Bul
App Store Google Play

Diyetkolik'i telefonunda kullan

sitede bul
facebooktwitterlinkedinwhatsappmail
Diyetkolik Diyetisyenim 25.07.2022 9 dakikada okunur
yorumlar
0
kaydet

Yüksek tansiyon nedir?

Birçoğumuzun ihmal ettiği tehlike tansiyonun vücuttaki etkileri nelerdir? Yüksek tansiyonla savaşmak için neler yapılabilir?

Yüksek tansiyon nedir?

Yüksek tansiyon, kanın atardamar duvarlarına karşı uzun süreli baskısının sonucunda kalp hastalığı da dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilecek kadar yüksek olduğu durum olarak tanımlanabilir. Yüksek tansiyon tıp dilinde hipertansiyon olarak da adlandırılmaktadır. 

Kan basıncı, hem kalbin ne kadar kan pompaladığını hem de atardamarların kan akışına ne kadar direnç gösterdiğinden etkilenmektedir. Arterler daraldıkça ve kalp daha fazla kan pompaladıkça, kan basıncı artar.  

Kan basıncı için ideal değerlerin küçük tansiyonun 80 mmHg ve büyük tansiyon 120 mmHg civarında olmasıdır.  Art arda iki gün ve iki kez yapılan ölçümler sonucunda büyük tansiyonun 140 mm Hg ve üzerinde ya da küçük tansiyonun 90 mmHg ve üzerinde ölçülmesine hipertansiyon (yüksek tansiyon) denilmektedir. Büyük tansiyonu 120-139 mmHg, küçük tansiyonu 80-89 mmHg arasında olan kişiler yüksek tansiyon hastalığı için risk altındadır. Bu kişilerin sağlıklı bir beslenme planı uygulamaları, düzenli egzersiz yapmaları ve ideal kilo aralığına sahip olmaları gerekmektedir.  

Yüksek Tansiyon Neden Olur?

Yüksek tansiyonun nedenleri aşağıda listelenmiştir.

  • Kalıtım: Hipertansiyonun başlıca sebeplerinden biri kalıtımdır. Hipertansiyonu olan kişilerin ailesinde de görülme olasılığı yaklaşık %60'dır. Yapılan araştırmalara göre birinci veya ikinci derece yakınlarında hipertansiyon hikayesi olan bireylerde bu yüksek tansiyon gelişme riski 5 ila 6 kat daha yüksektir. Genetik yatkınlığa sağlıklıksız bir beslenme düzeni ve sigara kullanımı gibi çeşitli faktörler eklendiğinde sigara ve sağlıksız beslenme gibi çevresel faktörler de eklendiğinde hastalığın ortaya çıkma 30’lu yaşlara kadar inebilir. 
  • Tuz tüketimi: Yüksek miktarda tuz tüketimi hipertansiyonun diğer nedenlerinden biridir. Günlük olarak ortalama 6 gram tuz tüketimi önerilmektedir. Bu miktardan fazla tuz tüketildiğinde vücudun su tutmasından dolayı ödem oluşur ve kan basıncı yükselir. Aynı zamanda aşırı miktarda tuz tüketmek uzun vadede damar sertliğine sebep olabilir. Ailesinde hipertansiyon hikayesi bulunmayan kişilerde de aşırı tuz tüketimi sebebiyle bu hastalık erken yaşlarda görülebilir. Bu sebeple de Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen günde 6 gram tuz tüketim miktarının aşılmamasına dikkat edilmelidir. 
  • Sağlıksız beslenmek: Sağlıksız beslenme, günümüzde yüksek tansiyonun görülme sıklığındaki artışa katkıda bulunan ana faktörlerden biridir. Vücutta artan yağ dokusu sebebiyle, aşırı miktarda yağ ve karbonhidrat içeren yiyecekleri tüketmek kan basıncını yükselten bazı kimyasalların salgılanmasına yol açar. Bu kimyasallar ise damar kasılmasını artırır ve sonuçta da kan basıncı yükselir. 
  • Sigara kullanımı: Sigara kullanırken tansiyon anlık olarak yükselir ve bu durum  uzun vadede damarların kalınlaşmasına ve kireçlenmesine yol açabilir. Buna bağlı olarak da vücutta yüksek tansiyon gelişebilir. 
  • Endokrin hastalıklar: Adrenal bezden düzensiz veya fazla salgılanan hormonlar olan renin ile birlikte aldosteron ve kortizon, tiroid hormonları, adrenalin, serotonin ve östrojen de kan basıncını doğrudan etkiler. Örneğin tiroid hormonları vücut tarafından çok fazla salgılandığında damarlardaki yük artar ve bu da kan basıncını yükselmesine yol açar. 
  • Obezite: Hareketsiz bir yaşam tarzı ve obezite de kan basıncının yükselmesine yol açan etkenler arasında yer almaktadır. Kilo artışı kalbin daha fazla kan pompalamasına sebep olur. Bu sonucunda kalp ve damarlardaki yükün artmasına ve kan basıncının yükselmesine neden olur. 
  • Stres: Stres yüksek tansiyon ile doğrudan bir etkiye sahip değildir, ancak mevcut durumu artırıcı etkiye sahip olabilir. Stres sırasında tansiyon yükselebilir. Dikkat edilmesi gereken nokta ise 20-30 dakika geçmesine rağmen tansiyonun düşmemesidir. Bu süre boyunca tansiyon hala yüksek ise kişinin tansiyon problemi olduğu anlaşılır. 
  • Çeşitli ilaçlar: İlaçların bazıları kan basıncında geçici bir yükselmeye yol açabilir. Bu ilaçlar arasında soğuk algınlığı ilaçları, ağrı kesici ilaçlar ve hormon düzenleyici ilaçlar sayılabilir. 
  • Diyabet: Diyabetik bir hastanın yüksek tansiyon yaşama olasılığı daha yüksektir. Diyabet, damar direncini, damar duvarının yapısal liflerindeki değişkenliği ve damarların sertleşmesini yükseltir. Bunların tümü yüksek tansiyon riskini artırabilir. 
  • Cinsiyet: Yüksek tansiyonun erkeklerde 50 yaşın altındakilerde, kadınların ise 55 yaşın üzerindekilerde görülme sıklığı daha fazladır.
  • Yaş: Hipertansiyon ileri yaş hastalığı olarak bilinmektedir, ancak bu hastalığın görülmeye yaşı giderek düşmektedir. Çeşitli nedenlerden dolayı hipertansiyonun görülme sıklığı 13-14 yaşlarına kadar inmiştir. 
  • Uyku apnesinin bir sonucu olarak kan basıncı yükselir. Uyku apnesi ve yüksek tansiyonu bulunan kişilerin uyku apnesi sorunu erken tedavi edildiğinde hipertansiyon genellikle ortadan kalkar. Tedavi edilmediğinde ise yüksek tansiyon  kronikleşebilir.

Yüksek Tansiyon Belirtileri Nelerdir?

Hipertansiyonun diğer belirtileri ise şu şekildedir.

  • Bulanık ve çift görme
  • Bacaklarda şişlik
  • Nefes darlığı
  • Halsizlik ve yorgunluk

Tansiyon yükseldiği sırada genellikle bir semptom görülmez. Tansiyon yükselmesi  artan kan basıncı, hafif bir baş ağrısı, baş dönmesi veya burun kanaması gibi belirtiler neden olabilir. Diğer yandan, bu semptomlar genellikle vücuttaki herhangi bir organın fonksiyonunda bozukluk olduğu anlamını taşımaz. Hipertansif aciller, akut organ disfonksiyonuna işaret eden bir grup semptomdur. Bu semptomlar arasında nefes darlığı, şiddetli baş ağrısı, bulanık görme, kafa karışıklığı, mide bulantısı, kusma, göğüs ağrısı, nöbetler ve uyku hali yer almaktadır. Sekonder hipertansiyonda görülen belirtiler ise şu şekildedir.

  • Böbrek hastalığı, tiroid bozuklukları, hiperkortizolizm ya da obstrüktif uyku apnesi ile ilişkili olarak yorgunluk oluşabilir.
  • Böbrek hastalığında sık veya az idrara çıkma, idrar sırasında ağrı, yanma hissi, ve ödem gibi semptomlar görülebilir.
  • Böbrekteki damarlardaki tıkanıklığa bağlı olarak oluşan akciğer ödemi sonucunda nefes darlığı görülebilir.  
  • Baş ağrısı, kızarma, çarpıntı, bayılma, görme anormallikleri ve aşırı terleme feokromasitomanın semptomları arasındadır.

Yüksek Tansiyon Tanısı Nasıl Konur?

Hipertansiyon tanısı için ilk olarak kişinin farklı tarihlerde ölçülen kan basıncının, 140/90 mmHg değerinin üzerinde olması gerekmektedir. Fiziksel muayenenin ardından 24 saatlik holter kullanımı ile bireyin kan basıncı ölçülür. EKG (elektrokardiyografi) ve EKO (ekokardiyografi) çekilir. Buna ek olarak laboratuvar testlerinin sonrasında yüksek tansiyon tanısı konulur.

