Yüzümüze dokunmaktan kendimizi nasıl alıkoyabiliriz?

Diyet 22.03.2020

1 saatte 16 defa yüzümüze dokunuruz. Ancak yüze dokunmanın soğuk algınlığı ya da grip enfeksiyonları riskini arttırdığını – özellikle de yeni koronavirüs söz konusu olduğunda – artık duymayan kalmadı. Virüslerin vücuda en kolay şekilde giriş yapabilecekleri yollar, ağız ve burundur.
Yüzümüze dokunmaktan kendimizi nasıl alıkoyabiliriz?

Ne yazık ki istemsizce de olsa gün içerisinde yüzümüze defalarca dokunuyoruz. Kaşınan burnu, yorgun gözleri ya da akan ağzı ellerle rahatsız etmeyecek hale getirmek, üzerinde bile düşünmeden yaptığımız bir şey. Ancak yüze dokunmanın soğuk algınlığı ya da grip enfeksiyonları riskini arttırdığını – özellikle de yeni koronavirüs söz konusu olduğunda – artık duymayan kalmadı.

Virüslerin vücuda en kolay şekilde giriş yapabilecekleri yollar, ağız ve burundur. Gereken tek şey, enfekte bir parmakla bu noktalara dokunmak.

Enfeksiyon aktarımının iki yolu

Hastalık Kontrol Merkezi’nin verilerine göre, SARS-CoV2-2 adındaki yeni koronavirüs, birçok solunum yolları enfeksiyonlarında olduğu gibi kişiden kişiye kolaylıkla geçebiliyor.

Bu aktarım esas olarak iki yolla gerçekleşiyor: birincisi, hapşırık sonucu oluşan solunum yolları damlacıklarının başkaları tarafından nefes yolu ile ciğerlere alınması; ikincisi, virüs ile enfekte olmuş bir zemine dokunan elin gözlere ya da ağıza götürülmesi.

Hasta birinden uzak durmak ya da hava yolu ile bulaşan enfeksiyonlara karşı maske takarak önlem almak son derece kolay; ancak zeminler üzerinde bulunan virüslerden kaçınabilmek, neredeyse imkânsız. Çünkü gün içerisinde defalarca elimizle yüzümüze, ağzımıza ya da gözlerimize dokunuyoruz.

2008 yılında yapılan bir çalışma kapsamında, 3 saat boyunca ofislerinde gözlemlenen katılımcıların saatte yaklaşık 16 kez yüzlerine dokundukları görülmüştü. Benzer şekilde tıp öğrencileri ile yapılan bir başka çalışmada, katılımcıların saatte ortalama 23 kez yüzlerine dokundukları ve temas edilen yerlerin çoğunlukla ağız, burun ya da göz olduğu – yani virüs ve bakterilerin ideal bulaşma yolları – ortaya kondu.

“İnsanlar, aktif bir şekilde çalışırlarken, ayaklarını sallar, saçları ile oynar ya da yüzlerine dokunurlar. Bu tür hareketlere karşı en hassas olunan dönemleri bilmek ve çalışırken ya da farklı herhangi bir anda durumun farkında olarak hareket etmek gerekiyor.” diyor Kaliforniya’dan Psychiatry&SleepMedicine’nin kurucusu Dr. AlexDimitriu.

Kritik nokta el yıkamak

Virüslerden korunmak adına elleri en az 20 sn. boyunca yıkama gibi önlemler alıyoruz; ancak el yıkama, yüzümüze dokunmadığımız sürece etkili bir yöntem oluyor, çünkü nihayetinde gözle görülemeyen bir şeyi tam olarak ne zaman aldığımızı bilmenin bir yolu yok.

Etkili ve verimli bir şekilde el yıkamak için şu beş adımı uygulamak gerekiyor: ıslat, köpürt, ovala, durula ve kurula. Ancak el yıkamaya ne kadar dikkat edersek edelim, yüzümüze o kadar çok dokunuyoruz ki ellerimizin tekrar kirlenmesi kaçınılmaz oluyor. Bir kapı koluna dokunmak bile enfeksiyon riskini tekrar açığa çıkarıyor.

“Yeni bir yüzük takın ya da bileğinize lastik geçirin. Bunlar, ellere karşı olan farkındalığı arttırır, yüze dokunmamayı hatırlatmaya yardımcı olur.” diyor Dr. Dimitriu. “Alışılmışın dışında ve otomatik olmayan davranışın tetiklenmesi için bunların yeni ve farklı şeyler olması gerekiyor.”

