üreticileri hızla harekete geçirmiş ve lıght ürünlerin 1990 lardan beri pazarda ciddi bir yer kaplaması sağlanmıştır.

Başta diyabet hastaları için şekersiz olarak üretilmeye başlayan ürünler, günümüzde kalp hastaları için yağsız, tuzu azaltılmış, zayıflama rejimlerinin vazgeçilmez ikame ürünleri olan kalorisi azaltılmış ürünler olarak üretilmektedir.


KİŞİYE ÖZEL BESİN GEREKSİNİMİ

Bir kişi hem diyabetli, hem çölyak hem de hipertansiyon hastası olabilir. Toplumumuzda bu kişlerin sayısı hiç de az değildir. Gıda sanayi oldukça gelişmiş seri üretim yapan önemli kar merkezleridir fakat kişiye özel besin üretimi konusunda ihtiyaca her geçen gün yanıt veremez olmuştur. Bu konuda en en etkili çözüm üniversiteler ve sağlık kurumları ve gıda üreticilerinin ortak projelerle gıda çeşitliliğinde yenilikler yaratmasıdır.

Tüketiciler özel durumlarına yönelik ürünleri talep eder hale gelirse ve bu talep örgütlü bir şekilde kamu oyunda yansıma bulursa sanırım bu ihtiyaçlar daha raht karşılanbilecektir.

Yakın bir zamanda askerde bir çölyak hastası gencin yaşadıklarını medyadan okumuşsunuzdur. Bu sayede artık çölyak hastalığı daha bilinir oldu ve artık askere alınmama nedenlerinden biri oldu. 

Kişiye Özel Yiyeceklere İhtiyaç Artıyor
Öğrenci Diyetisyen Aysen Arıcan, 07/06/2012


Günümüzde çok sık karşılaşılan besin alerjileri ve duyarlılıklar, genetik faktörler özel besinlere ihtiyacı arttırmıştır, bunlardan en önemlileri, çölyak, laktoz intöleransı, süt alerjisi, B vitaminleri metabolizmasında bozulmalar, nöral tüp defektleri, fenil ketonüri gibi metabolik hastalıklar, metabolik sendrom,diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi ve obesitedir.

KİŞİYE ÖZEL BESİN İHTİYACI ARTIYOR!

İnsanlar ilk çağlardan beri beslenme ihtiyaçlarını barınma, giyinme vb ihtiyaçların hep önünde tutmuştur. Yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için sağlıklı beslenme vazgeçilmez bir konudur. 

Teknoloji ve tıp biliminin ilerlemesi sonucunda, tanı yöntemlerinin de gelişmesiyle bazı hastalıkların temelinde yanlış beslenme ve bireye özgü besin duyarlılığı olduğu anlaşılmaya başlamıştır. Bireye özgü beslenme ihtiyaçları arttıkça da, özel besin gereksinimi ve üretimi büyük önem kazanmıştır.

Günümüzde çok sık karşılaşılan besin alerjileri ve duyarlılıklar, genetik faktörler özel besinlere ihtiyacı arttırmıştır, bunlardan en önemlileri, çölyak, laktoz intöleransı, süt alerjisi, B vitaminleri metabolizmasında bozulmalar, nöral tüp defektleri, fenil ketonüri gibi metabolik hastalıklar, metabolik sendrom,diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi ve obesitedir.

ÇÖLYAK-GLUTEN ENTEROPATİSİ VE GLUTENSİZ ÜRÜNLER

Çölyak bir ince barsak ailerjisidir. Bu allerji; buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi tahılların içinde bulunan gluten ismi verilen proteine karşı ince bağırsağın ömür boyu sürecek bir hassasiyet göstermesi olarak tanımlanır. 

Önceleri uzun süren ishal, kilo kaybının nedeninin sadece enfeksiyon olduğu düşünülürdü, bazı tetkikler sonucunda bunun bir alerji olduğu anlaşıldı ve glutensiz bir diyetle rahatsızlıkların ortadan kalktığı ve sorunun çözüldüğü anlaşıldı.

Glutensiz Diyetin Özelliği

Buğday, arpa, çavdar, yulaf içermeyen besinler glutensizdir ve çölyak hastaları tarafından rahatlıkla tüketilebilir. Tabi bu yiyecekleri içermeyen şeyler bulmak o kadar da kolay değil.

Peki çölyak hastaları hiç ekmek yemeyecek mi? Makarna, bisküvi, kek ve bir çok temek besinin içine buğday ve ürünleri giriyor. 

Gluten içermeyen unların ortak özelliği hamurunun kabarmaması, piştikten kısa süre sonra sertleşmesi ve lezzetli olmaması. 

Gelişmiş ülkelerde bu ürünleri bulmak çok rahat, bir markete girdiğinizde “Gluten Free” reyonları, hatta ayrı mağazaları var. 

Bildiğiniz normal kekten veya bisküviden lezzet olarak hiç ayıramadığınız nice ürün çeşidi çok uygun fiyatla çölyaklıların beğenisine sunuluyor.

Ülkemizdeki birçok çölyaklının ortak sorunu bu ürünleri bulamamak, bulduklarının ya çok pahalı yada yenilemeyecek kadar lezzetsiz olması, birkaç ithal ürün dışında çeşitliliğin de sağlanamaması.

Çölyaklı bir çok tanıdığım insan var ve hepsi de birer gurme, kısaca kendi ekmeğini yapmayla işe başlayan bu kişiler kek, çörek, lahmacun, tiramisu, kazandibi vb. aklınıza gelemeyecek çeşitte ürünleri deneyerek yapıyor ve bir araya geldikleirnde birbirlerine ikram ediyorlar. Geçn yıl mart ayında bir toplantılarında ben de glutensiz özel unlarla yapılmış bu lezzetlerin çoğunu tatma fırsatı buldum. İnanın bana lezzetleri hala aklımda.