Yüksek tansiyon tanısı için iki farklı günde yapılan ölçümlerin her iki gündeki sistolik kan basıncı ölçümleri ≥140 mmHg veya her iki gündeki diyastolik kan basıncı ölçümleri ≥90 mmHg şeklinde ise, kişiye hipertansiyon teşhisi konulur.

Yüksek Tansiyon Nasıl Tedavi Edilir?

Hipertansiyon tedavisi için yapılması gereken ilk şey tansiyon değerinin 14/90 mmHg'nin altına düşürülmesi ve olası doku ve organ hasarının önlenmesidir. Doktor, hipertansiyon tedavisi için kişiye özel olarak ilaç tedavisi uygulamaya başlar.

Buna ek olarak, ilaç tedavisini desteklemek için diyet ve yaşam tarzında bazı değişiklikler önerilebilir. Örneğin günlük tuz tüketimi 6 gram ile sınırlandırılabilir. Ayrıca düzenli egzersiz ve kilo kontrolü yapılması da tavsiye edilmektedir.  

Hipertansiyon tedavisinde kişinin tansiyonun düştükten sonra ilaç kullanımının bırakılmaması gerekmektedir. Bununla birlikte doktor tarafından belirlenen tarihlerde düzenli olarak kontrole gidilmelidir. Düzenli ilaç kullanımı ve yaşam tarzındaki bazı değişikliklere rağmen Ayrıca ilaç kullanımına ve yaşam tarzındaki değişikliklere rağmen tansiyonun düşmediğinde bir uzmana başvurulmalıdır. Bu durumda uzmanlar tarafından tansiyonun yükselmesine sebep olabilecek çeşitli durumları araştırmaktadır. Böbrek hastalığı, tiroit sorunları ve hormonal problemler bu durumlara örnek olarak verilebilir. 

Yüksek Tansiyon Hangi Hastalıklara Yol Açar?

Beyin, kalp, gözler, böbrekler ve arterler, hipertansiyondan zarar gören başlıca organlardır. Hipertansiyona tepki olarak hedef organlarda bazı savunma ve denge süreçleri başlar, ancak tansiyon tedavi edilmediğinde ve bu süreç boyunca yüksek düzeyde devam ettiğinde vücutta kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Çok sayıda test ile bu dengeleme sistemlerinin organ fonksiyonlarına zarar vermeden önce organlar üzerindeki erken etkileri belirlenebilmektedir.

Yüksek tansiyonun yol açtığı hastalıklar aşağıda verilmiştir. 

  • Kalp Yetersizliği
  • Kalp Krizi
  • İnme
  • Böbrek Yetersizliği

1. Kalp Yetersizliği

Yüksek tansiyonda yüksek basınç karşısında kalbin iş yükü artar. Bu yükü kaldırabilmek için kastan oluşan kalp kalınlaşır. Kalbin gevşeme yeteneği, bu artan kas kütlesi tarafından bozulur. Bu durumda tedavi edilmediğinde kalbin kasılma yeteneği de yavaş bir şekilde azalmaya başlar. Zamanla diyastolik (gevşeme) fonksiyon bozukluğuna ek olarak sistolik (kasılma) fonksiyon bozukluğu ortaya çıkar. 

2. Kalp Krizi 

Hipertansiyonun koroner dolaşımda değişikliklere yol açmasına ek olarak koroner ateroskleroz veya ateroskleroz gelişimini hızlandırma etkisine de sahiptir. Koroner arterlerde rezerv azaldıkça direnç artar. Bu durumlara bağlı olarak, hipertansiyonu bulunan bireylerde kalbin beslenmesi zayıflayabilir. Kalp kasında kalınlaşma görülen bir kişi kalp krizi geçirdiğinde, krizin ilerleme hızında artış meydana gelir. Hasta kriz sırasında antihipertansif ilaç alıyorsa bu değişiklikler engellenebilir. Bu bireylerde iskemiye tepki olarak, daha fazla ritim anormalliği ve zamansız ölüm meydana gelebilir. 

3. İnme

Hipertansiyonu olan kişilerin felç geçirme olasılığı, olmayanlara göre dört ila beş kat daha yüksektir. Yüksek tansiyon, beyin damarlarındaki zayıf noktaların ve anevrizmaların yırtılması sonucu oluşan kanamalar ile beyne kan sağlayan damarın daralması veya tıkanması sonucu oluşan iskemik inme sonucu ortaya çıkan hemorajik inme için en önemli bir risk faktörüdür.  Dikkat edilmesi gereken nokta ise yaygınlığı fazla olmasının yanında etkin tedavi ile tehlikenin önemli ölçüde azaltılabilmektedir. 