Yüze dokunma alışkanlığımızdan nasıl kurtulabiliriz?

Koronavirüs salgının günlük hayatı ele geçirdiği şu günlerde, yüzünüze dokunmaya dair edindiğiniz istemsiz alışkanlıktan kurtulmak için kullanabileceğiniz birkaç yöntem var:

  • Ellerinizi yüzünüzden uzakta tutma niyetiniz konusunda farkındalığınız yüksek olmalı. Kısa bir duraksama bile ellerinizle yaptıklarınız konusunda daha bilinçli olmanızı sağlayacaktır.
  • Evinizde ya da ofisinizde görebileceğiniz yerlere küçük not kağıtları yapıştırın ve bunları, ellerinizi yüzünüze götürmemeniz gerektiğinin hatırlatıcıları olarak kullanın.
  • Ellerinizi meşgul edin. Evde oturmuş televizyon izliyorsanız eğer, bir yandan çamaşırları katlamayı, maillerinize bakmayı ya da en azından elinizle bir şeyi tutmayı deneyin. Küçük bir mendil bile yeterli olacaktır; ellerinizi yüzünüzden uzakta tuttuğu sürece her şey olabilir.
  • Kokulu bir el dezenfektanını ya da kokulu bir sabunu da hatırlatıcı olarak kullanmak mümkün. Koku, dikkatinizi ellerinizin olduğu yere çekecektir.
  • Bir toplantıdaysanız ya da derste oturuyorsanız eğer, ellerinizi birbirine kenetleyerek kucağınıza yerleştirin.
  • Eğer yüzünüze dokunma alışkanlığınız olduğunun farkındaysanız eğer, eldiven takmak, etkili bir fiziksel hatırlatıcı olabilir. Ev dışında, virüslü yüzeylere dokunma ihtimalinizin yüksek olduğu yerlerde eldiven takabilirsiniz. Biraz alışılmışın dışında, evet; ama yüzünüze dokunma alışkanlığından kurtulmak adına evde de eldiven kullanmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak

YORUMLAR

Yüzümüze dokunmaktan kendimizi nasıl alıkoyabiliriz?
Diyetisyen Diyetkolik Diyetisyenim, 22/03/2020


1 saatte 16 defa yüzümüze dokunuruz. Ancak yüze dokunmanın soğuk algınlığı ya da grip enfeksiyonları riskini arttırdığını – özellikle de yeni koronavirüs söz konusu olduğunda – artık duymayan kalmadı. Virüslerin vücuda en kolay şekilde giriş yapabilecekleri yollar, ağız ve burundur.

Ne yazık ki istemsizce de olsa gün içerisinde yüzümüze defalarca dokunuyoruz. Kaşınan burnu, yorgun gözleri ya da akan ağzı ellerle rahatsız etmeyecek hale getirmek, üzerinde bile düşünmeden yaptığımız bir şey. Ancak yüze dokunmanın soğuk algınlığı ya da grip enfeksiyonları riskini arttırdığını – özellikle de yeni koronavirüs söz konusu olduğunda – artık duymayan kalmadı.

Virüslerin vücuda en kolay şekilde giriş yapabilecekleri yollar, ağız ve burundur. Gereken tek şey, enfekte bir parmakla bu noktalara dokunmak.

Enfeksiyon aktarımının iki yolu

Hastalık Kontrol Merkezi’nin verilerine göre, SARS-CoV2-2 adındaki yeni koronavirüs, birçok solunum yolları enfeksiyonlarında olduğu gibi kişiden kişiye kolaylıkla geçebiliyor.

Bu aktarım esas olarak iki yolla gerçekleşiyor: birincisi, hapşırık sonucu oluşan solunum yolları damlacıklarının başkaları tarafından nefes yolu ile ciğerlere alınması; ikincisi, virüs ile enfekte olmuş bir zemine dokunan elin gözlere ya da ağıza götürülmesi.

Hasta birinden uzak durmak ya da hava yolu ile bulaşan enfeksiyonlara karşı maske takarak önlem almak son derece kolay; ancak zeminler üzerinde bulunan virüslerden kaçınabilmek, neredeyse imkânsız. Çünkü gün içerisinde defalarca elimizle yüzümüze, ağzımıza ya da gözlerimize dokunuyoruz.

