Mutluluk Rehberi: Dinleme

İyilik Hali 02.03.2016

Mutluluk Rehberi: Dinleme

Dinleme: İyi İletişimin ve Kendimizi Duymanın Anahtarı

İki insanın karşı karşıya geldiğinde yaptığı ilk iki eylem; konuşmak ve dinlemektir. Konuştuğumuzda ne oluyor? Sevincimizi, derdimizi, isteklerimizi, istemediklerimizi karşı tarafa aktarıyoruz.

 

İyi bir dinlemede ise, karşımızdaki ile içten bir iletişim içinde oluyoruz. Bu sebeple, iyi bir dinleyici olmak kişinin hem kendisine hem diğerlerine verebileceği en güzel hediye.

 

Kaliteli bir dinlemede; zihnimiz, kalbimiz, gözlerimiz, kulaklarımız tamamen tüm dikkatimizle karşıdakini odaklıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar insanın aynı anda birden fazla noktaya odaklanamadığını gösteriyor. Odaklanarak dinlediğimizde ise, kurduğumuz iletişimden gerçek anlamda bir tad alıyoruz ve aslında gerçekten ne söylendiğini anlayabiliyoruz.

 

Peki hem bize hem karşımızdakine iyi gelecek şekilde bir dinlemenin olabilmesi için ne gerekli?

 

  • Dinlemeye Niyet,
  • Odaklanma,
  • Farkındalık,
  • Yargılardan olabildiğince kendimizi arındırmak,

 

Niyet; karşımdakini başımdan savmak için mi yoksa gerçekten iletişim kurabilmek için mi dinliyorum? Kendinize bu soruyu sorun. Niyetiniz gerçekten karşıdakini dinlemek ve anlamak olduğunda kocaman bir iletişim kapısını açıyoruz aslında.

 

Odaklanma; bütün dikkatimizi, kulağımızla, gözümüzle, kalbimizle, zihnimizle tek noktaya yoğunlaştırmak.

 

Farkındalık; birşey söylendiğinde dikkatim karşıdaki kişide kalabiliyor mu? Yoksa kendi içimdeki duygulara ve düşüncelere mi kayıyor? Örneğin; iş arkadaşınız öğle yemeğinde genel müdürlükten talep edilen bir rapora dair sıkıntılarını anlatıyor. Siz bu durumdan rahatsız olup, “Eyvah, şimdi iş benim üstüme kalacak,  ya da banane senin raporundan” diyerek kendinize odaklanıp, dikkatinizi mi yitiriyorsunuz?

 

Yapacağınız temel şey, farkında olmak. Odaklanmanızı engelleyen düşüncelerinizin, duygularınızın farkına varmak. Belki dinlemeye çalışırken araya sorumluluklarınızla, hayallerinizle, gelecek haftanın planlarıyla ilgili düşünceler karışacak ya da korku, öfke, acı, panik, üzüntü, heyecan, neşe, umut gibi farklı duygularınız gösterecek kendini. Önemli olan, açığa çıkan duygularınızı, düşüncelerinizi fark etmek.

 

Yargılardan olabildiğince kendimizi arındırmak; Yargılar derken genelde diğerini eleştirmeyi anlarız. Halbuki en çok yargılamayı ve en ağır eleştiriyi biz kendimize yaparız.

 

Burada bahsettiğimiz yargılardan arınmak; dinleme sırasında odaklanmamızı engelleyen duygu ve düşüncelerimizi eleştirmemek.

 

Yani “böyle düşünmem çok ayıp, hala bundan korkuyorum, ne var canım kıskanacak bunda?…” gibi ortaya çıkan duygu, düşünceleri yargılamamak ve tabir yerindeyse “kendimizi dövmeden, içerden gelen seslere kulak vermek.”

 

Ufak ama önemli bir ayrıntı şu ki; Yargılamamak, ortaya çıkan duyguyla birlikte hareket etmeyi gerektirmez. Öfke duygusu çıkıyorsa, karşıdaki kişiye öfkeli davranmanız gerekmiyor. Öfkeli olduğunuzu bilmeniz bile olumsuz  bir cümle söylemenizin  ya da durduk yerde karşıdaki kişiye kötü davranmanızın önüne geçer, deneyin göreceksiniz.

 

Çoğu zaman karşıdakileri iyi dinlemeye çalışırken, kendi iç seslerimizi duymaya başlar ve onları olumlu hale getirmek için farklı yöntemler aramaya başlarız.

 

Bunun için sizlere önerebileceğimiz basit bir yöntem;

 

Günde birkaç dakika bile olsa, sessiz bir alana geçerek, sakin ve sözsüz müzikler dinleyip, nefesinizi biraz yavaşlatarak,  zihninizden geçen duygu ve düşünceleri izlemek, onları yargılamadan, geçip, gitmelerine izin vermek.

 

İç dünyanızda huzurlu, dış dünyada iyi bir dinleyici olacağınız keyifli ve mutlu  günler dileğiyle...

