Yazdır

Kaybettiğiniz Kilonuz Mu Sağlığınız Mı?

Günümüzde neredeyse herkes hayatının bir döneminde vücut ağırlığıyla ve beden ölçüleriyle ilgili memnuniyetsizliğine çare aramıştır. Kimileri tatsız tuzsuz formuller denemiş kimileri günlerce aç gezmiş fakat sonuç ne yeterli ne de kalıcı olmuştur.

Günümüzde neredeyse herkes hayatının bir döneminde vücut ağırlığıyla ve beden ölçüleriyle ilgili memnuniyetsizliğine çare aramıştır. Kimileri tatsız tuzsuz formuller denemiş kimileri günlerce aç gezmiş fakat sonuç ne yeterli ne de kalıcı olmuştur.

Kuşkusuz hepimiz sağlıklı, zinde, fit ve aynaya baktığımızda bizi memnun eden bir bedene sahip olmak isteriz. Fakat maalesef çoğumuz bunun için çözümü dergilerde, internette, televizyon programlarında, magazin röportajlarında ararız. Her konuda doğru yanlış birçok görüş ve fikri tek bir tuşla önümüze seren teknolojinin neden olduğu bilgi kirliliğinden beslenme konusu da nasibini almıştır. 

Ülkemizde ve dünyada obezitenin gittikçe artması 'Popüler Diyet' diye adlandırdığımız, gazete ve dergi eklerinde bile karşımıza çıkan diyet listelerine olan talebin gün geçtikçe yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Bu diyetlerin özellikleri çok kısa sürede çok büyük değişimler vaat etmeleri gibi görünürken aslında sağlığı tehlikeye atmaları ve sonraki dönemlerde birçok ciddi sağlık problemlerine neden olmalarıdır. Dikkat çekici ve çarpıcı isimleri olan bu diyetleri reçete gibi uygulayıp sonuç bekleyenler kilo verdikleri süreden çok daha kısa sürede verdikleri kilonun çok daha fazlasını geri alıp ruhen ve bedenen yorulmuş ve yıpranmış olurlar. 

Kısa sürede verilen kilolar sonucu metabolizma hızında ciddi azalmalar meydana gelir. Aktar ve lokman hekimlerden derman arayıp bir bir toplanan otlarla yapılan detoks sıvıları ve diüretik karışımlarla vücuttan sıvı atımını arttıran diyetler tartıdaki kiloyu azaltsa da bu sadece sıvı kaybına bağlı sahte başarıdır. Önemli olan yağsız kütleyi ve kas dokusunu koruyarak yağ dokusunun azalmasıyla beraber gerçekleşen ağırlık kaybıdır. 

Çok düşük kalorili ve karbonhidrat ağırlıklı 'Bikini diyeti'; protein ağırlıklı ve yüksek kolesterollü 'İsveç diyeti'; yumurta ve peynirin dahi yasak olduğu 'Açlık diyeti'; her öğünde haşlanmış lahana suyu ve lahana çorbası tüketilen 'Lahana diyeti'; ortalama 300-400 kalorilik 'Holywood diyeti'; yüksek proteinli 'Atkins diyeti'; yağ alımını sıfırlayıp karbonhidratı arttıran 'Pritkin diyeti' ;sadece meyve, çay ve kahve tüketilen 'Beverly Hills diyeti' gibi diyetler tek yönlü ve tek bir besin öğesi ağırlıklı, çok düşük kalorili ve vücudun gereksinmesini karşılamayan şok diyetlerdir. Bu popüler diyetleri uzun dönem uygulayanlar kansızlık, anemi, adet düzensizliği, saç dökülmesi, ürik asit düzeyinde yükselme, cilt kuruluğu, sinirlilik, konsantrasyon eksikliği, baş ağrısı, kolesterol ve trigliserit değerlerinde artış, halsizlik, kalp çarpıntısı gibi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalırlar, kilo kaybetmek isterken sağlıklarını kaybederler. 

Uygulanan diyet programı kişiye özel olmalıdır. Herkesin kendi yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, boy uzunluğu, fiziksel aktivite ve fizyolojik durumu farklı olduğundan uygulanan beslenme programı da farklı olmalıdır. Kilo kaybetmek tek amaç olmamalıdır. Amaç enerji ve besin öğeleri yönünden yeterli ve dengeli beslenirken kas dokusu kaybına neden olmadan yağ kütlesini azaltmaktır. Kilo kaybı için uygulanacak beslenme programını kısa bir süre uygulayıp sonuç alınacak bir çözüm olarak görmek yerine sağlıklı yeterli ve dengeli bir beslenme davranışı kazanılmalı ve bu beslenme alışkanlığı devam ettirilmelidir. 

Bu nedenle diyetisyen yardımı almadan kısa sürede size ince ölçüler vaat eden şok diyetler uygulamamalı; size en uygun bireysel programı planlayacak beslenme ve diyet uzmanlarına danışmalı ve kilo kaybetmek için değil sağlıklı olmak için beslenmelisiniz.

