Corona süreci ve zihin açıklığı

Motivasyon 28.06.2020

Corona sürecinin hepimiz üzerinde bir etkisi olduğu kesin. Peki zihniniz üzerindeki etkileri neler? Kendinizi eskisi kadar üretken ve sağlıklı bir zihne sahip hissediyor musunuz? Eğer cevabınız hayırsa bu yazıdan sonra daha iyi hissedeceksiniz.
Corona süreci ve zihin açıklığı

Çocukluğumuzdan bugüne ne zaman önemli bir sınava girecek olsak annemiz, anneannemiz ya da babaannemizin kapıdan çıkarken söylediği “Allah zihin açıklığı versin yavrum” sözü bize güç vermiştir. Burada söz konusu olan zihin açıklığı, zihnin çeşitli sorunlarla meşgul olmayıp yapılacak olan iş, girilecek olan sınava konsantre olabilecek sadelik ve dinginlikte olmasıdır.

Son birkaç aydır zihnimizin bu sadelik ve dinginlikte olması oldukça güç. Çünkü içinde bulunduğumuz pandemi ve bu konuda her tür medya tarafından yapılan negatif yayınlar hepimizde hastalanma korkusu ve bunun arkasında gizlenmiş olan korkuların en büyüğü, ölüm korkusunu yaratmakta. Bu ortamda zihnimizin sağlıklı olması, yani zihin açıklığına sahip olabilmek için ne yapabiliriz?

Zihin nedir?

Zihin, bilinç akışı olarak tanımlanabilir ve insan beyninin bilinçli süreçlerinin tümünü içerir. Düşüncenin, algılamanın, hafızanın, duygunun, isteğin, düşlemenin birleşimlerinde görünür olan bilincin ve zekanın kollektif görünüşlerini kapsar.

Spinoza’ya göre insan zihni, doğanın bütünü algılayan sonsuz düşünme yetisi diye tanımladığı evrensel zihinin bir parçasıdır. Evren sonsuz bir ölçekte üreyip sürekli olarak yer kaplarken bir yandan da zihni ile kendini algılamaktadır. Evrenin küçük bir örneği, parçası olan insan da kendi zihniyle evrenin yanısıra kendi bedenini de algılar.

İnsan zihni bir şeyi dış etkenlerin belirlemesi sonucu ya da rastlantısal olarak algıladığında ne kendisi, ne de kendi dışındaki cisimler hakkında tam bilgi edinemez. Algılama yoluyla edindiğimiz bu bilgi zorunlu olarak eksik olacaktır. Buna karşılık zihin kendi içinden belirlendiğinde, yani şeyler aralarındaki benzerlik, fark ve karşıtlıkları da hesaba katarak ele aldığında onlara açık ve seçik bir biçimde bakıyor olacaktır.

Corona örneğinde çevremizde hastalanan insanların durumunu görmemiz, ölümlere şahit olmamız bizi etkiler. Ancak kendi bedenimizi objektif şekilde algılamayı başardıktan sonra, basit önlemlerle (ellerimizi sabunla 20 saniye yıkama, maske takma, sosyal mesafeye dikkat etme vb) hastalığa yakalanma riskimizin minimuma indiğini bilinçli zihnimiz kavrayacaktır.

Budizm’de “Zihin hazzın, düşüncenin, arzunun doğasını anladığında kendini ve asıl yaradılışını tanıma fırsatı verir” denmektedir. İnsan bir kere zihnini derinlemesine tanıdı mı, bir daha kaba düzeydeki eski durumuna dönmez. İçgörü, sevgi, şefkat, sevecenlik duyguları uyandığında gerçek özgürlüğe, bağımsızlığa götüren kapıdan geçtiniz demektir. Bunu gerçekleştiren kişinin zihni her türlü hazır formülün, mutlak doğrunun, şaşmaz gerçeğin, kusursuz kurtarıcının prangalarından kurtulmuştur.

Kendi oluşturduğumuz doğru, eğri; haklı, haksız; uygun, uygunsuz gibi önyargılar, düşünce kalıpları, kavramlar gökteki ayın parlaklığını görmemizi engelleyen bulutlar gibidir. Bulutlar bir kere sıyrıldı mı, anlarız ki ay bulutların arkasında olsa da hep vardı ve ışıklarını yaymaktaydı.

İnsan zihnini nasıl tanıyabilir?

Meditasyon yaptığımız, ya da gözlerimizi kapayıp düşünceye daldığımız zaman dilimi günlük yaşamdan uzaklaştığımız, zihnin hiçbir şeyle uğraşmadığı zamandır. Bu, gözlem zamanıdır. Krishnamurti, “Ancak uğraşmakta olmayan zihin gözlemleyebilir” demektedir. Serbest gözlem, öğrenme hareketidir. Bu etkinlik, zihni mekanik olmaktan kurtarır.

Meditasyon ile kazanılan içgörü ve farkındalık insanın hem özgür bir birey, hem de evrenin bir parçası olduğu hakikatini anlamasını sağlar. Böylece zihin tamamıyla “olan”’la kaldığında bütün enerjisine sahip olarak bu hakikati gözlemler. Hakikati görmek, aynı zamanda kendi bilgeliğini görmek demektir. Bu bilgelikten günlük yaşamda işleyecek, karmaşa yaratmayacak bir zeka çıkacaktır. Bu zeka, her türlü korkuyu, hastalanma korkusunu, ölüm korkusunu gündem dışı bırakır.

Zihniyle gözlem yapıp öğrenebilen insanın zekası ona her zaman, Corona zamanında da sağlıklı, yalın ve mutlu bir yaşamın kapılarını açacaktır.

