Yazdır

Probiyotik Ve Prebiyotikler

Sindirim sisteminde bulunan organların toplam yüzey alanı, neredeyse bir tenis kortu ile aynı büyüklüktedir (200 - 250 m2) ve bu sistem, sağlığımızı doğrudan etkileyen yararlı, zararlı ve nötr etkilere sahip; toplam ağırlıkları 1-1,5 kg arasında değişen, 500’den fazla türde yaklaşık 100 trilyon (!) mikroorganizmayı barındırır. Sağlığımızı korumak ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için, bu yararlı ve zararlı bakteriler arasında denge kurmamızı sağlayan ögeler ise probiyotikler ve prebiyotiklerdir.

Probiyotikler - Dost Mikroorganizmalar

Probiyotikler, ağız yoluyla alındığında sağlık üzerine yararlı etkileri olan canlı mikroorganizmalardır. Probiyotik, Yunanca kökenli “yaşam için” anlamına gelen bir sözcüktür. Patojen (hastalık yapan) bakterileri kontrol etmek için, patojen olmayan (hastalık yapmayan) bakterilerin kullanılması olarak da açıklanabilir.

Probiyotikler, kalın bağırsak çeperinde kolonize olurlar ve özellikleri;

Antibakteriyel Özellik

Bağırsak florasını düzenleyerek ve bağışıklık sistemini uyararak, patojen mikroorganizmaların o bölgeye yerleşip hastalığa (ishal, kabızlık, bazı kanser türleri... vs.) yol açmasını engelleme,

Antioksidant Özellik

Hastalıkları önleme,

Antiallerjenik Özellik

Besin allerjisi riskini azaltma şeklinde sıralanabilir.

Probiyotikler, aynı zamanda birçok besin ögesinin biyoyararlılığını artırır. Kalsiyum emilimini artırarak, sağlıklı kemik gelişimini destekleme; K vitamini ve B grubu vitaminlerin, kalın bağırsaktaki sentezlerinde önemli rol oynama buna örnek verilebilir.

Probiyotikler, yoğurt ve diğer fermente gıdaların içeriğinde bulunmaktadır. Özellikle kefir, probiyotik içeriğiyle dikkat çeken doğal bir besindir. Son yıllarda gıda endüstrisindeki gelişmeler neticesinde; içeceklere, bebek mamalarına ve tablet ya da kapsül şeklindeki supplamentlere (besin desteği) probiyotikler ilave edilerek, besinler zenginleştirilmektedir.

Prebiyotikler - Dost Mikroorganizmaların Besini

Prebiyotikler, probiyotiklerin çoğalmasını sağlayarak, vücuttaki aktivitelerini destekleyen ve sindirim sistemi boyunca vücutta emilmeden kalın bağırsağa gelen, buradaki yararlı bakterilerin gelişimini ve aktivitelerini olumlu yönde etkileyen, karbonhidrat türevli besin kaynaklarıdır. Yani probiyotiklerin besini prebiyotiklerdir.

Prebiyotikler, bazı besinlerde doğal olarak bulunur; soğan, sarımsak, pırasa, bezelye, hindiba, enginar, buğday, arpa, çavdar, muz, yer elması, kuşkonmaz, domates ve soya fasulyesi gibi. Ayrıca, yine gıda endüstrisindeki gelişmelerle, prebiyotikler fonksiyonel bileşenler olarak, süt ürünleri (meyveli/sade yoğurtlar, dondurulmuş sütlü tatlılar), bisküvi, kek, toz puding gibi ürünlere eklenerek besinlerin zenginleştirilmesinde kullanılmaktadırlar.

Vücudumuzdaki biyoyararlılıklarını arttırmak için, probiyotikler ve prebiyotiklerin bir arada kullanılmasına sinbiyotikler denilmektedir. Vücutta oluşan enfeksiyonlar, bağışıklık sistemini etkilemekte ve hastalıklara olan yatkınlığı arttırmaktadır. Diğer taraftan, antibiyotik kullanımı, vücuttaki mikroorganizma dengesini bozmaktadır. Bu noktada sinbiyotiklerin dengeyi sağlayarak sağlığı geliştirmeleri dolayısıyla beslenmedeki yeri göz ardı edilmemelidir.

