Yazdır

Sağlıklı Beslenmenin Temel Besini Süt Ve Osteoporoz İle İlişkisi

Kemik oluşumu 30 yaşa kadar devam eder. 30 yaşından sonra yeterli kalsiyum kaynağı besin alınmaması, bazı hormonal değişiklikler, barsaklarda kalsiyumun emiliminin azalması kemikten kalsiyum çekilmesini kısaca kemik kaybını başlatır.

OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ)

Osteporoz nedir?

Kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucunda, kemik mineral yoğunluğunun azalmasıyla kemiklerin kolaylıkla kırılması ile tanısı konulabilen metabolik bir kemik hastalığıdır. 

Kemik oluşumu 30 yaşa kadar devam eder. 30 yaşından sonra yeterli kalsiyum kaynağı besin alınmaması, bazı hormonal değişiklikler, barsaklarda kalsiyumun emiliminin azalması kemikten kalsiyum çekilmesini kısaca kemik kaybını başlatır. Kalıtım, cinsiyet, yaş, östörojen hormonunun azalması ve yetersiz ve dengesiz beslenme osteoporoz riskinde artışa neden olur. 

Genelde kadınların kemik mineral yoğunluğu erkeklerden düşüktür. Kemik kaybı hızı menopozda önemli ölçüde artar. Menopozdan sonraki kemik kaybının esas nedeni östrojen yetersizliğidir. 

Kemik ve kaslardaki bu kayıplar; boy kısalması, kemiklerin kırılganlığında artış, deri altı yağ tabakasının incelmesi, diş kayıpları, bacaklarda eğrilik ve şekil bozuklukları ve kamburluk gibi değişikliklere neden olur. Kasların belirli hareketleri yapabilme yetenekleri azalır.

Düşük kalsiyumlu beslenme biçimi osteoporoza kapı aralıyor!

Kemik yapısının 2/3 ü mineral ve bu mineralin de % 40 ını kalsiyum oluşturuyor.Vücutta bulunan toplam kalsiyumunun %90-99 u iskelet sistemi ve dişlerde bulunuyor. Buradan da anlaşılacağı gibi beslenme yoluyla aldığımız kalsiyumun yeterli olması kemik yoğunluğunun artmasında ve bu yoğunluğun korunmasında ve devamında çok önemlidir.Ayrıca büyüme çağında yeterli kalsiyum alımı kemik kütlesinin artmasına ve ileriki yaşlarda kemik erimesi riskini önemli oranda azaltmaktadır.

Beslenmenin ve süt tüketiminin özellikle kemik sağlığı üzerine olumlu etkileri çocukluk ve gençlik çağında yaşlılıktan daha önemlidir. Bir çok insan 50 yaşından sonra düzenli süt içemeye başlamaktadır, oysaki bu alışkanlık çocuklukta kazanılmalı ve yaşam boyu sürdürülmelidir.

Her yaş döneminde yeterli kalsiyum kaynağı besin tüketilmelidir. Özellikle gebe ve emziren bayanlar ve ileri yaşlarda olan bireyler için kalsiyumun ayrı bir önemi vardır.

Süt ve Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme bedenin tüm besin ve besinögsi gereksinimlerinin yeteri kadar karşılanması olarak özetlenebilir. Beslenme alışkanlıkları çocukluk döneminde biçimlenmektedir ve bebeklik dönemlerinden itibaren tüm memeli canlıların temel ve ilk besini süttür.

Sağlıklı menüler oluştururken her zaman şu dizaynı yaparız, çeşitli besinleri bir araya getirerek besin değeri yönünden denge sağlamaya çalışırız. Örneğin et grubu bir besinin yanına, sebze yemeği, yanına tahıl grubundan bir seçenek ve süt grubundan bir alternatif sunarız.

4 Temel besin grubundan biri olan süt grubu besinler en önemli kalsiyum kaynağıdır. Kalsiyum vücudun majör elementlerinden biridir. Vücut ağırlığının %1.5-2’sini oluşturur. Bu da yetişkin bir birey için 1000-1200 gr demektir. Başlıca iskelet ve dişlerin yapısından sorumludur ve bu miktarın %99’ u iskelette ve dişlerde bulunur. Geriye kalan kısmı ise vücut sıvılarında bulunur.