Jin.Op.Dr. Melih Üstün (ustunmelih@gmail.com)

YORUMLAR

Corona süreci ve zihin açıklığı
Dr. Melih Üstün, 28/06/2020


Corona sürecinin hepimiz üzerinde bir etkisi olduğu kesin. Peki zihniniz üzerindeki etkileri neler? Kendinizi eskisi kadar üretken ve sağlıklı bir zihne sahip hissediyor musunuz? Eğer cevabınız hayırsa bu yazıdan sonra daha iyi hissedeceksiniz.

Çocukluğumuzdan bugüne ne zaman önemli bir sınava girecek olsak annemiz, anneannemiz ya da babaannemizin kapıdan çıkarken söylediği “Allah zihin açıklığı versin yavrum” sözü bize güç vermiştir. Burada söz konusu olan zihin açıklığı, zihnin çeşitli sorunlarla meşgul olmayıp yapılacak olan iş, girilecek olan sınava konsantre olabilecek sadelik ve dinginlikte olmasıdır.

Son birkaç aydır zihnimizin bu sadelik ve dinginlikte olması oldukça güç. Çünkü içinde bulunduğumuz pandemi ve bu konuda her tür medya tarafından yapılan negatif yayınlar hepimizde hastalanma korkusu ve bunun arkasında gizlenmiş olan korkuların en büyüğü, ölüm korkusunu yaratmakta. Bu ortamda zihnimizin sağlıklı olması, yani zihin açıklığına sahip olabilmek için ne yapabiliriz?

Zihin nedir?

Zihin, bilinç akışı olarak tanımlanabilir ve insan beyninin bilinçli süreçlerinin tümünü içerir. Düşüncenin, algılamanın, hafızanın, duygunun, isteğin, düşlemenin birleşimlerinde görünür olan bilincin ve zekanın kollektif görünüşlerini kapsar.

Spinoza’ya göre insan zihni, doğanın bütünü algılayan sonsuz düşünme yetisi diye tanımladığı evrensel zihinin bir parçasıdır. Evren sonsuz bir ölçekte üreyip sürekli olarak yer kaplarken bir yandan da zihni ile kendini algılamaktadır. Evrenin küçük bir örneği, parçası olan insan da kendi zihniyle evrenin yanısıra kendi bedenini de algılar.

İnsan zihni bir şeyi dış etkenlerin belirlemesi sonucu ya da rastlantısal olarak algıladığında ne kendisi, ne de kendi dışındaki cisimler hakkında tam bilgi edinemez. Algılama yoluyla edindiğimiz bu bilgi zorunlu olarak eksik olacaktır. Buna karşılık zihin kendi içinden belirlendiğinde, yani şeyler aralarındaki benzerlik, fark ve karşıtlıkları da hesaba katarak ele aldığında onlara açık ve seçik bir biçimde bakıyor olacaktır.

Corona örneğinde çevremizde hastalanan insanların durumunu görmemiz, ölümlere şahit olmamız bizi etkiler. Ancak kendi bedenimizi objektif şekilde algılamayı başardıktan sonra, basit önlemlerle (ellerimizi sabunla 20 saniye yıkama, maske takma, sosyal mesafeye dikkat etme vb) hastalığa yakalanma riskimizin minimuma indiğini bilinçli zihnimiz kavrayacaktır.

Budizm’de “Zihin hazzın, düşüncenin, arzunun doğasını anladığında kendini ve asıl yaradılışını tanıma fırsatı verir” denmektedir. İnsan bir kere zihnini derinlemesine tanıdı mı, bir daha kaba düzeydeki eski durumuna dönmez. İçgörü, sevgi, şefkat, sevecenlik duyguları uyandığında gerçek özgürlüğe, bağımsızlığa götüren kapıdan geçtiniz demektir. Bunu gerçekleştiren kişinin zihni her türlü hazır formülün, mutlak doğrunun, şaşmaz gerçeğin, kusursuz kurtarıcının prangalarından kurtulmuştur.

Kendi oluşturduğumuz doğru, eğri; haklı, haksız; uygun, uygunsuz gibi önyargılar, düşünce kalıpları, kavramlar gökteki ayın parlaklığını görmemizi engelleyen bulutlar gibidir. Bulutlar bir kere sıyrıldı mı, anlarız ki ay bulutların arkasında olsa da hep vardı ve ışıklarını yaymaktaydı.

İnsan zihnini nasıl tanıyabilir?

Meditasyon yaptığımız, ya da gözlerimizi kapayıp düşünceye daldığımız zaman dilimi günlük yaşamdan uzaklaştığımız, zihnin hiçbir şeyle uğraşmadığı zamandır. Bu, gözlem zamanıdır. Krishnamurti, “Ancak uğraşmakta olmayan zihin gözlemleyebilir” demektedir. Serbest gözlem, öğrenme hareketidir. Bu etkinlik, zihni mekanik olmaktan kurtarır.

Meditasyon ile kazanılan içgörü ve farkındalık insanın hem özgür bir birey, hem de evrenin bir parçası olduğu hakikatini anlamasını sağlar. Böylece zihin tamamıyla “olan”’la kaldığında bütün enerjisine sahip olarak bu hakikati gözlemler. Hakikati görmek, aynı zamanda kendi bilgeliğini görmek demektir. Bu bilgelikten günlük yaşamda işleyecek, karmaşa yaratmayacak bir zeka çıkacaktır. Bu zeka, her türlü korkuyu, hastalanma korkusunu, ölüm korkusunu gündem dışı bırakır.

Zihniyle gözlem yapıp öğrenebilen insanın zekası ona her zaman, Corona zamanında da sağlıklı, yalın ve mutlu bir yaşamın kapılarını açacaktır.

Jin.Op.Dr. Melih Üstün (ustunmelih@gmail.com)