 

İLGİNİ ÇEKEBİLİR

YORUMLAR

Mutluluk Rehberi: Dinleme
Diyetkolik Diyetisyenim, 02/03/2016


Dinleme: İyi İletişimin ve Kendimizi Duymanın Anahtarı

İki insanın karşı karşıya geldiğinde yaptığı ilk iki eylem; konuşmak ve dinlemektir. Konuştuğumuzda ne oluyor? Sevincimizi, derdimizi, isteklerimizi, istemediklerimizi karşı tarafa aktarıyoruz.

 

İyi bir dinlemede ise, karşımızdaki ile içten bir iletişim içinde oluyoruz. Bu sebeple, iyi bir dinleyici olmak kişinin hem kendisine hem diğerlerine verebileceği en güzel hediye.

 

Kaliteli bir dinlemede; zihnimiz, kalbimiz, gözlerimiz, kulaklarımız tamamen tüm dikkatimizle karşıdakini odaklıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar insanın aynı anda birden fazla noktaya odaklanamadığını gösteriyor. Odaklanarak dinlediğimizde ise, kurduğumuz iletişimden gerçek anlamda bir tad alıyoruz ve aslında gerçekten ne söylendiğini anlayabiliyoruz.

 

Peki hem bize hem karşımızdakine iyi gelecek şekilde bir dinlemenin olabilmesi için ne gerekli?

 

  • Dinlemeye Niyet,
  • Odaklanma,
  • Farkındalık,
  • Yargılardan olabildiğince kendimizi arındırmak,

 

Niyet; karşımdakini başımdan savmak için mi yoksa gerçekten iletişim kurabilmek için mi dinliyorum? Kendinize bu soruyu sorun. Niyetiniz gerçekten karşıdakini dinlemek ve anlamak olduğunda kocaman bir iletişim kapısını açıyoruz aslında.

 

Odaklanma; bütün dikkatimizi, kulağımızla, gözümüzle, kalbimizle, zihnimizle tek noktaya yoğunlaştırmak.

 

Farkındalık; birşey söylendiğinde dikkatim karşıdaki kişide kalabiliyor mu? Yoksa kendi içimdeki duygulara ve düşüncelere mi kayıyor? Örneğin; iş arkadaşınız öğle yemeğinde genel müdürlükten talep edilen bir rapora dair sıkıntılarını anlatıyor. Siz bu durumdan rahatsız olup, “Eyvah, şimdi iş benim üstüme kalacak,  ya da banane senin raporundan” diyerek kendinize odaklanıp, dikkatinizi mi yitiriyorsunuz?

 

Yapacağınız temel şey, farkında olmak. Odaklanmanızı engelleyen düşüncelerinizin, duygularınızın farkına varmak. Belki dinlemeye çalışırken araya sorumluluklarınızla, hayallerinizle, gelecek haftanın planlarıyla ilgili düşünceler karışacak ya da korku, öfke, acı, panik, üzüntü, heyecan, neşe, umut gibi farklı duygularınız gösterecek kendini. Önemli olan, açığa çıkan duygularınızı, düşüncelerinizi fark etmek.

 

Yargılardan olabildiğince kendimizi arındırmak; Yargılar derken genelde diğerini eleştirmeyi anlarız. Halbuki en çok yargılamayı ve en ağır eleştiriyi biz kendimize yaparız.

 

Burada bahsettiğimiz yargılardan arınmak; dinleme sırasında odaklanmamızı engelleyen duygu ve düşüncelerimizi eleştirmemek.

 

Yani “böyle düşünmem çok ayıp, hala bundan korkuyorum, ne var canım kıskanacak bunda?…” gibi ortaya çıkan duygu, düşünceleri yargılamamak ve tabir yerindeyse “kendimizi dövmeden, içerden gelen seslere kulak vermek.”

 

Ufak ama önemli bir ayrıntı şu ki; Yargılamamak, ortaya çıkan duyguyla birlikte hareket etmeyi gerektirmez. Öfke duygusu çıkıyorsa, karşıdaki kişiye öfkeli davranmanız gerekmiyor. Öfkeli olduğunuzu bilmeniz bile olumsuz  bir cümle söylemenizin  ya da durduk yerde karşıdaki kişiye kötü davranmanızın önüne geçer, deneyin göreceksiniz.

 

Çoğu zaman karşıdakileri iyi dinlemeye çalışırken, kendi iç seslerimizi duymaya başlar ve onları olumlu hale getirmek için farklı yöntemler aramaya başlarız.

 

Bunun için sizlere önerebileceğimiz basit bir yöntem;

 

Günde birkaç dakika bile olsa, sessiz bir alana geçerek, sakin ve sözsüz müzikler dinleyip, nefesinizi biraz yavaşlatarak,  zihninizden geçen duygu ve düşünceleri izlemek, onları yargılamadan, geçip, gitmelerine izin vermek.

 

İç dünyanızda huzurlu, dış dünyada iyi bir dinleyici olacağınız keyifli ve mutlu  günler dileğiyle...