Kalsiyumun En önemli görevleri

  • Kemik ve diş oluşumunun sağlanmasında baş rolü oynar
  • Kanın pıhtılaşmasında görev alır
  • kasların kasılmasında sorumludur (özellikle kalp kasılmasında ve kalbin fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemlidir
  • Sinir iletiminde görev alır
  • Hücresel harekette önemlidir (hücre duvarı geçirgenliği)
  • Vücuttaki çeşitli enzimlerin yapısında ve ihormonların yapısına girerek metabolizmanın işleyişine katkı sağlar
  • Vücut sıvılarında asit-baz dengesinin sağlanmasında rol alır
  • Demirin vücutta etkin biçimde kullanılmasında görevi vardır.

Yetişkin bir kimsenin günlük alması gereken kalsiyum miktarı yetişkinler için ortalama 1000mg/gün’dür. Bireylerde gereksinmeyi etkileyen gebelik, emziklilik, osteroporoz, hormonal durum, fiziksel aktivite durumu, kalsiyum alımı ve emilimindeki yetersizlikler ve idrarla aşırı kalsiyum atımı gibi çeşitli etmenler vardır. Önerilen bu miktarlar kişisel farklılıklara göre değişebilmektedir. 1 bardak sütte (200gr) 240 mg kalsiyum içerdiğini buradan hatırlatmakta yarar görüyorum, 2 bardak süt tüketimi günlük kalsiyum ihtiyacımızın yarısını karşılıyor, diğer yarısını da yoğurt, peynir, baklagiller vb besinlerden rahatlıkla tamamlayabilirsiniz.

İnsan yaşamı için böyle önemli işlevlere sahip kalsiyum mineralinin vücutta kullanılabilen en zengin kaynağıdır. Beslenmemiz açısından sütün hayatımızdaki önemi elbette kalsiyumla sınırlı değildir.İçerdiği protein kalitesi, süt şekeri dediğimiz laktoz, B grubu vitaminleri ve diğer besin ögeleri sütü bir kez daha vazgeçilmez yapıyor.

Türk mutfak kültüründe çorbalardan tatlılara, içeceklerden böreklere kadar bir çok besinin içinde süt kullanılabilir. Her gün aynı yemeği nasıl yemek istemezsek, sütü de aynı şekilde her gün aynı biçimde almak durumunda değiliz. Sağlığımız için gereken sütü çeşitli alternatifler içinde tüketmemizde bir sakınca yoktur.

Burada unutulmaması gereken sütü besin değeri yönünden kayba uğratmadan tüketmemizdir. Kutu açıldıktan sonra 24 saat içinde tüketmek, açıkta bırakmamak ve buzdolabında saklamak, fazla ısıya ve ışığa maruz kalmamasını sağlamak besin değerini korumamız için ve mikrobik bulaşmaların ve hastalık yapan bakterilerin üremesini engellemek için uygulanacak basit birkaç yöntemdir.

Zaman zaman bize danışan bireylerin yemek yemeye zamanlarının olmamasından şikayet ettiklerini, özellikle da kahvaltıya zaman ayıramadıklarını belirtebilirim. Bir meslek büyüğümün tabiriyle “yediremiyorsan içirebilirsin” sözü burada hemen akla geliyor ve sütü çok ayrı bir yerde tutuyorum.

Süt içerdiği, vitamin ve mineraller, protein, şeker ve yağlar nedeniyle tam ve dengeli bir besin olarak önümüzde durmakta ve sıvı bir besin olduğu için kolayca tüketilebilmektedir.

Kahvaltıda 1 bardak süt ve yanında yenilecek bir meyve dengeli bir kahvaltı menüsüdür.
Zamanı bahane ederek kahvaltı etmek istemeyen bireylere de içecek olarak sunularak beslenmelerine önemli bir katkı yapılabilir.