4. Böbrek Yetersizliği  

Yüksek tansiyon damarları etkileyen bir durum olduğundan, hedef organ olarak beyni, kalbi ve böbrekleri de hedef almaktadır. Kan basıncı yüksekliğine bağlı olarak böbrek yetmezliğinin ortaya çıkma olasılığı da artmaktadır. Yüksek tansiyon, böbrek hastalığının  hem nedeni hem de sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Sekonder hipertansiyonun ikinci en tipik nedeni ise kronik böbrek hastalığıdır. Yüksek tansiyon, çeşitli böbrek bozukluklarının ilk belirtisi olarak ortaya çıkabilmektedir. 

Yüksek Tansiyona Ne İyi Gelir?

Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynamaktadır. Bunlar hem genetik faktörler hem de çevresel faktörlerden oluşmaktadır. Bu faktörler tek başına hipertansiyonun bir nedeni olabilirken, bu faktörlerin etkileşimi de yüksek tansiyona yol açabilmektedir.  Bu nedenle de kan basıncını kontrol altına alınması ve yüksek tansiyonun engellenmesi için uygulanacak bir tedavi planı, tüm bu faktörleri içine alacak şekilde tasarlanmalıdır. Doktor kontrolünde yüksek tansiyona  iyi gelecek uygulamalar aşağıda verilmiştir.  

  • Kilo vermek: Aşırı kilo, damar yapısının bozulmasına ve dolaşım sisteminin olumsuz yönde etkilenmesine yol açar. Yüksek kolesterol düzeyleri damarlarda tıkanıklığa sebep olur. Bu da kan basıncını doğrudan yükselten önemli nedenler arasında yer alır. Bazı çalışmalarda ortalama 5.1 kg kayıp ile sistolik kan basıncının 4.4 mmHg, diastolik kan basıncının 3.6 mmHg azaldığını belirtilmektedir. Buna bağlı olarak, vücut kitle indeksini 25 kg/m2 civarında tutulması, bel çevresinin erkeklerde 102 cm’den ve kadınlarda 88 cm’den küçük olmasına dikkat etmek, yüksek tansiyonun önlenmesi ve kan basıncının kontrolü için tavsiye edilmektedir.   
  • Tuz tüketimini azaltmak: Fazla tuz tüketimi periferik damarlarda direnci yükselterek kan basıncının artmasına sebep olur. Öğünlerden alınan tuz tüketiminin azaltılması ile dirençli hipertansiyon hastaları da dahil olmak üzere sistolik kan basıncı ortalama 23 birim ve diastolik kan basıncı ortalama 9 birim kadar düşürülebilir. Günlük tuz tüketimi kan basıncı yüksekliği yaşamayan bireylerde 2.3 gr ve yüksek tansiyon hastaları ile riskli gruplarında 1.5 gr ile sınırlandırılmalıdır.
  • Sağlıklı beslenmek: Hipertansiyonu kontrol altında tutmak amacıyla yapılabilecek uygulamalardan bir diğeri ise sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemektedir.   İşlenmiş gıdalar, aşırı yağ içeren gıdalar ve hayvansal içerikli gıdalar kötü kolesterol düzeyini artırır. Bununla birlikte damar duvarında sertleşmeye, arterlerde tıkanıklığa ve diğer birçok kardiyovasküler rahatsızlığa yol açar. Damar yapısında meydana gelen değişiklikler kan basıncını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle de damar yapısını güçlendirmek için yüksek tansiyonun kontrol altına alınması gerekmektedir. Yüksek tansiyonu kontrol altına almak için sebze ve meyve tüketimini artırılması ve işlenmiş besinlerden kaçınılarak, sağlıklı beslenme alışkanlıkları takip edilmesi önemlidir. 
  • Düzenli fiziksel aktivite yapmak: Düzenli olarak yapılan egzersiz, kanser ve depresyon dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisini destekleyen önemli bir faktördür. Düzenli egzersiz yapmak, yüksek kan basıncı hastalarında sistolik kan basıncını 7 birim ve diastolik kan basıncını 5 birim kadar düşürmektedir. Bu sebeple de hipertansif kişilere haftada en az 5 gün olmak üzere,30 dakikalık yürüme, bisiklete binme ve yüzme gibi orta şiddetli dinamik egzersizler tavsiye edilmektedir.
hipertansiyon yüksek tansiyon
facebook twitter linkedin whatsappmail

Yorumlar

Henüz yorum yok.

Bu Kategoriden Diğer Yazılar

İlgini Çekebilir