Çözüm, glutensiz ürünleri üretebilecek teknolojinin ülkemize kazandırılması ve tüketici odaklı empatik bir ticaret yolunun bulunmasıdır. Bu teknoloji kurulana kadar da özellikle bu tür özellikli ürünlerde verginin en aza çekilerek daha ucuz yollarla getirilerek ucuz yollarla tüketiciye ulaşması.

LAKTOZ İNTOLERANSI VE LAKTOZSUZ ÜRÜNLER

Yıllarca, inek sütü midede şişkinlik, hazımsızlık, ürtiker plakları (vücutta oluşan kaşıntılı kızarıklıklar) gibi istenmeyen rahatsız edici semptomların kaynağı diye bilinir. Bu reaksiyonlar süt proteinlerine karşı alerji veya laktoz intoleransından kaynaklanır. Laktoz intoleransı, süt şekeri laktozun yeterli sindirilememesinden kaynaklanır. Bu yetersizlik laktaz enziminin eksikliğinden kaynaklanır. Laktaz enzim eksikliği olan her insanda semptom görülmese de bu insanlarda laktoz intoleransı var kabul edilir. 

Genel olarak semptomlar; mide bulantısı, kramplar, dolgunluk, şişkinlik, gaz, ishaldir. Bu semptomlar laktoz içeren bir besin tüketiminden yarım saat ile 2 saat arasında bir süre sonra başlar. Semptomların şiddeti kişinin laktozu tolere edebilmesine göre ve alınan laktoz miktarına göre değişir. 


Bütün hayvan sütleri laktoz içerir. Soya sütü gibi bitkisel kaynaklı sütler laktoz içermez. Laktoz bazı besinlerde çok düşük düzeylerde de olsa bulunabilir.Gizli alınan laktoz da rahatsızlığı olan kişilerde sorun yaratabilir. Ekmek ve diğer fırın ürünleri , İşlenmiş kahvaltılık tahıllar, Toz patates, çorba ve kahvaltılık içecekler, Margarin, Salata sosları, Şekerlemeler ve diğer çerezler, Bisküvi ve kek karışımları ve bir çok hazır üründe etiketinde aksi belirtilmedikçe laktoz içerirler.


Süt ürünleri içermez diye etiketlenen bazı ürünler örneğin, kahve kremaları ve diğer kremalar aynı zamanda süt ürünlerinden türetilen dolayısı ile laktoz içeren katkı maddeleri bulundurabilirler. 

Bilinçli tüketiciler gıdaların etiketlerini dikkatle okumalıdır, Laktozun sadece süt ve türevlerinde bulunduğu ve bu nedenle laktoz miktarını araştırmanın yanında aynı zamanda peynir altı suyu, süt yan ürünleri, ve yağsız süt tozu gibi maddeleri içerip içermediklerine de dikkat etmeleri gereklidir.Çünkü eğer etiket üzerinde bunlardan birisi mevcutsa ürün laktoz içeriyor demektir. 

LAKTOZSUZ ÜRÜN GELİŞTİRME

Laktozsuz süt üretimi son 5 yıldır hızla yaygınlaşmış ve hemen her marka sütte laktozsuz, laktaz, hazmı kolay gibi adlarla piyasaya sunulmuştur. Ancak bu yeterli değildir, bir çok besinin içinde laktoz bulunabileceğinden laktoz intoleransı olan kişilerin besin seçenekleri de azalmaktadır.

Pastacılık ürünleri ve bir çok hazır gıda üretiminde laktoz içermeyen seçeneklerin de raflarda yerini alması gerekiyor ve büyük gıda üreticilerinin, araştırmacıların bu konunun üzerine hızla eğilmesi gerektiği bir gerçektir.

LIGHT ÜRÜNLER

Günümüzde giderek yaygınlaşan lıght ürün ihtiyacı üreticileri hızla harekete geçirmiş ve lıght ürünlerin 1990 lardan beri pazarda ciddi bir yer kaplaması sağlanmıştır.

Başta diyabet hastaları için şekersiz olarak üretilmeye başlayan ürünler, günümüzde kalp hastaları için yağsız, tuzu azaltılmış, zayıflama rejimlerinin vazgeçilmez ikame ürünleri olan kalorisi azaltılmış ürünler olarak üretilmektedir.


KİŞİYE ÖZEL BESİN GEREKSİNİMİ

Bir kişi hem diyabetli, hem çölyak hem de hipertansiyon hastası olabilir. Toplumumuzda bu kişlerin sayısı hiç de az değildir. Gıda sanayi oldukça gelişmiş seri üretim yapan önemli kar merkezleridir fakat kişiye özel besin üretimi konusunda ihtiyaca her geçen gün yanıt veremez olmuştur. Bu konuda en en etkili çözüm üniversiteler ve sağlık kurumları ve gıda üreticilerinin ortak projelerle gıda çeşitliliğinde yenilikler yaratmasıdır.

Tüketiciler özel durumlarına yönelik ürünleri talep eder hale gelirse ve bu talep örgütlü bir şekilde kamu oyunda yansıma bulursa sanırım bu ihtiyaçlar daha raht karşılanbilecektir.

Yakın bir zamanda askerde bir çölyak hastası gencin yaşadıklarını medyadan okumuşsunuzdur. Bu sayede artık çölyak hastalığı daha bilinir oldu ve artık askere alınmama nedenlerinden biri oldu. 

Caferağa Mh. Sivastopol Sk. No:12 34710 Moda Kadıköy / İstanbul T. 0850 33 34938
Diyetkolik.com Logo