Etiketler: Beslenme

İlgili İçerikler

Sağlıklı Beslenmenin Temel Besini Süt Ve Osteoporoz İle İlişkisi
Öğrenci Diyetisyen Aysen Arıcan, 07/06/2012


Kemik oluşumu 30 yaşa kadar devam eder. 30 yaşından sonra yeterli kalsiyum kaynağı besin alınmaması, bazı hormonal değişiklikler, barsaklarda kalsiyumun emiliminin azalması kemikten kalsiyum çekilmesini kısaca kemik kaybını başlatır.

OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ)

Osteporoz nedir?

Kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucunda, kemik mineral yoğunluğunun azalmasıyla kemiklerin kolaylıkla kırılması ile tanısı konulabilen metabolik bir kemik hastalığıdır. 

Kemik oluşumu 30 yaşa kadar devam eder. 30 yaşından sonra yeterli kalsiyum kaynağı besin alınmaması, bazı hormonal değişiklikler, barsaklarda kalsiyumun emiliminin azalması kemikten kalsiyum çekilmesini kısaca kemik kaybını başlatır. Kalıtım, cinsiyet, yaş, östörojen hormonunun azalması ve yetersiz ve dengesiz beslenme osteoporoz riskinde artışa neden olur. 

Genelde kadınların kemik mineral yoğunluğu erkeklerden düşüktür. Kemik kaybı hızı menopozda önemli ölçüde artar. Menopozdan sonraki kemik kaybının esas nedeni östrojen yetersizliğidir. 

Kemik ve kaslardaki bu kayıplar; boy kısalması, kemiklerin kırılganlığında artış, deri altı yağ tabakasının incelmesi, diş kayıpları, bacaklarda eğrilik ve şekil bozuklukları ve kamburluk gibi değişikliklere neden olur. Kasların belirli hareketleri yapabilme yetenekleri azalır.

Düşük kalsiyumlu beslenme biçimi osteoporoza kapı aralıyor!

Kemik yapısının 2/3 ü mineral ve bu mineralin de % 40 ını kalsiyum oluşturuyor.Vücutta bulunan toplam kalsiyumunun %90-99 u iskelet sistemi ve dişlerde bulunuyor. Buradan da anlaşılacağı gibi beslenme yoluyla aldığımız kalsiyumun yeterli olması kemik yoğunluğunun artmasında ve bu yoğunluğun korunmasında ve devamında çok önemlidir.Ayrıca büyüme çağında yeterli kalsiyum alımı kemik kütlesinin artmasına ve ileriki yaşlarda kemik erimesi riskini önemli oranda azaltmaktadır.

Beslenmenin ve süt tüketiminin özellikle kemik sağlığı üzerine olumlu etkileri çocukluk ve gençlik çağında yaşlılıktan daha önemlidir. Bir çok insan 50 yaşından sonra düzenli süt içemeye başlamaktadır, oysaki bu alışkanlık çocuklukta kazanılmalı ve yaşam boyu sürdürülmelidir.

Her yaş döneminde yeterli kalsiyum kaynağı besin tüketilmelidir. Özellikle gebe ve emziren bayanlar ve ileri yaşlarda olan bireyler için kalsiyumun ayrı bir önemi vardır.

Süt ve Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme bedenin tüm besin ve besinögsi gereksinimlerinin yeteri kadar karşılanması olarak özetlenebilir. Beslenme alışkanlıkları çocukluk döneminde biçimlenmektedir ve bebeklik dönemlerinden itibaren tüm memeli canlıların temel ve ilk besini süttür.

Sağlıklı menüler oluştururken her zaman şu dizaynı yaparız, çeşitli besinleri bir araya getirerek besin değeri yönünden denge sağlamaya çalışırız. Örneğin et grubu bir besinin yanına, sebze yemeği, yanına tahıl grubundan bir seçenek ve süt grubundan bir alternatif sunarız.

4 Temel besin grubundan biri olan süt grubu besinler en önemli kalsiyum kaynağıdır. Kalsiyum vücudun majör elementlerinden biridir. Vücut ağırlığının %1.5-2’sini oluşturur. Bu da yetişkin bir birey için 1000-1200 gr demektir. Başlıca iskelet ve dişlerin yapısından sorumludur ve bu miktarın %99’ u iskelette ve dişlerde bulunur. Geriye kalan kısmı ise vücut sıvılarında bulunur.

Kalsiyumun En önemli görevleri

  • Kemik ve diş oluşumunun sağlanmasında baş rolü oynar
  • Kanın pıhtılaşmasında görev alır
  • kasların kasılmasında sorumludur (özellikle kalp kasılmasında ve kalbin fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemlidir
  • Sinir iletiminde görev alır
  • Hücresel harekette önemlidir (hücre duvarı geçirgenliği)
  • Vücuttaki çeşitli enzimlerin yapısında ve ihormonların yapısına girerek metabolizmanın işleyişine katkı sağlar
  • Vücut sıvılarında asit-baz dengesinin sağlanmasında rol alır
  • Demirin vücutta etkin biçimde kullanılmasında görevi vardır.

Yetişkin bir kimsenin günlük alması gereken kalsiyum miktarı yetişkinler için ortalama 1000mg/gün’dür. Bireylerde gereksinmeyi etkileyen gebelik, emziklilik, osteroporoz, hormonal durum, fiziksel aktivite durumu, kalsiyum alımı ve emilimindeki yetersizlikler ve idrarla aşırı kalsiyum atımı gibi çeşitli etmenler vardır. Önerilen bu miktarlar kişisel farklılıklara göre değişebilmektedir. 1 bardak sütte (200gr) 240 mg kalsiyum içerdiğini buradan hatırlatmakta yarar görüyorum, 2 bardak süt tüketimi günlük kalsiyum ihtiyacımızın yarısını karşılıyor, diğer yarısını da yoğurt, peynir, baklagiller vb besinlerden rahatlıkla tamamlayabilirsiniz.

İnsan yaşamı için böyle önemli işlevlere sahip kalsiyum mineralinin vücutta kullanılabilen en zengin kaynağıdır. Beslenmemiz açısından sütün hayatımızdaki önemi elbette kalsiyumla sınırlı değildir.İçerdiği protein kalitesi, süt şekeri dediğimiz laktoz, B grubu vitaminleri ve diğer besin ögeleri sütü bir kez daha vazgeçilmez yapıyor.

Türk mutfak kültüründe çorbalardan tatlılara, içeceklerden böreklere kadar bir çok besinin içinde süt kullanılabilir. Her gün aynı yemeği nasıl yemek istemezsek, sütü de aynı şekilde her gün aynı biçimde almak durumunda değiliz. Sağlığımız için gereken sütü çeşitli alternatifler içinde tüketmemizde bir sakınca yoktur.

Burada unutulmaması gereken sütü besin değeri yönünden kayba uğratmadan tüketmemizdir. Kutu açıldıktan sonra 24 saat içinde tüketmek, açıkta bırakmamak ve buzdolabında saklamak, fazla ısıya ve ışığa maruz kalmamasını sağlamak besin değerini korumamız için ve mikrobik bulaşmaların ve hastalık yapan bakterilerin üremesini engellemek için uygulanacak basit birkaç yöntemdir.

Zaman zaman bize danışan bireylerin yemek yemeye zamanlarının olmamasından şikayet ettiklerini, özellikle da kahvaltıya zaman ayıramadıklarını belirtebilirim. Bir meslek büyüğümün tabiriyle “yediremiyorsan içirebilirsin” sözü burada hemen akla geliyor ve sütü çok ayrı bir yerde tutuyorum.

Süt içerdiği, vitamin ve mineraller, protein, şeker ve yağlar nedeniyle tam ve dengeli bir besin olarak önümüzde durmakta ve sıvı bir besin olduğu için kolayca tüketilebilmektedir.

Kahvaltıda 1 bardak süt ve yanında yenilecek bir meyve dengeli bir kahvaltı menüsüdür.
Zamanı bahane ederek kahvaltı etmek istemeyen bireylere de içecek olarak sunularak beslenmelerine önemli bir katkı yapılabilir.

Caferağa Mh. Sivastopol Sk. No:12 34710 Moda Kadıköy / İstanbul T. 0850 33 34938
Diyetkolik.com Logo