Probiyotik Ve Prebiyotikler
Uzman Diyetisyen Pınar Hamurcu, 15/01/2014


Sindirim sisteminde bulunan organların toplam yüzey alanı, neredeyse bir tenis kortu ile aynı büyüklüktedir (200 - 250 m2) ve bu sistem, sağlığımızı doğrudan etkileyen yararlı, zararlı ve nötr etkilere sahip; toplam ağırlıkları 1-1,5 kg arasında değişen, 500’den fazla türde yaklaşık 100 trilyon (!) mikroorganizmayı barındırır. Sağlığımızı korumak ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için, bu yararlı ve zararlı bakteriler arasında denge kurmamızı sağlayan ögeler ise probiyotikler ve prebiyotiklerdir.

Probiyotikler - Dost Mikroorganizmalar

Probiyotikler, ağız yoluyla alındığında sağlık üzerine yararlı etkileri olan canlı mikroorganizmalardır. Probiyotik, Yunanca kökenli “yaşam için” anlamına gelen bir sözcüktür. Patojen (hastalık yapan) bakterileri kontrol etmek için, patojen olmayan (hastalık yapmayan) bakterilerin kullanılması olarak da açıklanabilir.

Probiyotikler, kalın bağırsak çeperinde kolonize olurlar ve özellikleri;

Antibakteriyel Özellik

Bağırsak florasını düzenleyerek ve bağışıklık sistemini uyararak, patojen mikroorganizmaların o bölgeye yerleşip hastalığa (ishal, kabızlık, bazı kanser türleri... vs.) yol açmasını engelleme,

Antioksidant Özellik

Hastalıkları önleme,

Antiallerjenik Özellik

Besin allerjisi riskini azaltma şeklinde sıralanabilir.

Probiyotikler, aynı zamanda birçok besin ögesinin biyoyararlılığını artırır. Kalsiyum emilimini artırarak, sağlıklı kemik gelişimini destekleme; K vitamini ve B grubu vitaminlerin, kalın bağırsaktaki sentezlerinde önemli rol oynama buna örnek verilebilir.

Probiyotikler, yoğurt ve diğer fermente gıdaların içeriğinde bulunmaktadır. Özellikle kefir, probiyotik içeriğiyle dikkat çeken doğal bir besindir. Son yıllarda gıda endüstrisindeki gelişmeler neticesinde; içeceklere, bebek mamalarına ve tablet ya da kapsül şeklindeki supplamentlere (besin desteği) probiyotikler ilave edilerek, besinler zenginleştirilmektedir.

Prebiyotikler - Dost Mikroorganizmaların Besini

Prebiyotikler, probiyotiklerin çoğalmasını sağlayarak, vücuttaki aktivitelerini destekleyen ve sindirim sistemi boyunca vücutta emilmeden kalın bağırsağa gelen, buradaki yararlı bakterilerin gelişimini ve aktivitelerini olumlu yönde etkileyen, karbonhidrat türevli besin kaynaklarıdır. Yani probiyotiklerin besini prebiyotiklerdir.

Prebiyotikler, bazı besinlerde doğal olarak bulunur; soğan, sarımsak, pırasa, bezelye, hindiba, enginar, buğday, arpa, çavdar, muz, yer elması, kuşkonmaz, domates ve soya fasulyesi gibi. Ayrıca, yine gıda endüstrisindeki gelişmelerle, prebiyotikler fonksiyonel bileşenler olarak, süt ürünleri (meyveli/sade yoğurtlar, dondurulmuş sütlü tatlılar), bisküvi, kek, toz puding gibi ürünlere eklenerek besinlerin zenginleştirilmesinde kullanılmaktadırlar.

Vücudumuzdaki biyoyararlılıklarını arttırmak için, probiyotikler ve prebiyotiklerin bir arada kullanılmasına sinbiyotikler denilmektedir. Vücutta oluşan enfeksiyonlar, bağışıklık sistemini etkilemekte ve hastalıklara olan yatkınlığı arttırmaktadır. Diğer taraftan, antibiyotik kullanımı, vücuttaki mikroorganizma dengesini bozmaktadır. Bu noktada sinbiyotiklerin dengeyi sağlayarak sağlığı geliştirmeleri dolayısıyla beslenmedeki yeri göz ardı edilmemelidir.

Caferağa Mh. Sivastopol Sk. No:12 34710 Moda Kadıköy / İstanbul T. 0850 33 34938
Diyetkolik.com Logo