Etiketler: Beslenme ve Diyet

İlgili İçerikler

Kaybettiğiniz Kilonuz Mu Sağlığınız Mı?
Diyetisyen Damla Gümüş, 19/06/2012


Günümüzde neredeyse herkes hayatının bir döneminde vücut ağırlığıyla ve beden ölçüleriyle ilgili memnuniyetsizliğine çare aramıştır. Kimileri tatsız tuzsuz formuller denemiş kimileri günlerce aç gezmiş fakat sonuç ne yeterli ne de kalıcı olmuştur.

Günümüzde neredeyse herkes hayatının bir döneminde vücut ağırlığıyla ve beden ölçüleriyle ilgili memnuniyetsizliğine çare aramıştır. Kimileri tatsız tuzsuz formuller denemiş kimileri günlerce aç gezmiş fakat sonuç ne yeterli ne de kalıcı olmuştur.

Kuşkusuz hepimiz sağlıklı, zinde, fit ve aynaya baktığımızda bizi memnun eden bir bedene sahip olmak isteriz. Fakat maalesef çoğumuz bunun için çözümü dergilerde, internette, televizyon programlarında, magazin röportajlarında ararız. Her konuda doğru yanlış birçok görüş ve fikri tek bir tuşla önümüze seren teknolojinin neden olduğu bilgi kirliliğinden beslenme konusu da nasibini almıştır. 

Ülkemizde ve dünyada obezitenin gittikçe artması 'Popüler Diyet' diye adlandırdığımız, gazete ve dergi eklerinde bile karşımıza çıkan diyet listelerine olan talebin gün geçtikçe yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Bu diyetlerin özellikleri çok kısa sürede çok büyük değişimler vaat etmeleri gibi görünürken aslında sağlığı tehlikeye atmaları ve sonraki dönemlerde birçok ciddi sağlık problemlerine neden olmalarıdır. Dikkat çekici ve çarpıcı isimleri olan bu diyetleri reçete gibi uygulayıp sonuç bekleyenler kilo verdikleri süreden çok daha kısa sürede verdikleri kilonun çok daha fazlasını geri alıp ruhen ve bedenen yorulmuş ve yıpranmış olurlar. 

Kısa sürede verilen kilolar sonucu metabolizma hızında ciddi azalmalar meydana gelir. Aktar ve lokman hekimlerden derman arayıp bir bir toplanan otlarla yapılan detoks sıvıları ve diüretik karışımlarla vücuttan sıvı atımını arttıran diyetler tartıdaki kiloyu azaltsa da bu sadece sıvı kaybına bağlı sahte başarıdır. Önemli olan yağsız kütleyi ve kas dokusunu koruyarak yağ dokusunun azalmasıyla beraber gerçekleşen ağırlık kaybıdır. 

Çok düşük kalorili ve karbonhidrat ağırlıklı 'Bikini diyeti'; protein ağırlıklı ve yüksek kolesterollü 'İsveç diyeti'; yumurta ve peynirin dahi yasak olduğu 'Açlık diyeti'; her öğünde haşlanmış lahana suyu ve lahana çorbası tüketilen 'Lahana diyeti'; ortalama 300-400 kalorilik 'Holywood diyeti'; yüksek proteinli 'Atkins diyeti'; yağ alımını sıfırlayıp karbonhidratı arttıran 'Pritkin diyeti' ;sadece meyve, çay ve kahve tüketilen 'Beverly Hills diyeti' gibi diyetler tek yönlü ve tek bir besin öğesi ağırlıklı, çok düşük kalorili ve vücudun gereksinmesini karşılamayan şok diyetlerdir. Bu popüler diyetleri uzun dönem uygulayanlar kansızlık, anemi, adet düzensizliği, saç dökülmesi, ürik asit düzeyinde yükselme, cilt kuruluğu, sinirlilik, konsantrasyon eksikliği, baş ağrısı, kolesterol ve trigliserit değerlerinde artış, halsizlik, kalp çarpıntısı gibi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalırlar, kilo kaybetmek isterken sağlıklarını kaybederler. 

Uygulanan diyet programı kişiye özel olmalıdır. Herkesin kendi yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, boy uzunluğu, fiziksel aktivite ve fizyolojik durumu farklı olduğundan uygulanan beslenme programı da farklı olmalıdır. Kilo kaybetmek tek amaç olmamalıdır. Amaç enerji ve besin öğeleri yönünden yeterli ve dengeli beslenirken kas dokusu kaybına neden olmadan yağ kütlesini azaltmaktır. Kilo kaybı için uygulanacak beslenme programını kısa bir süre uygulayıp sonuç alınacak bir çözüm olarak görmek yerine sağlıklı yeterli ve dengeli bir beslenme davranışı kazanılmalı ve bu beslenme alışkanlığı devam ettirilmelidir. 

Bu nedenle diyetisyen yardımı almadan kısa sürede size ince ölçüler vaat eden şok diyetler uygulamamalı; size en uygun bireysel programı planlayacak beslenme ve diyet uzmanlarına danışmalı ve kilo kaybetmek için değil sağlıklı olmak için beslenmelisiniz.

Caferağa Mh. Sivastopol Sk. No:12 34710 Moda Kadıköy / İstanbul T. 0850 33 34938
Diyetkolik.com Logo