2008 yılında yapılan bir çalışma kapsamında, 3 saat boyunca ofislerinde gözlemlenen katılımcıların saatte yaklaşık 16 kez yüzlerine dokundukları görülmüştü. Benzer şekilde tıp öğrencileri ile yapılan bir başka çalışmada, katılımcıların saatte ortalama 23 kez yüzlerine dokundukları ve temas edilen yerlerin çoğunlukla ağız, burun ya da göz olduğu – yani virüs ve bakterilerin ideal bulaşma yolları – ortaya kondu.

“İnsanlar, aktif bir şekilde çalışırlarken, ayaklarını sallar, saçları ile oynar ya da yüzlerine dokunurlar. Bu tür hareketlere karşı en hassas olunan dönemleri bilmek ve çalışırken ya da farklı herhangi bir anda durumun farkında olarak hareket etmek gerekiyor.” diyor Kaliforniya’dan Psychiatry&SleepMedicine’nin kurucusu Dr. AlexDimitriu.

Kritik nokta el yıkamak

Virüslerden korunmak adına elleri en az 20 sn. boyunca yıkama gibi önlemler alıyoruz; ancak el yıkama, yüzümüze dokunmadığımız sürece etkili bir yöntem oluyor, çünkü nihayetinde gözle görülemeyen bir şeyi tam olarak ne zaman aldığımızı bilmenin bir yolu yok.

Etkili ve verimli bir şekilde el yıkamak için şu beş adımı uygulamak gerekiyor: ıslat, köpürt, ovala, durula ve kurula. Ancak el yıkamaya ne kadar dikkat edersek edelim, yüzümüze o kadar çok dokunuyoruz ki ellerimizin tekrar kirlenmesi kaçınılmaz oluyor. Bir kapı koluna dokunmak bile enfeksiyon riskini tekrar açığa çıkarıyor.

“Yeni bir yüzük takın ya da bileğinize lastik geçirin. Bunlar, ellere karşı olan farkındalığı arttırır, yüze dokunmamayı hatırlatmaya yardımcı olur.” diyor Dr. Dimitriu. “Alışılmışın dışında ve otomatik olmayan davranışın tetiklenmesi için bunların yeni ve farklı şeyler olması gerekiyor.”

Yüze dokunma alışkanlığımızdan nasıl kurtulabiliriz?

Koronavirüs salgının günlük hayatı ele geçirdiği şu günlerde, yüzünüze dokunmaya dair edindiğiniz istemsiz alışkanlıktan kurtulmak için kullanabileceğiniz birkaç yöntem var:

  • Ellerinizi yüzünüzden uzakta tutma niyetiniz konusunda farkındalığınız yüksek olmalı. Kısa bir duraksama bile ellerinizle yaptıklarınız konusunda daha bilinçli olmanızı sağlayacaktır.
  • Evinizde ya da ofisinizde görebileceğiniz yerlere küçük not kağıtları yapıştırın ve bunları, ellerinizi yüzünüze götürmemeniz gerektiğinin hatırlatıcıları olarak kullanın.
  • Ellerinizi meşgul edin. Evde oturmuş televizyon izliyorsanız eğer, bir yandan çamaşırları katlamayı, maillerinize bakmayı ya da en azından elinizle bir şeyi tutmayı deneyin. Küçük bir mendil bile yeterli olacaktır; ellerinizi yüzünüzden uzakta tuttuğu sürece her şey olabilir.
  • Kokulu bir el dezenfektanını ya da kokulu bir sabunu da hatırlatıcı olarak kullanmak mümkün. Koku, dikkatinizi ellerinizin olduğu yere çekecektir.
  • Bir toplantıdaysanız ya da derste oturuyorsanız eğer, ellerinizi birbirine kenetleyerek kucağınıza yerleştirin.
  • Eğer yüzünüze dokunma alışkanlığınız olduğunun farkındaysanız eğer, eldiven takmak, etkili bir fiziksel hatırlatıcı olabilir. Ev dışında, virüslü yüzeylere dokunma ihtimalinizin yüksek olduğu yerlerde eldiven takabilirsiniz. Biraz alışılmışın dışında, evet; ama yüzünüze dokunma alışkanlığından kurtulmak adına evde de eldiven kullanmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak