Bul

Diyetkolik'i telefonunda kullan

sitede bul

Tarım İlaçları Besin İçeriklerini Değiştiriyor!

Diyet 04.11.2021

Yediğimiz sebze ve meyvelerin besin öğesi içeriklerinin kullanılan tarım ilaçlarına ve toprağa göre değiştiğini biliyor muydunuz?
Tarım İlaçları Besin İçeriklerini Değiştiriyor!

Gelişen teknolojinin bir ürünü olarak Dünya çapında tarımda kullanılan ilaçların ve yöntemlerin sayısı da arttı. Tarımda kullanılan ilaç sayısı arttıkça ilaca dayanıklı yeni zararlılar ortaya çıktı ve o yeni zararlılara yönelik yeni ilaçlar da üretildi. Tarım alanında yaşanan, haşerelerle üreticiler arasında süregelen “evrimsel silahlanma yarışı”, sebze ve meyvelerin besin ögeleri içeriklerini de etkiliyor. Öyle ki Minesota’da kurulan Organik Tüketiciler Derneği (OCA), Kushi Enstitüsü’nde 12 meyve türü üzerinde yapılan bir çalışmayı referans göstererek, 1975 ve 1997 yılları arasında meyvelerin içerdikleri ortalama kalsiyum seviyesinin %27, demir seviyesinin %30, A vitamini seviyesinin %21 ve C vitamini seviyesinin %30 düştüğünü bildirdi. 1930 ve 1980 yıllarını kıyaslayan benzer bir çalışma da ‘’British Food Journal’’ dergisinde yayınlandı ve incelenen 20 sebze türünün içerdiği kalsiyum seviyelerinde %19, demir seviyelerinde %22 ve potasyum seviyelerinde %14 azalma tespit edildi. Peki kullanılan tarım ilaçları, sebze ve meyvelerin besin içeriğini nasıl etkileyebiliyor?

Tarım İlaçlarının Toprak pH’ına ve Besin İçeriklerine Etkisi

Sebze ve meyve ağaçlarının ürün verebilmeleri için toprakta besin olarak kullanabilecekleri
maddelere ihtiyaç duyarlar. Geleneksel olarak kullanılan gübreler bu bitkilere gereken besini
sağlıyor. Ancak toprak pH’ı uygun seviyede değil ise kullanılan gübre toprağa karışamıyor ve
bitkiler için gerekli besini sağlayamıyor.
Toprak pH’ı toprağın türüne, içerdiği mineral türlerine, daha önce kullanılan ilaçlara ve hatta
yetiştirilen bitkilere bağlı olarak değişir. pH değerini istenilen düzeye getirmek için alüminyum
(Al) ve demir (Fe) gibi asidik katyonlar ile kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg) ve potasyum (K)
gibi bazik katyonlar kullanılır. Asidik katyonlar, su ile tepkimeye girip H+ iyonu açığa çıkarırlar.
Toprak, bir çözelti olmadığı için toprağın pH’sını belirlemek için standart pH metreler ve
turnusol kağıdı gibi renk değiştiren belirteçler kullanılamaz. Onların yerine laboratuvarlarda
toprak çözeltisi hazırlanır ve onun pH’sı ölçülür. Bazı pH kitlerinde ise çözelti hazırlanabilecek
kimyasallar kitin içinde verilir. Çözeltinin pH değeri 0 ile 7 arasında ise çözelti asidik, 7 ile 14
arasında ise çözelti bazik, eğer tam 7 ise çözelti nötr olarak adlandırılır.

Meyvelerin ve sebzelerin farklı ihtiyaçlarından ve farklı toprak türlerinden dolayı ideal bir toprak pH’ı belirlenemez. Ancak çoğu bitki için toprağın pH’sının 6 ile 7.5 arasında
olması ideal kabul edilir. pH değeri 7.5’in üzerinde olan topraklarda yetişen ürünlerde demirin (Fe) biyoyararlılığında sorun olmaya, 6’nın altındaki topraklarda ise mikrobiyal
aktivite yetersizliğinden molibden gibi iz elementler oluşmamaya başlar. Fazlasıyla asidik (pH 4-5) topraklarda bol miktarda çözünebilir halde alüminyum, demir ve manganez bulunduğundan bu durum bitki için toksik etki gösterebilir ve bitkinin büyümesini engelleyebilir. Nötr (pH=7) topraklarda ise nitrojen, fosfor, potasyum ve sülfür gibi bileşikler olması gerektiği gibi bulunduğu ve mikrobiyal aktiviteler tam olarak gerçekleşebildiği için ürünlerde herhangi bir besin ögesi eksikliği görülmez. Farklı şekilde daha asidik topraklara uyum sağlayan bitki türleri de vardır. Bunlar açelya ve orman gülleri gibi süs bitkileri olabildiği gibi yaban mersini ve beyaz patates gibi meyveleri besin olarak tüketilen bitkiler de olabilir.
 

Özetle;
Tarım arazilerinde kullanılan suni gübreler ve ilaçlar, içerdikleri bileşiklerle toprak pH’ına etki
ederler. Toprağın asiditesine ya da bazikliğine bağlı olarak içerdiği bileşiklerin oranları
değişebilir. Ayrıca toprağın pH’ı içinde yaşayan organizmaların da hayat döngüsünü etkiler ve
azot ya da sülfür döngüsünü sekteye uğratır. Bu olay da bitkilerin yeterli beslenememesine ve
meyvelerinin yeterli olgunluğa ulaşamamasına neden olur. Haliyle besinlerinizin besin
değerleri oldukça düşük olmasının yanı sıra kullanılan kimyasal maddelerin kalıntıları
vücudumuzda olumsuz etkilere yol açabilir.

YORUMLAR

Tarım İlaçları Besin İçeriklerini Değiştiriyor!
Diyetisyen Canberk Çolak, 04/11/2021


Yediğimiz sebze ve meyvelerin besin öğesi içeriklerinin kullanılan tarım ilaçlarına ve toprağa göre değiştiğini biliyor muydunuz?

Gelişen teknolojinin bir ürünü olarak Dünya çapında tarımda kullanılan ilaçların ve yöntemlerin sayısı da arttı. Tarımda kullanılan ilaç sayısı arttıkça ilaca dayanıklı yeni zararlılar ortaya çıktı ve o yeni zararlılara yönelik yeni ilaçlar da üretildi. Tarım alanında yaşanan, haşerelerle üreticiler arasında süregelen “evrimsel silahlanma yarışı”, sebze ve meyvelerin besin ögeleri içeriklerini de etkiliyor. Öyle ki Minesota’da kurulan Organik Tüketiciler Derneği (OCA), Kushi Enstitüsü’nde 12 meyve türü üzerinde yapılan bir çalışmayı referans göstererek, 1975 ve 1997 yılları arasında meyvelerin içerdikleri ortalama kalsiyum seviyesinin %27, demir seviyesinin %30, A vitamini seviyesinin %21 ve C vitamini seviyesinin %30 düştüğünü bildirdi. 1930 ve 1980 yıllarını kıyaslayan benzer bir çalışma da ‘’British Food Journal’’ dergisinde yayınlandı ve incelenen 20 sebze türünün içerdiği kalsiyum seviyelerinde %19, demir seviyelerinde %22 ve potasyum seviyelerinde %14 azalma tespit edildi. Peki kullanılan tarım ilaçları, sebze ve meyvelerin besin içeriğini nasıl etkileyebiliyor?

Tarım İlaçlarının Toprak pH’ına ve Besin İçeriklerine Etkisi

Sebze ve meyve ağaçlarının ürün verebilmeleri için toprakta besin olarak kullanabilecekleri
maddelere ihtiyaç duyarlar. Geleneksel olarak kullanılan gübreler bu bitkilere gereken besini
sağlıyor. Ancak toprak pH’ı uygun seviyede değil ise kullanılan gübre toprağa karışamıyor ve
bitkiler için gerekli besini sağlayamıyor.
Toprak pH’ı toprağın türüne, içerdiği mineral türlerine, daha önce kullanılan ilaçlara ve hatta
yetiştirilen bitkilere bağlı olarak değişir. pH değerini istenilen düzeye getirmek için alüminyum
(Al) ve demir (Fe) gibi asidik katyonlar ile kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg) ve potasyum (K)
gibi bazik katyonlar kullanılır. Asidik katyonlar, su ile tepkimeye girip H+ iyonu açığa çıkarırlar.
Toprak, bir çözelti olmadığı için toprağın pH’sını belirlemek için standart pH metreler ve
turnusol kağıdı gibi renk değiştiren belirteçler kullanılamaz. Onların yerine laboratuvarlarda
toprak çözeltisi hazırlanır ve onun pH’sı ölçülür. Bazı pH kitlerinde ise çözelti hazırlanabilecek
kimyasallar kitin içinde verilir. Çözeltinin pH değeri 0 ile 7 arasında ise çözelti asidik, 7 ile 14
arasında ise çözelti bazik, eğer tam 7 ise çözelti nötr olarak adlandırılır.

Meyvelerin ve sebzelerin farklı ihtiyaçlarından ve farklı toprak türlerinden dolayı ideal bir toprak pH’ı belirlenemez. Ancak çoğu bitki için toprağın pH’sının 6 ile 7.5 arasında
olması ideal kabul edilir. pH değeri 7.5’in üzerinde olan topraklarda yetişen ürünlerde demirin (Fe) biyoyararlılığında sorun olmaya, 6’nın altındaki topraklarda ise mikrobiyal
aktivite yetersizliğinden molibden gibi iz elementler oluşmamaya başlar. Fazlasıyla asidik (pH 4-5) topraklarda bol miktarda çözünebilir halde alüminyum, demir ve manganez bulunduğundan bu durum bitki için toksik etki gösterebilir ve bitkinin büyümesini engelleyebilir. Nötr (pH=7) topraklarda ise nitrojen, fosfor, potasyum ve sülfür gibi bileşikler olması gerektiği gibi bulunduğu ve mikrobiyal aktiviteler tam olarak gerçekleşebildiği için ürünlerde herhangi bir besin ögesi eksikliği görülmez. Farklı şekilde daha asidik topraklara uyum sağlayan bitki türleri de vardır. Bunlar açelya ve orman gülleri gibi süs bitkileri olabildiği gibi yaban mersini ve beyaz patates gibi meyveleri besin olarak tüketilen bitkiler de olabilir.
 

Özetle;
Tarım arazilerinde kullanılan suni gübreler ve ilaçlar, içerdikleri bileşiklerle toprak pH’ına etki
ederler. Toprağın asiditesine ya da bazikliğine bağlı olarak içerdiği bileşiklerin oranları
değişebilir. Ayrıca toprağın pH’ı içinde yaşayan organizmaların da hayat döngüsünü etkiler ve
azot ya da sülfür döngüsünü sekteye uğratır. Bu olay da bitkilerin yeterli beslenememesine ve
meyvelerinin yeterli olgunluğa ulaşamamasına neden olur. Haliyle besinlerinizin besin
değerleri oldukça düşük olmasının yanı sıra kullanılan kimyasal maddelerin kalıntıları
vücudumuzda olumsuz etkilere yol açabilir.